.
Merhaba Sevgili Gönül Dostlarım.
Sabah namazımı kıldıktan sonra biraz düşünüyordum. Kuranı Kerim’de “Düşünün, düşünenler için ibretler vardır.” Buyurur Rabbimiz. Yine düşünürken çocukluk hatıralarıma indim.
Köyde yetiştiğimden biraz şanslıyım, babam rahmetli tarlalarımızın yakınında dere kenarlarından su çıkarırdı. Hemen kürekle büyük bir leğen kadar havuz açardı kürekle oraya su birikirdi buz gibi onun durulmasını beklerdik, su durulurdu. Elimizde su tasları olurdu onunla itina ile testilere doldururduk ve işçilerimiz de kendimiz de buz gibi içerdik. Çok soğuk olurdu, çocuktum sorardım anneme bu sular nereden gelir. Yavrum kışın karın yağmurların sularını emer dağlar şimdi eteklerinden yer altından gizli gizli akar buralardan ovalardan yolunu buldu mu akar derdi.
Bu durumu Rahmetli Sabri Babam’a benzettim. Yıllarca çocukluğundan tut ta yeni evliliğinden bu zamana kadar her hafta Eskişehir’e giderek hocası Münir Derman Hazretlerinden ilim irfan toplayarak dünyanın dört bir köşesinden aldığı ilimleri aynı o dağlar gibi ilmini yaşayarak biriktirdi ve onları kitaplar halinde zemzem gibi sundu bizlere ve şifa oldu okuyanlara.
Kitapları yeni okuduğumda çok güzel haller yaşadım hiç o kış gırip olmamıştım. Hocam rahmetliye cumartesi sohbete gittiğimde söyledim “Aman yavrum eczaneler duymasın” demişti espriyle usulca. Hiç açlık hissetmemiştim bir hafta. Daha neler dibine dalmayalım. İşte şimdi biz de aldığımız ilmi yaşantımıza geçirerek karıca misali bu yolda son nefese kadar yaşayarak ilerler, yol bulduk mu müsayit bir yer, ağır ağır akarız. Hem alırız hem yerine göre veririz. Akan su temiz olurdu onu açığa çıkardık mı durduramazdık çorba gibi fıkır fıkır çoşkuyla su verirdi. Buz gibi soğuk güzel olurdu yaz sıcağında. Az da olsa akarak temizlerdi kendini. Biz de aldığımız ilmi hocamızdan öğrendiklerimizi yaşayarak bir şerbet gibi içeriz doya doya inşAllah. Bunca zaman konferans sohbetler telefonla yılardır aldığımız ilimler... Yine yemekli sohbetlerimizden aldıklarımız. Hele bazen karşılıklı gönülden gönüle aldığımız ilimler başkaydı, bazen yanarak içinin harareti dudaklarına vururdu. İmi erbabından kaynağında almak kolay iş değil. Bazen zemzem gibi buz gibi bazen seni okşayan rüzgar gibiydi. Aslında onlar anlatılmaz yaşanır onun adı da olmaz artık. Aşk de, sevgi de, hak de, hakikat de, ilim de, irfan de, ne dersen de. İşte yaşanan hal, hal haline geçti mi onun adı olmuyor yaşayarak adını koyuyorsun. Kısaca hizmet oluyor. Biz çocukken hayır olur derdi annelerimiz. Küçücük nokta kadar bir güzelliğe bir bardak su vermeye sevap olur hayır olur derlerdi. Öyle oldu mu severek yapardık o isim çok büyüktü şimdi bir kelimeyle hizmeti öğrendik. Hepsi çoook güzel yapabilir isek kendi adıma söylüyorum. Allah azmimizi gayretimizi artırsın her vesileyle kendimize yaklaştırsın kendimize yaklaşamaz isek başkasına nasıl yaklaşabiliriz.
Allah yardımcımız olsun amin. HOCAMIN YATTIĞI YER NURU ALA NUR OLSUN AMİN.