Sayın Şirin Özgüneş,
05.02.2015 Tarihli mailinizi aldım.
Kıymetli yavrum, üniversiteye giden, genç bir öğrenciydim. Her cumartesi, Rahmetli Niyazi Bey’in sohbetlerine giderdim. Niyazi Bey, yüzbaşı iken, malulen emekli olmuş, çok değerli, kültürlü bir zattı. Gazi mahallesinde oturuyordu. Çok güzel sohbet eder, istifade ederek dinler, not alırdık. Çok kullandığı bir söz vardı, “her zerreden zikreden, Allah’tır” derdi. Yıllarca bu sö, beni düşündürdü. Neyi işitsem, neyi görsem, neyi okusam, hep kafamda bu sözün aydınlığını hissederdim. Zamanla anladım ki, sineğin vızıltısından, kağnının gıcırtısına kadar, her sesin bir anlamı var.
Çevreme bakıyorum, kimi insan yurt içinde, kimisi yurt dışında geziyor, geliyorlar, anlat diyorsun, gördüklerini, düşündüklerini, hissettiklerini anlat, şaşkın şaşkın yüzünüze bakıyor. Neyi anlatayım kardeşim, gittik, gezdik, geldik. Hepsi bu. Ya Rabbi, bu işittiklerim, şahit olduklarım beni öyle üzüyor ki, bazen uykularım kaçıyor. Allah’ım diyorum, ne oldu bu topluma, bu insanlara. Artık Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi, “de bana, dursun alnımı yakan bu düşünceler” diyen kalmış mı? Herkes, Orhan Veli’nin izinden gitmiş, “ düşünme arzu et sade, bak, böcekler de öyle yapıyor” eh, biz de öyle yapıyoruz. Hepimiz, böcekler gibi yaşıyoruz.
Selâm, sevgi ve saygı ile...
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Düşünmek, en yüce erdem. Yazan Şirin Özgüneş
Cvp: Düşünmek, en yüce erdem. Yazan Sabri Tandoğan