Muhterem hocam,
Allah-u Teala sizi başımızdan eksik etmesin. Lütfedip yazdıklarımızı okuduğunuz için müteşekkirim. Müsadenizle yazmaya gayret ettiğim bir yazımı paylaşmak istiyorum:
Kelamı tüketmek boşunaydı. Arz-ı halimi O'na beyan ettim ben de.
Değil mi ki, dost, Yar ve yardımcım O'ydu(c.c)
Değil mi ki, en ufak hacetlerimi bile bilen, beni duyan, isteklerimi önemseyen O'ydu.
İnsanlarla susuşlarla anlaşıyordum artık.
Evet, susacaktım, ya da az ve öz konuşup, kelamları tüketmeyecektim.
Çünkü farkettim ki, kelamları tüketmem doğrultusunda tükeniyordum, yoruluyordum.
Ben de, beni yoranlara değil, dinlendirene gittim,
O'nun hiç kapanmayan kapısına iltica eyledim, lütfuyla...
Kimi boş çevirmişti, kimi boş vermişti ki..
Bana en çok kıymet vereneydi gidişim, kelamlarım, g'özyaşlarım..
Kelam, gidiş ve g'özyaşı.. Üç değerli değerimdi.
Niye boş yere savurganlık edip de tüketeyim ki.
Neden boşa yorayım ki kendimi..
Ben de, beni anlayana gittim, kelamlarımla, aciz g'özyaşlarımla..
Dönüşümün olmaması niyazıyla...
Efendim yazım çok acizane.. Bu yazdıklarımı hakkıyla uygulayabilmeyi çok istiyorum.
Sizce uygun bir yazı mıdır? Sizi yorduysam özür diliyorum efendim,
saygı ve selamlarımla...
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Kapı kapı dolaşma, muratlar sendedir. Yazan "Dilekçe"
Cvp: Kapı kapı dolaşma, muratlar sendedir. Yazan Sabri Tandoğan