Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sayın Gülden Bulut Hanım'dan aldığımız sunum
Gönderen : Gülden Bulut
Tarih : 5/1/2015 1:31:39 AM


Sevgili BABACIĞIM ve Değerli Dostlar;


Umudun,sevginin ve Aşk'ın hayatımızda daim olması duası ile hayırlı günler diliyorum.



Baharın Serpintileri













Gözleri bir an takılı kalmıştı yeşillenmek üzere olan bir dağ yamacındaki asılıymış gibi duran, boyu oldukça küçük olan erik ağacına. Henüz yedi sekiz yaşlarındaydı o erik fidanını o bayır tepeye diktiğinde. Zaman nasılda akıp gitmişti. Şimdi o diktiği küçük fidan koskoca bir ağaca dönüşmüş, ilkbaharın canlanan ruhuyla hareketleniyor, gizli bir hıçkırık gibi dallarında bir bir, tomurcuk çiçekleri patlıyor, duygularının dili sanki bu ağacın gölgesinde gölgeleniyor,ona gelip geçen baharlarını hatırlatıyordu.

O erik ağacının etrafında bir bir yeşillenen yeşillikler ise sanki doğanın o çıplak bedenine ihtiyaç duyduğu bir elbisesi gibi doğa bu elbisesine ihtiyaç içinde yeşil elbisesini üzerine aceleyle giyiyor ve eteklerini de iyice aşağılara doğru uzatarak çıplak olan kısımlarını kapatıyor gibi gözüne görünüyordu.

Kuşlar ise şen şarkılarını daldan dala uçuşarak söylüyor, neşe içerisinde cıvıldaşıyor, doğanın sessiz ve acele canlanan bu düzenine ayrı bir ses, ayrı bir anlam katıyorlardı. Esen hafif bir rüzgar yüzünü okşuyor, baharın o eşsiz kokusunu burnuna getirerek ruhunda garip bir kıpırdanma duygusunu da ona hissettiriyordu. Bahçesinde sıralı gül fidanlarına gözleri iliştikçe, gülün bülbülüne olan hasretini hatırlıyor, sanki bu güller, bu bahara bir başka uyanıyor gibi gözüne görünüyorlardı.

Güneş göz alabildiğine yayılıyordu. Sanki yaydığı sıcak ışınlarıyla özlemini hissettirir gibi toprağı kucaklıyor, akşam yağan yağmurun nemini buharlaştırıyor, topraktan yukarı huzmeler şeklinde süzülüyordu. Gözlerinin içine giren güneşin ışıltıları, gözlerini kamaştırıyor, yüreğinin kütürdeyerek uyanan heyecanına baharın ışıltıları karışıyordu.

Güneş tepe noktasına doğru ilerlerken iliklerine kadar kemiklerimin ısındığını hissediyordu. Oturduğu balkonunda ki iskemlesinde üzerine garip bir bahar rehavet çöküyor, o pazar sabahının yalnızlık duygularıyla baharın canlanan neşesi bütünleşiyor onu hareketleniyordu. Duyguları sanki bu güzelliklerin içerisinden kış uykusundan uyanıyor, eline aldığı bir kağıt kalemle mevsimin dilini yüreğine işliyor, şairane bir bahar sabahını, elinde ki çayıyla yudumlayarak güneşin baharına yansıyan ışıltılarını yüreğinde hissediyordu.



Mihneti marifet sayma yürek yanılır,

Hayat yaşattıklarıyla anılır!

Seven bir yüreğin zümrüt zamanı,

Sevdiği saatinde durur, öylece kalır.



Çiçekler bir bir dağılmış, gözler ufukta,

Dumanlar sarmış koca dağı,görünmez olur,

Ruh bedenden bi haber, akıl firarda,

Yürek zülfikar olur, gözyaşı sevda!



Kapanır bir sisle geçilen yollar, geçilmez olur,

Tutuşan yürekler akseden ruhla,yanmaz olur,

Dağ, bir ömür zemheri olmuş yürek görmezse,

Yüreğin ahir zamanı yeni bir bahar olur!



Hasret, har olmuş yürek harap,duyanı yok,

Dağ zemheri, beden bitap,gönül serde güzelde,

Şair hangi kanadını açsın, esen yellere,

Hoyrat fırtınalar üzerinde estikçe!



Yürek, her yeni baharla bir kelebek,

Yine rüyalara dalmış uçuyor titrek,titrek,

Arzuhali can olmuş, canın içinde ürkek,

Yürek zülfikar olmuş,zaman zümrütten köstek!





Bu tür duyguların onda çağrıştırdığı bir baharı yaşıyordu o sabah. Ona göre baharı hissederek yaşamak ayrıydı, görerek geçirmek, onu fark etmeden yaşamak daha bir ayrıydı.Kısacası bahar onu hissedenin dilinde hissettikleriyle bir anlam taşıyordu.

Doğanın baharına uyanışı ise insana öylesine bir umut aşılıyordu ki insanın yüreğine bir güneş kadar bir ışığı dolduruyor, insan farkında olmadan doğal bir yenilemenin içerisinde buluyordu kendini.

Beden ve akıl bir bütün olup yaşadığı tüm ruhsal karamsarlıklara meydan okur gibi üzerine bir sünger çekiyordu.

Geçirilen kışın ağır örtüsünü üzerinden atar gibi beden ve ruh, bu doğanın düzenine duygu ve davranışlarıyla inanılmaz bir uyum gösteriyor, doğanın ve yaşamın esrarengiz düzenini hissettirdikleriyle insana yaşatarak gösteriyordu.

Hayatın anlamı olan yaşanılanlar, iyi veya kötü, güzel veya çirkin,doğru veya yanlış,hiç fark etmiyordu.İnsanın insan olmasında ki özünde var olan karmaşasıydı bu zaten.Yüreğin hissettiği ise eğer duyulabilseydi! Tüm bu yaşanılanlarla baharın duyguların dilinde eşsiz oluşunu anlatıyordu. Bakmak ve görmek şiirsel bir geçiş gibi ruha yansıyordu.

Bayır bir tepeye dikilen bir ağacın onun dilinde ki anlamıyla yaşadığı o bahar dolu duygularını bir bahar sabahına yansıtmasıyla, kulaklarınıza gelen baharın o güzel serpintilerini hissetmenizi ve etrafınıza farkındalıkla bakmanızı, bu baharı hayatınızın ilk baharıymış gibi yaşamanızı diliyorum...

Sevgilerimle

Mine Albayrak Yakut (Alıntı)


Hürmetlerimle.

Kızınız;Gülden BULUT.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]