|
Konu : Maneviyatın ve sanatın güzellikleri ile kalplerimizi cilalamak ne güzeldir.
Gönderen :
Sabri Babadan Selam
Tarih :
9/20/2015 6:45:23 PM
.
Kıymetli yavrum,
İnsan ruhunun derinliklerinde san’at ile mânevî duygular tam bir ilişki içindedir. San’attan ve mânevî yüceliklerden, güzelliklerden uzaklaşan insanlar da, ruh heyecanını, aşkını kaybeder. Onda varoluştaki çılgın heyecan, akıl almaz güzellikler karşısındaki ürperti kalmamıştır. Yabancılaşmıştır. Âhenk ve uyum yok olmuştur. Çağımız insanı bu durumdadır ne yazık ki. Kendi ruhuna karşı kâinatın pencerelerini tıkamış ve dünyasını dar sınırlar içine hapsetmiştir. Kendini Allah’a, kâinata, hayata ve güzelliklere bağlayan bağları kopmuş, diyalogu kesilmiştir. Ruhu, üstün, güzel ve yüce âlemlere kanatlanamıyor demektir. Donuk ve katı insan, inanç evrenine giden kapıları da açamaz; çünkü inanç ve san’at, varlık âleminin derinliklerinde buluştukları gibi, ruhun derinliklerinde de buluşurlar. Ulviyet duygusu, bize günlük ekmek kadar lâzımdır. İnsanların gerçek varlığı hissedemeyişleri, şüphesiz içlerindeki bu ilâhi ışığı söndürmelerinden ileri gelir.
Kalp bir ayna gibidir. Ne kadar temiz olursa, dış âlemdeki suretler o kadar net ve berrak olarak o aynada yansır. Önemli olan o aynayı tertemiz tutmaktır. Mevlânâ, “Kim gönlünü daha çok cilâlamışsa, daha net, daha güzel görür” der. Gönül aynası saf ve parlak olursa, sudan ve topraktan öteye nakışlar görürsün. Hatta bütün vücudun ayna gibi olur da hepsi göz kesilir. Büyük Yunus, “Her nereye gözün baka / Çalap ondadır mutlaka” der.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
|