Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sayın Nermin Yılmaz Hanım'dan aldığımız sunum
Gönderen : Nermin Yılmaz
Tarih : 6/10/2010 9:35:53 AM


 


 


GÖNÜL SOHBETLERİ CİLT 1


 


Yüce Amaçlara,Yüce Duygularla Gidilir.


 


Bugün insanoğlu büyük bir dram yaşamakta, sürekli büyü­yen ve her gün daha girift, daha kompleks hale gelen yığınlar ortasında, an be an daha da yalnızlaşmaktadır. İnsan bu kaos, bu karmakarışıklık içinde, hayatın mânâsını kendi kendine bul­mak zorundadır. Bunun için de son derece dikkatli, uyanık, her şeye ilgili, her şeyi gözlemleyen bir insan olmamız gerekiyor. Kâinatın ve insanın sırlarına ancak sürekli, derin, sistemli bir düşünme ve araştırma cehdi ile ulaşılabilir. Kâinatı eğer kötü ve karanlık görüyorsak, bunun sebebini kâinattan çok kendimizde aramalıyız. İnsanların kaderini yapan, içinde yaşadıkları durum ve o durum karşısında almış oldukları tavırdır. Hiçbir durum ve seçme ötekine benzemez. Çünkü her an ve her insan yeni ve farklıdır. İnsan zekâsı âtıl bir halde durup dururken gelişmez. Engellerle karşılaşması lâzımdır. Dünyaya açılan, onu keşfe ve değiştirmeye çalışan insan, zekâ, bilgi, irâde ve yaşama sevinci ile dolar. Denilebilir ki, Allah, bu maddî kâinatı, insanın irâde ve zekâsını geliştirmek için yaratmıştır. Dünya karşısında korkak, âciz, pısırık ve tembel olanlar, dünyaya galebe çalamayanlar Allah’a ulaşamazlar. Varlık, inanılmaz, akıl almaz güzelliklerle, binbir sırla doludur. İnsana, akıl ve irâde yetenekleri bu sırları çözmesi için verilmiştir. Tabiatın güzelliği ancak huzur, sükûn ve düzen içinde tadılabilir. F.H. Dağlarca bir şiirinde, “ve bir an yaşıyorum, bütün bir ömre bedel” diyor. İşte insan bu anları çoğalta çoğalta bütün bir ömrü bir şiir, bir dua, bir ibâdet haline getirebilmelidir. Çağımızın en büyük eksikliği duygu ve sevgi eksikliği ve hayatın mânâsını kaybetmiş olmasıdır. Ulviyet duy­gusu bize günlük ekmek kadar lâzımdır. Allah bizi güzel olarak yarattı. Güzel olarak bu imtihan dünyasına gönderdi. Önemli olan bu güzelliği kaybetmemektir. Sait Faik, “her şey bir insanı sevmekle başlar” der. Önemli olan bir insandan, bir sevgiden yola çıkarak, yerdeki ufacık bir kum tanesinden, gökyüzündeki Samanyolu’na kadar bütün varlığı, sevgi ile, saygı ile kucakla­yabilmektir. İnsan evrensel sevgiye ulaşınca, bütün kâinat cen­net olur. Varoluşunun bilincine ulaşır. Ve o zaman, “sevmek devam eden en güzel huyum” der. Sevgi bütün kâinatı aydın­latan bir ışıktır. Sevgiyle bakır altınlaşır. Sevgi bütün kapıları açan, kâinatın altın anahtarıdır. Eğitim sadece kafayı değil, kalbi de, duyguları da, iç dünyamızı da terbiye etmelidir. Bizi vahşi ve ilkel yapan duygularımızdır. Duygularımızla mutlu veya mutsuz oluruz. Güzel sanatlar duygulara şekil, mânâ ve âhenk verir. İnsan, güzelliği başlı başına bir değer olarak tanımalı ve tat­malıdır. Bu onun, dünya ve hayattan zevk alması için, hava ve ekmek kadar lüzumludur. Kâinatta görülen her şeyin arkasında gizli bir mânâ vardır. Görüntülere aldanmamalı, görüntülerin ar­kasındaki gizli mânâyı aramalıdır. Hz. Muhammed gece ya­tarken, “Allah’ım, bana eşyanın hakikatini göster” diye dua edermiş. Yunus bir şiirinde, “seni deli eden şey, yine sendedir, sende” der. İnsan kendi içinde bir âlemdir. Onda hiçbir varlıkta olmayan bir ruh vardır. Kâinatın sırrı, belki de insanoğlunun için­dedir.


 


SABRİ TANDOĞAN


 


Çok değerli, çok yüce büyüğüm; benzerleriyle mukayese edilemiyecek olan çok kıymetli yazılarınızdan birini, site mensubu kardeşlerimle paylaşmak istedim.Hep birlikte bize anlatmak istediklerinizi anlar, yapmamız gerekenleri hayatımıza uygular, size layık evlatlar oluruz inşallah...


 


Sonsuz sevgi ve en derin saygılarımla ellerinizden öpüyorum.


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]