Sayın Göktürk Aşıcı,
26.1.2007 tarihli mailinizi aldım. Efendim, çok kıymetli mailiniz her zaman olduğu gibi objektif bakış açınız ile bizleri çok mutlu etti. Sağolun, varolun. Ne kadar güzel belirtmişsiniz. Evet, değerli bir Ermeni vatandaşımız öldürüldü. Bundan hepimiz üzüntü duyduk. Nezih, temiz bir aile hayatı olan, eli kalem tutan, düşünen, hisseden bir insan öldürüldü. Tabi üzüntü yarattı. İnşallah, bir daha böyle bir olay olmaz. Ama bazı kimseler, bazı çevreler bunu vesile sayarak içlerini boşalttılar. Aman Yarabbi, ne kadar bu vatana, bu toprağa, bu bayrağa düşman olan, kin besleyen, nefret duyan insan varmış. İnsan ister istemez ürperiyor. Başta da söyledim, üzülmemek mümkün değil. Ama bunun dile getirilişi, bu taşınan dövizlerdeki ifade gibi mi olmalı? Neden hepimiz Ermeni olalım. Şunu ifade etmek isterim ki ben gerçekten Ermeni kardeşlerimizi seven bir insanım. Hatta ilkokuldaki ilk aşkım Horopsima isimli bir Ermeni idi. Onunla ilkokuldayken evlenmeyi de düşünmüştüm. Bunu şunu için yazıyorum, çocukluğumun geçtiği mahallede Ermeni aileler de vardı. Onlarla o kadar güzel, nezih, temiz ilişkiler içinde idik ki, aklımıza birşey gelmezdi. Komşumuz Sürpik teyze, çocukları olduğu halde sigarasını bana aldırırdı. Beni çocuklarından daha çok severdi. Birgün baktım, Sürpik teyze sigara aldırmıyor. Ertesi gün, daha ertesi gün birşey söylemiyor. Üzüldüm, acaba dedim, Sürpik teyzeyi kıracak, incitecek bir hareketim mi oldu. Çocukluğumdan beri açık açık, dobra dobra konumayı severim. Gittim sordum. “Teyzeciğim dedim, bir sebebi var mı?”. Güldü, beni okşadı, “Yavrum, dedi, Ramazan ayındayız”. O sıralar çok şiddetli yaz sıcakları hüküm sürüyordu. “Onlar dedi bu sıcaklarda Allah rızası için, ter içinde oruç tutarlarken, ben nasıl sigaramın dumanını onlara doğru üfleyebilirim? Ben bu kadar kaba, bu kadar görgüsüz, bu kadar basit bir insan mıyım?” Aldığım cevapla gözlerim dolmuştu. Sürpik teyzenin ellerinden öptüm, müsaade istedim.
Şimdi bu çocukken başlayan Ermenilere karşı sevgim ve dostluk duygularım ömür boyu devam etti. Bir ara kapı komşumuz bir Ermeni idi. Aramızda çok temiz, örnek bir dostluk vardı. Çarşıya gideceğim zaman onların da kapısını çalar, bir isteğiniz var mı derdim. Öteden beri simidi çok severim. Çarşıda, nar gibi kızarmış, çıtır çıtır güzel bir simit görsem evime alırken (ki Rana da simidi çok severdi) hemen komşuma da alırdım.
Bir zamanların Ankara’sında meşhur bir Ermeni terzi vardı. Kızılay’da Yenişehir İş Bankasının arkasında. Çocukken onunla aynı mahallede otururduk. Beraber top koştururduk. O da benim gibi Fenerbahçe taraftarı idi. Sonra meşhur bir terzi oldu. Gardırobumda hala onun diktiği elbiseler var. Fevkalade kibar, asil, efendi bir terziydi. Bütün bunları, bu hatıraları şunun için yazıyorum. Ben asla ama asla Ermenilere karşı sevgiden, saygıdan başka hiçbirşey düşünmeyen bir insanım. Hırant’ın ölümüne de çok üzüldüm. Ama aynı şekilde o dövizler de beni üzdü. Tamam, Ermenileri sevelim, sayalım, güzel ilişkiler kuralım. Ama ne dek hepimiz Ermeniyiz. Aynı şekilde ben İngilizleri de severim, sayarım, beğenirim ama hepimiz İngiliziz diye de döviz taşımam. Ben anne tarafından da, baba tarafından da Türk’üm. Türklüğümle de iftihar ediyorum. Ama benim dünyadaki bütün milletleri, bütün insanları sevmeme, saymama, kardeş gibi kucaklamama engel değil. Bir de bu vesileyle bazı kimselerin içlerini Türk’lüğün aleyhine, Türk insanına hakaret ederek, Türk Milletini aşağılayarak içlerini boşaltmaları yok mu, bu da beni çok ama çok üzüyor. Be kardeşim şu memleketin ekmeğini yiyorsunuz, suyunu içiyorsunuz, havasını teneffüs ediyorsunuz. Nedir bu Türk düşmanlığı. Bu nankörlük değil midir? O zaman git, sevdiğin ülkede otur. Seni zorla tutan mı var? Ne olur sevindiğimiz zaman da üzüldüğümüz zaman da ölçüyü kaçırmasak, daima itidal içinde olsak, Yüce Peygamberimiz “Herşeyin hayırlısı orta yolda olanıdır” demiyor mu? Herşeyde ama herşeyde ibadette dahi olsa bize itidali tavsiye etmiyor mu? Sevgili kardeşim, sizi anlıyorum, duygularınıza katılıyorum. Bu tür kimseler için Allah’dan itidal ve insaf diliyorum. Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Her zaman, her yerde itidal Yazan Göktürk Aşıcı
Cvp: Her zaman, her yerde itidal Yazan Sabri Tandoğan