Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sayın Mukarreb Hanım’dan aldığımız sunum
Gönderen : Mukarreb
Tarih : 4/18/2009 12:23:43 AM


 


 


Saygıdeğer Hocam;


 


        Allahın selamı, rahmeti ve bereketi sizin ve tüm gönül dostlarının üzerine olsun, efendim. Geçen gün, eşimle konuşurken, beni davranışlarıyla incitmiş olan yaşlı bir karı koca hakkında konuşmuştum.Her ne kadar incinmiş olsam da bu yaptığım gıybetti ve incinmiş olmam, asla gıybet etmeyi mazur hale getirmezdi.Gıybet, Allah'ı yarattıklarına bir nevi şikayetti.Ah keşke ! Bizi kıran, incitende dahi Allahın takdirinin gerçekleştiğini görebilsek, gıybet ederken aslında Allah'ı şikayet ettiğimizin o an farkına varabilsekte, hemen bu hatadan dönebilsek, ...Konuşmam bittikten sonra içim çok sıkıldı. O gece rüyamda, bir restorandaydım. Bir yaşlı çift orada yemek yiyordu, onlara dilediğinizi yiyin, hesabınızı ben ödeyeceğim, dedim.Sevindiler.Ama, iş hesap ödemeye geldiğinde, öyle kabarık bir fatura gelmişti ki. 700 Lira, içki dahi içmişler bu kadarı da pes diyordum. Restoran sahibine, beyefendi az önce yemek yiyen bir müşterinin hesabını da ben ödedim.Bunda bana bir kolaylık yapsanız diyordum, çünkü cüzdanımda bu faturayı ödeyecek para kalmamıştı. İçim yanarak uyandım.Kendi hesabını ödediğin gibi bir de gıyabında konuştuklarının hesabını da sen vereceksin deniliyordu, sanki. Eyvah!!! Ben ne yaptım , dedim. Resullullah Efendimizin sahabeye yönelttiği soru çınlıyordu kulaklarımda “Müflis kimdir bilirmisiniz??Müflis kimdir??” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre, müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla, tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan; sövdüğü, zina isnadında bulunduğu, haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. İşte müflis budur.” Allahım, müflislerden olmaktan sana sığınırız diyordum ama içim volkan gibi kaynıyordu.


 


            Bir zamanlar gafletteyken, işlediğim kusur ve günahlar hiç böyle yakmazdı. Ama, şimdi her yaptığım kusur ve günah beni öyle güçlü bir nedametle yakıyor ki…Rahatlamak için, Odanın camından dışarıda masmavi uzanan denize bakarak, Hz. Yunus'un duasını sesli olarak zikrediyordum “La ilahe illa ente subhaneke ,inni küntü minezzalimiyn”(Rabbim! Sensin ilah, Senden başka ilah yok!Senin şanın yücedir.Bense kendime zulmettim,yazık ettim.Affını bekliyorum Rabbim!)...Yaşlar süzülmeye başlıyor ve Hıçkırıklar içersinde yalvarıyordum Rabbime;
 


         "Ey güzeller güzeli, canımın Cananı, huzurunda boynum bükük, acz ve utanç içindeyim.Hatalarım ve günahlarım kalbimi o derece yakıyor ki eğer gözlerimden akan şu rahmetin icabı gözyaşları olmasa yanıp kül olacağım sanki …


 


           Ey varlığımın hakikati, beni yoktan var edip sayısız nimetlerle donatan Alemler Rabbi Allahım! Ben sana layık kul olamadım.İhsan ettiğin ilimle amil olamadım, ibadet ve taatim , şükrüm az fakat, günahım o kadar çok ki…Cahiller hatayı işlediklerinde diyebilirler, Ya Rabbi ben bunun hata olduğunu bilemedim affet, diye…Ya ben ne söyleyebilirim?? Ne bahane uydurabilirim?? Ey gafururrahim olan Rabbim…Sen gizli ve aşikar olanı, kalplerde gizleneni bilensin. Diler beni affeder, dilersen cezalandırırsın.Ya Rab! beni üzen ve korkutan cehennemine düşmek ya da Cennetinden azledilmek değil, günahlarım sebebiyle senden uzak kalmak…Sana bir canım değil bin canım feda olsun, yeter ki beni senden ayırma…Kalbimde masivaya ait sevgilerden ne varsa sök at, orada senin ve resulünün aşkından gayrısı filizlenmesin.Beni senden ayrı düşüren tüm olumsuz düşünce ve fiillerden muhafaza et, kendi ahlakınla ahlaklandır…"Amin


 


             Şemseddin YEŞİL Efendi “Amelsiz ilim gönül yüküdür” der. Hem de öyle bir yük ki, bunu taşıyan bilir. Hafızamda yüzlerce ayet ve hadis var ama bunların hangisinin hakkını verebildim?? Cuma suresinde ilmiyle amil olmayanları kitap yüklü eşeklere benzeten ayeti işittiğimde hep yüreğim sızlar.Yunus’un


 


İlim ilim bilmektir,


İlim kendin bilmektir,


Sen kendini bilmezsin


Ya nice okumaktır.


 


                Mısraları yüreğimi daha bir yakar.Diyeceksiniz ki, madem kendin yaşamazsın ilmince, ne diye öğüt verirsin insanlara…Haklısınız belki, ama her şeye rağmen insanları iyiye sevkedip, kötülükten alıkoymaya çalışmak her müminin vazifesi. Hem de bu siteyi takip eden öyle pırlantalar var ki; belki yazdığım bir sözden etkilenerek veya benim halimden ibret alarak kendilerine güzel yollar çizmelerinde vesile olurum ümidiyle yazıyorum. Ben bu halim için gece ve gündüz gözyaşlarıyla yalvarmadayım. Bazen aynı hatalara tekrar düştüğümde diyorum nefsime “Ey Gafil nefsim, bu alemde senden daha cahil ve daha ahmağı olabilir mi? İnsan aynı hatayı bir çok kez yapar mı??” diye…Bazen halimden ümidimi yitirecek gibi oluyorum, insan bile bile kendini nasıl ateşe atar? diyorum. Ama mümine ümit kesmek yaraşmaz. Hem ümit kessek gidecek başka kapı mı var, Haktan gayrı?? Ben Allah’ın yoluna canımı, gönlümü koymuşum, ölmek var dönmek yok bu yoldan…MAŞUK diler kapılarını açar AŞIĞINI içeri buyur eder, dilemezse bu AŞIK bir kez MAŞUKUNU görebilirim ümidiyle onun kapısında canını teslim eder.


 


                Hocam mübarek ellerinizden öper, size , Çiğdem Hanıma ve tüm gönül dostlarıma en içten sevgi, saygı ve selamlarımı sunarım.Allah cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.


 


Allah’a emanet olunuz.


 


Mukarreb


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]