Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Zafer, zafer benimdir diyenlerindir
Gönderen : Fatmagül
Tarih : 1/25/2007 7:18:58 PM


Aydınlık bir İstanbul sabahından size ve tüm gönül dostlarına;Selam, sevgi, hürmet...


Sabah mailleri okuyordum.  Sayın Karahan'lı kardeşimin duygu ve düşüncelerine katılıyorum.


Ben de Türk ve müslümanım.  Kökenim arap da olabilir.. Ama bu topraklarda, Türk bayrağı altında büyüdüm.  Bu toprağın ekmeğini yiyorum, suyunu içiyorum. Kalkıpta, ben kürdüm, arabım, ermeniyim... Burada benim sözüm geçecek.. Dersem... Vatanımı bölmüş, bayrağıma ihanet etmiş, bizi bölmek, yok etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olmaz mıyım?


Madem ki biz bir bütünüz.. Benim subayım, astsubayım, askerim hergün şehid oluyor. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Benim 11 subayımın başına çuval geçiriliyor, en ağır hakarete uğruyor. Kimsenin gıkı çıkmıyor...


Eee yetti gari.. Türk Milleti şahlanmak üzere... Herkes haddini bilsin.  Mustafa Kemaller yetiştiren bu topraklar, pabucu öyle kolay bırakmaz. Böylece biline.. Bu vatan hala Nene hatunlarla dolu.. Sakın uyuduğumuzu da kimse sanmasın. Biz gerekirse, her karış toprağımızda yatan, şuheda ile birlikte, vatanımızın her köşesinde sıradağlar gibi durmasını da biliriz.


Yüz binlerce insanımızı katleden ermeni asıllı bir elebaşı teröristi, olağanüstü güvenlik ve lüks içinde besliyoruz. Kundaktaki bebeleri bile öldüren bu azılı katili 700 asker ve bilmem kaç subay koruyor... Neden? Çünkü, korkuyoruz. Sonra bize ne derler.. Ne derlerse desinler.. Biz de cevabını veririz. Gelecekleri varsa, görecekleri de var.. Onlarınki can da bizimki patlıcan mı? Biz de insanız, bizim de haklarımız, onurumuz, isteklerimiz var. Bunlarda gözardı edilmesin. Haklara karşılıklı saygı gösterilmeli.  


Efendim kusurumu bağışlayın. Ama napayım.. Haksızlık karşısında susamıyorum artık..  


Vakit öğle olmuş.  Yine yazdan kalma bir gün yaşıyoruz. Allah sonunu hayır getirsin. Dün yolda bir tanıdığa rastladım. Selamlaştık, havadan sudan bahsettik. -Bak, dedim.  Kuşlar bahar geldi sanıyorlar, cıvıl, cıvıl ötüyorlar. Oda bana, ağaçları gösterdi, "Bakar mısın ağaçlar da aldanmış, tomurcuklanmaya başlamış. İnsanlar gibi mevsimler de dengesini kaybetti" dedi" Allah sonunu hayır getirsin diyerek vedalaştık.


 


Efendim, söylemek istediğim bir diğer husus; Sevgili kardeşimiz "Yaşayan Ölü"ye..


Bak güzel kardeşim. Sen sorduğum sorunun yada kaygının, zannın cevabını aldım, yanıldığımı anladım diyorsun. Buraya kadar anlaştık mı?


Kusura bakma ama, senin bir eksiğin var. Özür dilemeyi bilmiyorsun. Hala da özür dilemiş değilsin.


Hepimiz yanılabiliriz, önyargılı davranabiliriz. Ama durumu, işin gerçeğini anlayınca, "Sizi bilmeden, yanlış değerlendirdiğim, kırdığım için özür dilerim” deme büyüklüğünü, zerafetini, inceliğini göstermeniz gerekir. Bu daha medeni bir davranış şekli olmaz mı? Siz özür dilemeden hatanızı tamir edemezsiniz.. O zaman, Kainatın Efendisi, Yüceler Yücesi Peygamberimize hakaret  eden Papa Cenaplarından ne farkınız kalır? O da öyle yaptı bilmeden, tanımadan, önyargılarla, Peygamberimize iftira attı. Tepki görünce özür dileyeceği  yerde,  laf ebeliği ile  savunmaya geçti. Ama o hala yaptığı ayıbın büyüklüğünün farkında değil. Bunu anlaması için, Peygamber Efendimizi tanıması gerekir.


Bilmem anlatabildim mi sevgili kardeşim. Önemli olan, hakikate, iyiye, güzele, doğruya ulaşmaktır. Yoksa medh ile zem önemli değil. Acaba gerçek, kimin ağzından çıkıyor, O önemli. Bazen kendimize gelebilmemiz için, şok tedavisi uygulanması gerekebilir. Bu bizim gafletten, dalaletten uyanmamız, gerçeği görebilmemiz için gereklidir. Hatırlarsanız bir mailimde Mesnevi'den bir öykü anlatmıştım. Uyurken ağzına yılan giren bir adamı gören bir yiğit, onu kurtarmak için evirir, çevirir, onu kusturana dek epey hırpalar. Amacı o yılanın çıkmasını sağlamak. Adam kusar.. yılanı görünce, kendini döven, pataklıyan adama teşekkür eder. Ama ondan evvel anlayamamıştı, yediği darbelerin sırrını, veryansın etmişti. Çünkü içindeki yılandan habersizdi. Yaa.. güzel kardeşim.


Siz de bizim kardeşimiz, canımızsınız. Sizi çok seviyoruz. Mühim olan, hepimizin medeni, uygar bir çizgiye erişmemiz. Yoksa biz burada laf ebeliği, birbirimize çalım, caka satmıyoruz. Düşüncelerimizi, duygularımızı, sevgimizi paylaşıyoruz. Değerli büyüğümüz, engin sevgisi ve hoşgörüsü ile hepimize kucak açmış. Hakk'ı gören, Hakk'ı söyleyen, duyan, hisseden, bir er kişidir. Hz. insandır. Ona saygımız, sevgimiz sonsuz ve daimdir... Belki o büyüklüğü gereği kimseden özür de, teşekkür de beklemeyebilir. Ama bu her insanın yapması gereken önemli bir kuraldır. Yanıldığımızı anlayınca, kırdığımız, incittiğimiz insandan açık ve net bir şekilde özür dilemeyi bilmeliyiz. Bu iki kelime, bizi daha iyiye, güzele, doğruya götürecek bir adım olacak. İnsanlık, kemal basamağında, bir adım yükselmiş olacağız. Sevgili kardeşim, sizi seviyoruz, saygı duyuyoruz. Dost acı söyler. Belki sizi kırmamak, incitmemek için kimse bunları size söylememiştir. Söylemez de... Ancak Fatmagül ablan gibi bir deli kalkar söyler.. Ama işin aslı da bu.. Bazen küçük bir çocuktan da insan özür dileyebilmeli. Kaza ile ayağımız sandalyeye çarpar. Büyüğümüzün yaptığı gibi, sandalyenin ayağından da özür dilemeliyiz. O zaman içimiz arınır, temizlenir mana yolunda, bir adım daha atmış oluruz. Hepimizin törpülenmeye ihtiyacımız var... Herkes sırtımızı okşar, sen paşasın derse, şımarabilir, hataya düşebiliriz. Eğer sizi kırdıysam, incittiysem Allah'ın huzurunda sizden özür dilerim. Belki gerçekleri daha farklı bir şekilde ifade edebilirdim. Ama Fatmagül kardeşiniz açık sözü sever. Onu tercih eder. Sürç-ü lisan ettik ise affola...


Uzak diyarları aydınlatmak üzere, batıya doğru güneş, epey ilerlemiş... Bizim buralar, karanlığa bürünürken diğer yerler aydınlığa kavuşacak... Ne güzel bir düzen kurmuş Yüce Allah... Onun yüceliği, ilmi, güzelliği karşısında bizler hiçiz.. Onun varlığında fani olmak, en güzeli ve doğrusu değil mi?


Efendim saygı, sevgi ve selamların en sonsuzu ile, sizi ve cümle dostları kucaklıyor.. Sabır, şükür, kanaat, sevgi, saygı... Kısaca, edep dolu, nice günler, aylar, yıllar diliyorum.


 


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Zafer, zafer benimdir diyenlerindir Yazan Fatmagül
Cvp: Zafer, zafer benimdir diyenlerindir Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]