Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: Bu sabah hissettiklerim
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 11/12/2006 3:43:40 AM


Sayın Özden Çiçek,


11.10.2006 tarihli mailinizi aldım. Mevlana bir şiirinde Şems için


“Gözümün nuru geldi,


Dizimin feri geldi


Bir taneydi o mah,


Ansızın çıkageldi”


diyor. Sizin mailiniz de öyle oldu. Gelişiyle beraber karanlıklar ışıdı, güzellikler parladı, her taraf ışıkla doldu. Yarabbi, bir mailde hayatın güzelliğini, ihtişamını, varoluşun çıldırtıcı oluşumunu ne fevkalade anlatmışsınız. Evet efendim, acısıyla, tatlısıyla, güzeliyle, çirkiniyle dün gelmiş geçmiş, artık gidenler için, bitenler için yapılacak hiçbirşey yok. Gelecek meçhul, bilinmiyor. Neler getirecek, neler götürecek. Gaibi yalnız Allah biliyor. Gaibi zorlamak, birşeyler çalmaya gayret etmek de boş bir çaba. Onun için falcılık, medyumluk İslamla bağdaşmıyor. O hep, gaib olarak kalacak ve onu yanlız Cenab-ı Hak bilecek. Hayatın güzelliği biraz da bu meçhullerden doğmuyor mu? Peki geriye ne kalıyor, sadece, ama sadece yaşanılan an. Ve bu anın güzelliği, ihtişamı. Fazıl Hüsnü Dağlarca bir şiirinde


“Ve bir an yaşıyorum,


Bütün bir ömre bedel”


diyor. Önemli olan tek şey var: ne dün, ne yarın, sadece bugün. Sadece yaşanılan an, şimdi. Yapılacak iş şimdinin güzelliğini bütün varlığımıza aşkla, heyecanla sindirebilmek. Bir lokma ekmek yerken, bir yudum su içerken, bir mısra okurken, çiçek açan bir ağacı seyrederken


 


“Deli eder insanı bu dünya


Bu gece, bu yıldızlar, bu koku


Bu tepeden tırnağa çiçek açan ağaç”


 


derken ve severken duran bir bulutu, uçan bir kuşu, çöküp peynir, ekmek yediğimiz bir taşı ve bir insanı, insan ki kainatın özü, kainatın özünün kendinde toplandığı, bütün varlığın kendisi için yaratıldığı o büyük, o yüce varlık. Allahın “Ben insanın sırrıyım, insan Benim sırrım” dediği yüce, ürperten varlık, Hazreti İnsan, galiba herşey insan sevgisinde kilitleniyor. Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek, kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek, ta göklere kadar hem, hem Allah’a kadar sevmek...İşte bu noktada itirazlar geliyor, efendim diyorlar, falanca bizi kırdı, filanca incitti, filanca yanlış anladı, onu nasıl sevebiliriz? Bana kalırsa yanıldığımız, hata ettiğimiz ve arkasından pek çok şey kaybettiğimiz ince nokta burada. Geothe, “Güzel kız, seni seviyorsam sana ne?” diyordu. Yunus Emre,


 


“Bu dünya dopdolu kalleş, herbirinden bir ses gelir,


Hakkı gerçek sevenlere cümle alem kardeş gelir”


 


diyor. Ve arkasından “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” diyor. İşte insanları takıldıkları, yanıldıkları, hüsrana uğradıkları nokta burada. İş, bu çok hassas noktayı aşabilmekte. Bir atasözü vardır “Bir kere sürçtü diye bir atı vurmazlar” derler. Bizim de görevimiz, varoluş nedenimiz, hikmet-i vücudumuz karşı taraf ne derse desin, ne yaparsa yapsın yine onu sevmek, yine onun için dua etmek, yine onu aynı sıcaklıkla bağrımıza basmak. Ne diyordu Yunus


“Ben gelmedim dava için


Benim işim sevi işi


Dostun evi gönüllerdir


Gönüller yapmaya geldim”


Bizim de yapacağımız iş bu. Sevmek, daha çok sevmek, daha çok sevmek. Geothe gibi “Güzel kız, seni seviyorsam sana ne” diyebilmek. Yaşadığımız sürece dargınlığı, küskünlüğü, gücenikliği yanımıza yaklaştırmadan her durumda, herşeye rağmaen sevebilmek ve so ana geldiğini hissedince


“Sevginle gireceğim toprağa,


Sevginle çıkacağım topraktan”


diyebilmek.


Bunu yapabilenlere, başarabilenlere selam olsun bizden. Selam, sevgi ve saygı ile.


Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Bu sabah hissettiklerim Yazan Özden Çiçek
Cvp: Bu sabah hissettiklerim Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]