Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: Gül ile sohbet etmek
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 12/21/2006 3:01:21 AM


Sayın Abdullah Bey,
20.12.2006 tarihli mailinizi aldım. Efendim, gönderdiğiniz mail bizleri çok mutlu etti. Güzel bir üslupla çağımızın asıl meselesine ne güzel değinmişsiniz. Aslında bazı ekonomistlerin, sol görüşe sahip kimselerin iddia ettikleri gibi olay sadece iktisatla, maliyeyle ilgili değil. Malla, mülkle, parayla, pulla ilgili değil. Anadolu’da bir laf vardır, “Ağılda doğan kuzunun yaylada otu biter” diye. Allah, yarattığı her kulunun rızkını da beraber gönderiyor. Durun, acele etmeyin, hemen “Efendim, insanlar Afrika’da açlıktan ölüyorlar” diye ateşli nutuklar atmayın. Oralarda görev yapan bir hariciyeci arkadaşım anlatmıştı, önlerinden diyor nehir akıyor, nehirde sayılamayacak kadar çok balıklar gidiyor. Adamlar bırakın balık avlamayı, bir sepet tutsalar içi balıkla dolacak. Tembelliklerinden yapmıyorlar. Bekliyorlar ki UNESCO onlara gıda yardımı yapsın. Güzel kardeşim, sen dünyanın en güzel elma ağacının altında otursan, elini uzatıp koparmadıkça istediğin kadar açlık edebiyatı yap, kim inanır? Ekmek bile çiğnenmeden yutulmuyor. Manevi hayat da öyle. İnsanoğlu manevi duygularını, açlıklarını usulü dairesinde tatmin yoluna gitmiyor. Onu sigarayla, içkiyle, kumarla, fuhuşla, sapıklıkla doyuracağını sanıyor. Tıpkı susadıkça tuz yalayan insanlar gibi. Harareti, susuzluğu gittikçe artıyor. Daha bu dünyada iken cayır cayır yanarak ölüyor. Muhittin Arabi Hazretleri boşuna söylememiş
“Cehennemde odun yoktur, herkes odununu dünya hayataından koltuğunun altında kendi getirir” diye. Olay bu değerli kardeşim, biz bu dünya hayatında yaşarken ne acı birşey dünya cennetini bir yana bırakıyor, dünya cehennemini seçiyoruz. Hayat, yaşamak, varoluş o kadar güzel ki bütün kainat inanılmayacak güzelliklerle dolu. Dağlar, denizler, gökyüzü, bulutlar, ağaçlar, kuşlar, çiçekler, kelebekler güzel, çok güzel, inanılmayacak kadar güzel. Bizler nefsimize uyuyor, bu güzeliklere sırtımızı çeviriyoruz. Biz bizi mutsuz edecek, huzursuz edecek ne kadar durum varsa onların peşinde koşuyoruz. Sonra da bu dünya hayatında yüzümüz gülmeden, batsın bu dünya, Tanrım beni baştan yarat, mezarımı taştan oyun diye pis pis arabesk edebiyatı yapıyoruz. Hayır kardeşim, yanılıyorsun, bu dünya kötü değil, bu dünya batası değil. Bu dünya aklın, hafsalanın, idrakin, izanın alamayacağı sonsuz güzelliklerle dolu. Allah ne güzel insanlar göndermiş, büyük peygamberler, veliler, büyük alimler, düşünürler, devlet adamları...önemli olan bu büyüklüklerin, yüceliklerin, güzelliklerin farkında olarak onların yolunda yürümeye çalışmak. Çok eski zamanlarda insanlar hamamda kille yıkanırlarmış. Bir gün bir adam hamama gidiyor, kil istiyor. Yıkanmaya başlıyor, biraz sonra kilden mis gibi bir gül kokusu geliyor. Adam hayretler içinde kile soruyor, “Sen”, diyor, “bir topraksın, nasıl oluyor da bu kadar güzel kokuyorsun”. Kil cevap veriyor, “Evet efendim”, diyor, “ben bir topraktım, ama birgün yolum düştü gülü ziyarete gittim. Üç gün gül ile beraber sohbet ettik. Buyurduğunuz gibi eğer bir kokum varsa ordan geliyor”.
Değerli kardeşim, Allah bizlere de güllerle beraber olmayı, onlarla sohbet etmeyi nasip etsin. Selam, sevgi, saygı ile.
Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Gül ile sohbet etmek Yazan Abdullah
Cvp: Gül ile sohbet etmek Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]