Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: En güzel ikaz
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 1/27/2007 10:07:58 AM


Sayın Ayla Belen,
27.1.2007 tarihli mailinizi aldım. Efendim, kıymetli mailiniz bizlere bir bayram sevinci yaşattı. Mailinizi okurken içimiz renkle, ışıkla güzelliklerle doldu. Yalnız müsaadenizle bir noktaya itiraz edeceğim. Ben, hakkımda tevcih buyurduğunuz sıfatların hiçbirine layık olmadığımı biliyorum. Ömrü hatalarla, kusurlarla, günahlarla geçen duaya muhtaç bir insanım. Tek özelliğim var: İnsanları seviyorum. Ve onlara faydalı olmak istiyorum. Mailinizde, veliler sultanı Abdülkadir Geylani Hazretleri’nden yaptığınız alıntı öyle muhteşem ki. Keşke sitemiz mensupları onu hergün okuyabilse.
Bir de benim çok hassas olduğum bir noktaya değinmişsiniz. Artık karşılıklı yazışmalar bitse diyorsunuz. Ben de diyorum ki bitse ve bir daha hiç olmasa. Çünkü ben bu sitede, site mensuplarının gönüllerinden galaksilere kadar hep iyinin, güzelin, sevginin, saygının, dostluğun, kardeşliğin ve ilahi aşkın egemen olmasını istiyorum. Bu sitede sadece sevgi, saygı ve hoşgörü rüzgarları essin. Çağın kirliliğinden bunalan temiz ve güzel insanlar orada bir anlık da olsa esen tertemiz havayı ciğerlerine doldursunlar. Buna hepimizin öyle ihtiyacı var ki. Bizler bu çağın, bu toplumun ruhları binbir acıyla, binbir ıstırapla delik deşik olmuş, yalnız, garip, kimsesiz, çaresiz insanlarıyız. Ne olur Allah aşkına bir de biz vurmayalım. Birbirimize destek olalım, birbirimizin omuzuna başlarımızı koyarak bugüne kadar hep içerimize akıttığımız gözyaşlarımızı birbirimizle paylaşalım. Buna öyle ihtiyacımız var ki. Yalnızlık, kimsesizlik, anlaşılmamak, daha kötüsü yanlış anlaşılmak bizi öyle perişan etmiş ki... Ne olur bir de birbirimize vurmayalım. Artık taşıyamıyoruz, kaldıramıyoruz. Bunlar sabrımızı, tahammülümüzü aşıyor.
Çocukluk yıllarımda çok söylenen, çok beğenilen bir ilahi vardı:

Ötme bülbül, ötme bülbül
Derdi derde katma bülbül
Benim derdim bana yeter
Bir de sen dert katma bülbül

Günümüzde de İsmail Coşar Bey, bunu öyle güzel okuyor ki. Dinlerken gözyaşlarımı tutamıyorum.
Bu nedenlerle sizin temiz gönlünüzden işaret buyurduğunuz hususu ben Hak’tan gelen bir emir gibi telakki ediyorum. Ve bütün site mensuplarınca da kabul edilmesini istirham ediyorum. Gelin şu andan itibaren el ele tutup söz verelim. Gerek sitemizde, gerek iş hayatımızda, aile hayatımızda, sosyal hayatımızda eleştiriyi, yargılamayı, uyarıda bulunuyoruz diye birbirimizi yıpratmayı biryana bırakalım. Sadece ama sadece ilişkilerimizde sevgi, saygı, anlayış, dostluk, kardeşlik, incelik ve zerafet hakim olsun. Biz de Yunus gibi düşünelim:

“Kakımak olaydı ger
Muhammed de kakırdı
Vara yoğa kakırsın
Sen derviş olamazsın”

Yunus çevresine bakar da asıl uyarılması, eleştirilmesi gereken insanın önce kendisi olduğu kanaatine varır. Ve der ki:

“Miskin Yunus, sen seni
Bir adam mı sanırsın
Halini, miktarını
Bil derlerse ne dersin”

Ne olur Allah aşkına, Peygamber aşkına kendimizi mükemmel varlıklar gibi görmekten vazgeçelim. Daldığımız gaflet uykusundan uyanalım. Biz hiçbirşey değiliz. Vehimlerimizi bırakalım. Vaktiyle Bağdat’lı Ruhi sanki bizleri anlatmış:

“Ebnayı zamanın talebi nam-ü nişandır
Her biri tasavvurunda falan ibnü filandır”

Biz de öyle değil miyiz? Kendimizi vehimlerimizle birşeyler sanmıyor muyuz? Bizim İstanbul’da Üsküdar bitpazarındaki paşa resimleri alan, onları duvarlarına asan, “bu benim dedem, bu benim dayım” diye hava basan zavallı sosyete kadınlarından ne farkımız var.
Aynı apartmanda oturan iki çocuk, aynı ilkokulda aynı sırayı paylaşıyorlarmış. Birinin dikkatini çekmiş. Arkadaşında selam, sabah yokmuş. Gayet soğuk duruyormuş. Sebebini sormuş. Arkadaşı yine soğuk bir şekilde cevap vermiş: “Ben seninle bir daha konuşmayacağım. Çünkü sen iyi bir insan değilsin. Benim babam senin babanı dün gece kötü biryerde görmüş”. Hadi onlar çocuk diyelim, ya bizlere ne oluyor. Hiçbirimiz Allah’ın huzuruna çıkacak temizlikte değilken birbirimize yan bakmamız, birbirimizi küçük düşürücü sözler söylememiz başka nasıl izah edilebilir? Gelin, burada bu sen ben kavgalarını kesin dönüşle bitirelim. Ve Allah’ın huzurunda birbirimizin ellerini ebediyyen tutalım. Ve diyelim ki:

“Ben cihanın altın terazisine
Ağırlığımca sevgi vermişim
Ses edin uzak milletlerin gençleri
Bütün antenlerimi germişim”

Efendim, bekleyişlerin en güzeliyle, özlemlerin en büyüğü ile yeni maillerinizi bekliyor, selam, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

En güzel ikaz Yazan Ayla Belen
Cvp: En güzel ikaz Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]