Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: Ne ekersen onu biçersin
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 1/24/2007 9:17:23 AM


 


Sayın Fatmagül Hanım,


23.1.2007 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, muharrem ayının önemini belirten mailin bizleri çok duygulandırdı. Son derece önemli bir ay. İnsanlık tarihinin köşe taşlarından biri. Zulme karşı, taasuba, hurafeye karşı, körü körüne putperest inançlara karşı duyan, düşünen, hisseden kalpleri Allah aşkıyla, Peygamber aşkıyla çarpanların başkaldırması dünyanın en muhteşem olaylarından biri değil miydi? Buradan bizim, hepimizin, yeryüzündeki bütün insanların alacağı çok önemli dersler vardır. Bunlardan biri de vicdan özgürlüğüdür. Ölüm pahasına da olsa vicdanını zincirlemek isteyen insanlara karşı alınan tavır gerekirse canını, hayatını ortaya koyarak mücadele etmek vazifelerin en asilidir. Peygamberimiz Medine’ye yerleşiyor. Bu hicret olayı hepimiz için her an düşünülmesi, incelenmesi, üzerinde durulması gereken bir olaydır. Bizler de kendi günlük hayatımız içinde hicreti yaşamak bilincine ulaşmalıyız. Kötü olandan, zararlı olandan iyiye, güzele gidiş de bir hicret değil midir? Hepimiz bu konuda çok dikkatli olmak zorundayız. Gerek bedeni alışkanlık, itiyatlarımızdan, köleliklerimizden uzaklaşmak durumundayız. İçki, sigara tiryakiliği bir kölelikten başka nedir? Bunun gibi kinden, nefretten, sevgiye geçiş, saygısızlıktan edebe geçiş hep birer hicret değil midir? Kıymetli yavrum, bu misalleri sabaha kadar sıralayabiliriz. Önemli olan hakim fikirlerdir. Parolamız hep daha iyiye, daha güzele, daha medeni olana, daha ileri olana gidiş olmalıdır. Çünkü yüce Resulümüz iki günü birbirine eşit olmayı bize yasaklamıştır. Herbirimiz elimizden geldiği kadar kendimizi yetiştirmeye, olgunlaştırmaya mecburuz. Mehmet Akif,


“Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır” diyor.


Hepimiz, kadın, erkek, genç, ihtiyar el ele vererek önce başımızın üzerinde Demokles’in kılıcı gibi duran şu dış borçlar belasından kurtulmalıyız. Bu son derece, basit kolay bir iş. Ama önce adamda mangal gibi yürek gerek. Japon başbakanı gibi “Ben, dış borçlarımız bitinceye kadar evimde çorbadan başka birşey yemeyeceğim, üzerimde gördüğünüz şu elbiseden başka bir elbise almayacağım” diyecek kadar nefsini terbiye etmiş, kendini vatanına, bayrağına adamış, şehit kanına saygılı devlet adamları gerek. İşte biz kendimizi yetiştirmek için, hayatın manasını anlamak, insana, insanın özüne ulaşmak için ölesiye çaba harcadığımız zaman bu devlet adamı kendiliğinden “spontane”  bir şekilde gelecek. Peygamberimizin “Sizler nasılsanız, ne haldeyseniz, başınıza da öyle devlet adamları gelir” Hadisini unutmayalım. İki sene evvel doktor Ferah Hanım’ın televizyonda gördüğü bir programı unutmayalım. Hatırlarsınız Konya’da bir mühendisin kızı oluyor. Çocukluk arkadaşları, okul arkadaşları tebrike geliyorlar. Mühendis bey onların önünde son derece saygılı bir şekilde dizlerinin üzerinde oturuyor. Sanki bir edep, zarafet, incelik heykeli. Arkadaşlarından biri dayanamıyor. “Aman kardeşim”, diyor, “biz küçük yaştan beri arkadaşız. O kadar hürmete ne gerek var? Rahat otur, uzat ayaklarını, keyfine bak”. Mühendis bey yine edeple, sükunetle cevap veriyor: “Ben”, diyor “kızımın çok edepli, ince, zarif, kibar, asil bir insan olarak yetişmesini istiyorum. Bu yarın saflarına katıldığı insanlar arasında örnek olarak gösterilmeli. Kızım doğduğu gün Allah’ıma söz verdim. Yarabbi dedim, yaşadığım sürece yalnızken de insanlar arasındayken de edebe aykırı hiçbir hareketim olmasın. Bana yardım et”. Şu bir gerçek babalar nasılsa kızları da öyle olur. Bunu doktor Ferah Hanım’dan işittiğim zaman ürpermiştim, gözlerim dolmuştu. Ben de naçizane diyorum ki madem ki bizler nasılsak başımıza gelenler de öyle olacak, o halde biz düzelelim, adam olalım ki başımıza da öyle insanlar gelsin.


Bir erkek karısından sevgi, saygı, incelik bekliyorsa önce o karısına herkesten fazla sevgi, saygı ve incelik göstermelidir. Hayatın kanunu bu. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Namık Kemal bir şiirinde


“Tünd söz işitir bizden, tünd söyleyen” der. Tünd, sert, kaba, çirkin anlamlarına geliyor. Bu, evlilikte de, iş hayatında da, sosyal hayatta da böyle. İkide birde yerli yersiz karısına çatan, acı sözler söyliyen, kapıdan girdiği zaman saygısızca “yemek hazır mı?” Diye, bağıran bir erkeğin karısından tatlı, güzel, yumuşak, sevgi dolu muammele görmeyi beklemesi biraz aptalca bir davranış değil midir? Ne verdik ki ne alacağız? Çiftçi toprağa ne ekerse onu biçer. Tabi aynı durum kadınlar için de bahis konusu. Bir kadın hassas, ince ruhlu, edepli, saygılı olan kocasına ikide birde çatar onun her sözünü, her hareketini eleştirir, onu sıkıntılar içinde uykusuz bırakırsa ondan sevgi, saygı beklemesi biraz komik olmaz mı?


“Men dakka, dukka” çocukluğumda bizim mahalle bakkalının duvarında böyle bir levha vardı. İnsan yaptığının karşılığını görür, manasında. Onun için kadın olalım, erkek olalım, genç olalım, ihtiyar olalım, hepimiz hayat yolunda son derece dikkatli, son derece hassas olmak zorundayız. Bir gün gelir avucumuzun içine sandığımız kuş uçar gider. “Ve artık hiçbir gayret ve fedakarlık onu geriye iade edemez”. Lütfen, ne olur şu eleştirmek, karşımızdakini “muma çevirmek” iddialarından vazgeçelim. İnsanları yargılamayalım. Biz kim oluyoruz ki kendimizi ne sanıyoruz ki, başkalarını yargılıyoruz. Bu haddini bilmemek değil de nedir? Yonca Evcimik’in bir zamanlar çok tutulan bir şarkısı vardı, “kendine gel, haddini bil” diyordu. Biz de bunu sık sık kendimize söylesek. Çocukken bizim mahallede bir ablamız vardı, büyük laf etmeye bayılırdı. Ben derdi, öyle akıllı, öyle fettan bir kızım ki evleneceğim erkeği avucumun içinde mum gibi eritirim. Sonra evlendi, bir de baktık ki kendisi mum gibi eridi. Allah akıllı insanları böyle manyakça iddialardan uzak tutsun. Hayat bu, ilerde ne olacağını kimse bilmez. O halde yapılacak iş  her zaman, her yerde, herkese karşı son derece sayglı, edepli, ve dikkatli olmaktır. Allah bunu cümlemize nasip etsin. Selam, sevgi, saygı ile.


Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Ne ekersen onu biçersin Yazan Fatmagül
Cvp: Ne ekersen onu biçersin Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]