Sevgili Büyüğümüz;
Bir kaygıyı paylaşmak istememin ve kaygı seviyesindeki merakımı gidermeye yönelik ifademin (ve de sızlanmamın) , şahsınızda üzüntüye, sitenize yazarak katkıda bulunan gönül dostlarında ise; yine üzüntü, üzüntüden de öte , nefret ve hakarete yol açmış olması benim için çok acı oldu. Lûtfetmiş olduğunuz ilk cevabınızı , hemen akabinde de, Sayın Fatmagül ’ün de mesajını okuyunca gönderdiğim (18.01.2007 gün ve 20.18 saatli) mesaj ile diyeceklerim bitmişti aslında. Sorum, kaygım ve de tenkidim, cevabınızla en üst seviyede karşılık bulmuştu. Bunun üstüne bir şey eklemenin (ve de konuşmanın) gerekli olmadığı inancındaydım (şimdi de aynı inançtayım). Ve verdiğiniz cevaptan tatmin olmamak da haddim değil.
Bazı kardeşlerim çok ince bir biçimde üzüntülerini dile getirirken, bazı kardeşlerim çok ağır ifadeler kullandı. Kardeşlerimizden A….’in, N…’ın ve Ş.Ö..’ün yazılarındaki ifadeler, 22.01.2007 tarihinde cevap verdiğiniz mesajımı göndermemi, vedalaşmamı gerektirdi. Kabul buyurduğunuz bu yazı,Yaşayan Ölü’nün , bir büyüğümüzün satırları ile kendisini ifade etmesi ve sitedeki gönül dostları ile vedalaşması idi.
Sayın Hakeri'nin bilmesini isterim ki, Yaşayan Ölü; kardeşi Hakeri'nin kendisini kardeşliğe layık görmesi nedeniyle çok mesuttur..En büyük gönül dostunun kitaplarını, yazılarını okumaya, sohbetlerini dinlemeye, anlamaya, öğrenmeye devam edecektir. Yaşayan Ölü, kardeşinin övgüsü ve uyarısına mazhar olmakla bahtiyardır.
.
Selam, sevgi ve saygılarımla..
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Dostun evi gönüllerdir Yazan Yaşayan Ölü
Cvp: Dostun evi gönüllerdir Yazan Sabri Tandoğan