Çok Kıymetli Sabri Babacığım,
Sizinle şahsen tanışmamız 3 Ocak 2006 tarihinde yolladığım bir e-mail ile olmuştu.. Oysa biz yıllardır sizi TV ekranlarındaki sohbetlerinizden tanıyorduk. Annem programlarınızı sürekli seyrederdi. Hatta bana da telefon eder seyret diye uyarırdı.. yaşamınızdaki pek çok öykü ile bizim hayatımızda örnek olmuştunuz.. Mesela daha ilk okula yeni başlayan kızlarım tabaklarında yemek bıraksa birbirlerini "Bak Sabri Amca ne diyor bitirmen lazım." diye uyarırlardı..
İşte Gönül sohbetleri sitesini ilk keşfettiğimde biraz da çekinerek size bunları yazmıştım.. Anlattıklarınız için verdiğiniz dersler için teşekkür etmiştim.. Ertesi sabah yolladığınız cevabı posta kutumda bulunca nasıl da şaşırdım.. Bana yazmaya devam et demiştiniz.. Ne yazsam diye düşündüm.. Eskiden beri çok okurdum ama yazmak farklıydı.. Yazdım.. Size hayatı, anıları, çevreyi, yaşanmışlıkları yazdım..
Her mektubuma aynı gün cevap geliyordu.. beni sürekli teşvik ediyordunuz.. Hani marifetler iltifatlara tabidir derler ya ben de daha çok yazıyordum.. Ama bu yazdıklarımı başkalarının görmesini istemiyordum.. Çekiniyordum.. Sonra bir gün gel kızım bu yazdıklarını Gönül sohbetlerinin sizden gelenler sayfasında yayınlayalım dediniz.. Önce bir duraksadım.. Sonra madem ki Sabri Babam dedi var bir hayır dedim.. Mektupların yayınlanmasıyla birlikte kendimi tam olarak bu ailenin bir parçası gibi hissetmeye başladım.. İnanılmaz mutluydum.. Sonra bir gün cesaretimi toplayıp sizi aradım.. Ne güzel ne duygu yüklü bir konuşmaydı.. Yıllardır ilk kez kendimi bu kadar iyi hissetmiştim.. Aylardan Şubattı .. Bana eşinizin hastalığından bahsettiniz.. Dualarıma ekledim..
Ve 14 Şubat idi size bir mail yollamıştım . Bir gün sonra mailime cevap geldi.. Önce sorduğum sorulara uzun iki paragraf ile cevap vermiştiniz.. Sonrasında ise şu satırlar yer alıyordu.. " Kıymetli eşim Rânâ Hanım,dün 14 Şubat sabahı Rahmet-i Rahman'a kavuştu. Fatihalarınızı dualarınızı eksik etmeyin" .. Bir an öylece kaldım.. Biliyordum Rana anne ile birbirinize nasıl derinden ve sevgiyle bağlı olduğunuzu .. Evliliğinizin şiir gibi öyküsünü okurken ağlamıştım.. Ve siz o derin acınızın olduğu günde bile benim mailime cevap yazmıştınız.. Derinden etkilendim.. Daha sonra yaptığımız telefon görüşmesinde bana Rana annenin günlüğünden bahsettiniz , okuyup okumadığımı sordunuz.. Okumadığımı söyledim.. Bir hafta geçmemişti ki 3000 km ötede bu diyarda posta kutumda günlüğü buldum.. Bu benim için ne kadar değerli idi bilemezsiniz.. Günlüğü o gece okudum.. Sonra ertesi gün bir daha , sonra bir daha, bir daha... Rana Anne ile sanki yıllardır tanışıyorduk.. Öylesine yanı başımda idi.. Ne kadar etkileyici ne kadar ictendi.. Ona hitaben iki mektup yazdım.. Biraz çekinerek size yolladım.. Çünkü öylesine muhterem bir hanımefendi idi ki acaba ifadelerim hislerimi anlatmaya yetecek miydi emin değildim.. Yine duygusal zamanlar yaşadık..
Sonra yaz geldi .. Biz Türkiye yollarına düştük.. Tatilin sonlarında İstanbul'da bir gün geçirecektik ve siz de orada idiniz.. Bu inanılmaz bir fırsattı.. İlk defa elinizi öpme ve sohbetinizde bulunma fırsatı idi.. Fenerbahçe'deki sosyal tesislerde size ve güzel kardeşlerime kavuşmak nasip oldu.. Hiç akıldan çıkmayacak bir gündü.. Sanki sizinle ve Gönül dostlarımla yıllardır bir aradayız gibi hissetmiştim.. Sonra yıllar geçti.. Yazları Istanbul'da aynı yerde kavuşmalar devam etti. mektuplar, yazılar, sorular da öyle.. Hayatımızda çok güzel farkındalıklar yaşanıyordu..
Ama elbette ki hayatta insanın başına herşey gelebiliyordu.. Biz de hayatımızın kırılmasını 2008 sonlarında yaşmaya başladık..Zor günlerdi.. İnsanın başına herşey gelebiliyordu ama " önemli olan insanın başına gelen olaylar değil , olaylar karşısında gösterdiğin tavır" idi.. Bunları sizden öğreniyorduk.. Yaşananları önce size yazdım.. Derdimi dinleyen yol gösteren, aynı Asr Süresinde olduğu gibi "Hakkı ve sabri tavsiye eden" Allah dostu olan Kıymetli Babam iyi ki vardınız.. Sonra Rabbimizin İnşirah süresinde buyurduğu : Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır" müjdesindeki gibi hayat yine yeniden bir düzene oturdu.. Yaz tatilimizin en güzel günü yine sizinle ve Gönül Dostlarım ile geçirdiğim Istanbul'daki gündü..
Ve yıllar geçti.. Artik daha çok çalışmak zorundaydım.. Bazı geceler, günlük mesaimin ardından verdiğim özel el sanatları derslerim olurdu.. gece 9 da eve gelir , dinlenmek için oturduğumda yazılarından ve kitaplarınızdan bölümler okur bunları internet vasıtası ile dostlarla paylaşırdım.. O saatler benim en güzel saatlerim olurdu.. Dinlendiğimi ve yenilendiğimi hisseder yeni gün için enerji toplardım..
Sizinle bu dünya hayatında bir daha görüşmek nasip olmadı Babacığım.. Artık memlekete dönüyordum . Bu yaz geldiğim bir ayda dönüş hazırlıklarımı tamamladım.. Telefonda son konuşmamız Bayramda idi .. Mudanya'ya gitmiş resimlerini paylaşmıştım.. Çok beğenmiştiniz.. O resimlerdeki sokaklar şiir gibi, estetik var , hayat var demiştiniz.. Eylül sonu dönünce ziyaretinize gelebilmeyi istemiştim.. Nasip değilmiş..
O siir sokaklarda sizi dolaştırabilmeyi isterdim.. ama insaallah siz Rabbimin ihsanı ile butun siirlerden cok daha guzel cennet bahçelerinde ebeden nur ve rahmet içinde olacaksınız.. Ben ise ömrüm olduğu kadar gördüğüm her şiir gibi manzarada, güzel yazıda, bir kitabın kokusunda, iki insanın birbirine söylediği muhabbet dolu sözlerde, küçük çocukların masum gözlerinde, eli öpülesi yaşlılarımızın bilge sohbetlerinde, Allah dostlarının o kendine has misk kokularında, esen yelde, sonbaharda yere düşen yaprakta, denize batan güneşin sarıdan turuncuya ve griden gece mavisine dönen müthiş renk cümbüşünde her duyduğum ezan sesinde sizi hatırlayacağım.. Anlattıklarınız kulaklarımda çınlayacak.. Peygamber Efendimizin en çok tekrarladığınız hadisinde olduğu gibi "Ya hayır söyleyip, ya susacağım" inşaAllah..
Allah sizin ve Rana Annemin mekanını cennet eylesin.. Baki dualarımla...
Kızınız Özden