.
Kıymetli yavrum,
Hiçbir şeye rastlanmaz ki, onda öğrenilecek bir şey bulunmasın. İnsan isterse, herkesten, her şeyden bir şey öğrenebilir. Bir ders, bir ibret alabilir. Yuvasında gözleri kapalı yavrusuna yem taşıyan anne kuş sanki “merhamet edin, güçsüzlere yardım edin, şefkatli olun” mesajı veriyor. İnsanoğlu verdiği kadar, var oluyor. Nefsaniyetinin dar sınırlarından kurtuluyor. Kalbi katılıktan kurtuluyor.
Yunus “Taş gönülden ne biter” der. Sevgi ve saygıyla vermek, incelik ve yumuşaklıkla yaklaşmak, insanı insan eden unsurların başında gelir. En sert, en katı, en kapalı kalplere bile incelik, zarafet, efendilikle kapı açılabilir. Kur’an-ı Kerim’de Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa’yı, Firavun’u Hak’ka davetle görevlendirir.“Ya Musa, Firavun’la konuşurken yumuşak ve tatlı söyle” buyurur. Söylenenden çok, nasıl söylendiğidir önemli olan. Her insanın kalbi zorbalığa, hırçınlığa karşı direnir. Karşımızdaki insana karşı sertleştiğimiz, kabalaştığımız zaman, bilelim ki konuşan Hak değil, nefistir. Önemli olan kulakların duyduğu değil, kalbin duyduğudur. Bir kalbe ancak kalple girilebilir. Kalpten kalbe yol vardır. Anadolu’da güzel bir söz vardır. Çok anlamlıdır. Zorla bir şeyi kabul edene, korku belası kabul edene, “canım bırak onu, o kılıç Müslümanı” derler.
Fırtınaya karşı herkes penceresini kapar. Düşmanca davranmak, karşı tarafa da düşmanca davranmak hakkını verir. Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır. İnsan gerçekleri, her gün yeni bir biçimde duyma ihtiyacındadır. Mevlânâ ne güzel söylüyor, “Her gün bir yere konup, bir yerden göçmek, akarsu gibi bulanmaktan, donmaktan kurtulmak ne hoş. Dün de geçti, düne ait söz de dün gibi gelip geçti. Bugün yeni bir söz söylemek gerek.”
Selam, sevgi ve saygı ile.
(Rahmetli) Sabri Tandoğan