subHeader_l

 Gönül Sohbetleri - Cilt IX                                                                          Sabri Tandoğan

 

Tevhidî Düşünceyi Günlük Hayatımızda Yaşamak

Bütün kâinat, insanıyla, hayvanıyla, bitkisiyle, cemâdatıyla bir bütündür. Bu bütünün parçaları arasında da hem sürekli bir etkileşim, hem muhteşem bir âhenk vardır; yani parça bütün ilişkisi tüm evrende âhenkli bir şekilde sürüp gider. Evreni ya­şayan dev bir organizmaya benzetebiliriz. Bu büyük organiz­manın her yönü tıpkı bir insanın organları gibi birbiriyle ilişki içindedir ve birbirini etkiler. Atmosfer, okyanuslar, kara parçaları devamlı birbiriyle etkileşim halinde hayatı sürdürmeye çalışırlar. Tabiat âlemi fiziksel, kimyasal ve biyolojik binlerce etkenin birbiriyle ilişki içerisinde olduğu, muhteşem bir yaşam sistemidir. Bu sistem gözle görülemeyen ancak mikroskopla varlığı an­laşılan en küçük bir böcekten,·üç buçuk tonluk koskoca bir file, minicik bir bitkiden, dev bir çınar ağacına kadar her şeyin son derece önemli olduğu bir ilişkiler ağıdır. Doğadaki her şey tıpkı bir örümcek ağı gibi birbiriyle bağlantılı... İnsanoğlu da bu muhteşem senfoninin bir notası.


Allah’ın kâinata tecellisi, en küçüğünden en büyüğüne ka­dar, her varlıkta görülüyor. Her varlık dış görünüşleri farklı da olsa, mahiyeti, üç özelliği bakımından O’nun bir zuhûru, tecellisi. Büyük Yunus ne güzel anlatıyor, bu muhteşem gerçeği herkesin anlayabileceği bir dille, ne güzel, ne rahat söylüyor: “Cümle yerde Hak nâzır, göz gerektir göresi.” Kur’an-ı Kerim’de “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır. buyruluyor. Yine Yunus:


Cümle bir O’nu birler, cümleler O’na gider


Cümle dil O’nu söyler, her bir tebdil içinde


Burada tebdil “başka kılığa girme” anlamında kullanılıyor. Var­lıklar dış görünüş itibariyle farklı kılığa girmiş olsalar da, aslında kâinatta bulunan her şey öz olarak aynı. Atomdan galaksiye, hücreden insana kadar her şey evrende Allah’ın birliğini mey­dana getiriyor. Neticede onsekiz bin âlemin hepsine hayat ve­ren aynı kaynak. “Allah ol dedi ve oldu.”


İslâm tasavvufuna göre evren, Allah’ın tecellisinden ibaret. Allah kendi güzelliğini görmek için evrene tecelli etti. Yaratıcının çiçekte, ağaçta, denizde, insanda, kuşta görüntüsü söz konusu. Allah’ın tecellisi evrenin her köşesine yansımış, her ne ki yaratılmıştır, bir sebebi, bir hikmeti vardır. Allah gereksiz yere bir zerre yaratmaz. Dindar bir Fransız âlimi, evrene sonsuz bir saygıyla, hayranlıkla bakar bakar da, “Allah’ım her şey iyi, güzel, mükemmel, ama yarabbi şu fareleri niye yarattın? Bir türlü aklım almıyor, içime sindiremiyorum dermiş” ve onlardan tiksinmeye devam edermiş. Bir gece rüyasında kendisine fareler hakkında araştırmalar, incelemeler yapması ve sonunda bir kitap hazırlaması söyleniyor. Fransız âlimi yirmi yıl çalıştıktan sonra, büyük bir kitap hazırlıyor ve “fareler olmasaydı, tabiat nizâmı aksardı” diyor. Evren iç içe girmiş bir dengeler sistemi.


Onsekizinci yüzyılın ortasında, Paris şehrini yönetenler, çoğalan kedilerin öldürülmeleri için bir karar alırlar. Uygulama başlar, kediler öldürülür ama daha büyük bir felâket ortaya çıkar. Fare sayısı hızla artar ve kenti fareler istilâ ederler. Doğada ilâhi bir denge vardır. Yaratılan her şey ilâhi denge içinde bir rol ve görev üstlenmiştir. Her şey bu dengenin bir unsurudur ve birbirini tamamlar niteliktedir. Doğadaki varlık­lardan birine bile zarar verdiğimizde, diğerlerine de zarar vermiş oluruz. Fatih Kanunnamesinde, gereksiz yere bir ağacı kesenin, başının kesileceği yazılıdır.


Bir insan kalbi kıran bütün insanlığı incitmiş gibidir. Bazen bıçak yarası unutulur ama, kalp yarası unutulmaz. Yunus:


“Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil,


Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil” der.


Bazen bir tebessüm bütün dünyayı dolaşır. Bazen sert, kaba, alaycı bir bakış, hassas bir insanın ölümüne sebep olabilir. Vehbi Koç’a sormuşlar, “bu kadar servete nasıl sahip oldun?” demişler. “Bunun sırrı nedir?” Rahmetli gülmüş, “çok basit” demiş, “ilk bir lirayı kazanarak.” Dağ dediğimiz birleşen atomlardan başka nedir?


Eğer bir kimse ailesi ile gittiği piknik yerini, dönüşünde savaş alanına çevirmişse, arabasının küllüğünde biriken sigara izma­ritlerini, hiç utanmadan, sıkılmadan, caddenin ortasına boşal­tabiliyorsa, o kimse insanlıktan nasibini almamış bir zavallıdır. Eğer ona “hayvan” dersek, hiç şüpheniz olmasın, yarın hay­vanlar bizden davacı olurlar. Uyum, bir bütünün parçaları arasındaki âhenkli ilişkidir. İnsanın idraki yükseldikçe evrene daha kolay uyum sağlar.


Hayatın akışı içinde, insan her şeyi kendinde aramalıdır. Olayların ardında saklı hikmeti anlayan insanlar için, kağnının gıcırtısından, sineğin vızıltısına kadar her şeyin bir anlamı vardır ve ondan ders alabiliriz. İnsanda görecek göz, işitecek kulak ve hissedecek kalp varsa, her zerre bizi Hakk’a götüren bir Cebrail olabilir. Önemli olan, zıt gibi görünen varlıklar arasındaki birliği idrak edebilmek, tevhit gerçeğine ulaşabilmektir. Pilin artı ve eksi uçları zıt gibi görünse de, onlar bir bütünün iki unsuru olup, birbirlerini tamamlarlar. Eğer bir pilin iki ucu da artı veya iki ucu da eksi olursa, transistörlü radyomuzun çalışması imkan da­hilinde olur mu? Her iki uç birbirini tamamlayarak, hizmete ve­sile oluyor. Aynı şekilde gece-gündüz, tatlı-tuzlu, sağlık-hastalık, hayat-ölüm birbirini tamamlayan unsurlar değil midir? Nice bir­biriyle çelişir gibi gördüğümüz durumlar, olaylar aslında bizim noksan görüşümüzden kaynaklanmıyor mu? Hayata tevhidin nurlu ışığında bakanlar daima memnun, mes’ut ve bahtiyar olarak yaşarlar. Tevhit düşüncesi sadece kafamızda bir bilgi olarak kalmayıp, aile hayatımızda, meslek ve sosyal yaşa­mımızda uygulanıp, yaşantı haline dönüştüğü zaman, bütün günlerimiz renk dolu, ışık dolu, şiir dolu olarak geçecek, “O senden razı, sen ondan razı olarak dön Rabbine” emri ilâhisi gerçekleşecektir.


Allah cümlemize iman ile yaşayıp, iman ile çene kapamayı nasip etsin.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

 

Geri Dön

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]