.
Merhaba sevgili gönül dostlarım.
Sözü özü bir Peygamber Efendimiz'in ümmetleriyiz çok şükür. Sevgili Resulümüzün yolunda gidenleri nasıl severiz hatta ve hatta öyle oluyor ki ailenden de yakın oluyor. Demek ki her an Hak'la olan O'nun boyasıyla boyanan, O'nunla hemhal olan sevgisiyle saygısıyla mütevazılıyla aynı derecede, yan yana O'nun ahlakıyla ahlaklanan hazreti insan sevgilerin en üstünü saygıların en üstününe layık oluyor. Tıpkı Rahmetli Sabri Hocam gibi baktığın her zerreye düşüncede sükutta artık onu ayna yaparak eksiklerimizi görerek fark ederek düzeltmeye çalışıyoruz çok şükür. Şükür çok güzel. Şükrederek, kendini suçlamadan daha iyiye daha güzele doğruya gitme gayretinde bulunuruz. Bu azimde olan bir insan sadece başkalarına değil kendine de saygı sevgi hoşgörü duyar. Ne gibi fazlalığım var törpülenmesi gerek diye düşünür. Ve bunu yaparken aşağılık duygusu hissetmez, aksine sevinir. Mesela bugün yine bir yanlışımı fark ettim, onu daha iyiye götürebilmek için kendime güvenerek daha iyi anlayanla iştişare yaparak. O an Hak Teala bana o kardeşimin kelamıyla ne gibi cevap verecek diye düşünürek. Ve dikkatle dinleyerek, kulaklarıyla değil bütün vücuduyla onu algılamıya çalışarak doğruya ulaşabilirim diye düşündüm. Diyeceksiniz ki insanın vücudu algılar mı? Hem de öyle algılar ki imdat diye bağırır orada rahatsızlanır. O an Allah imtihan etti seni, sen de hemen ayağın karanlığa kaymak üzereysen mutlu bir hayatın ister istemez kara bulutların içinde kalacaksa, bunu bile bile nefse uyduysan hemen imanın, içindeki aşkın her şeyin önüne geçer ve seni korur o tehlikeden o ayağının kaymasına, huzurunun kaçmasına engel olur. İşte o zaman idrakın açılır yeni sabahın ilk saatleri gibi sımsıcak bir güneş doğar yeryüzüne, gönlüne. İşte biz güzel insanlar bazen inleyerek bazen de dinleyerek öğreniyoruz bu güzeller güzeli hayatı. Aslında Sabri Babamın tabiriyle kötü diye bir şey yok, her şey bizim uyanmamızı sağlıyor, eğer uyanabilirsek ne ala. İşte önemli olan nokta burası, eğer her olaydan her insandan sadır olan kelamları algılayabilsek neler olur ne gibi tehlikelerden kurtulur ne gibi gerçekleri yakalarız. İşte gerçekleri yakalamak için uyanık olmamız lazım. Kur'an-ı Kerim de "Agah olun, uyanık olun" diye bizleri uyanık olmaya davet ediyor çok şükür. İşte uyanık olan bir insan elinde cebinde not defteriyle gezer Rahmetli Sabri Hocam gibi, ister beş yaşındaki çocuk olsun o duyduğu kelamdan aldığı notlar bütün kainatın kurtuluşuna sebep olur. Mesela kahvaltılık almaya gittiğinde çarşıda iki tane kız çocuğundan aldığı kelamları binlerce kez anlattı: "Dostum beni arasın da acı fındıkla arasın." İşte bu kelamda bütün bir kainat gizli algılıyabilir isek. Aslında uyanmak demek göz kapaklarını aralamak değil. Gönül gözümüzün açılması... İşte o zaman söylenen sözleri Hak'tan gelen kelamları algılar işitiriz. Sabri Babam hiç zorlamazdı bizleri bir kere söylerdi anladın anladın anlamadıysan hiç gerisini kurcalamazdı kendi halimize bırakırdı ve bir kere uyarırdı. Kendini düzelttin düzelttin, düzeltemediysen nefse uyduysan mesafe koyarak başını öne eğer susardı, bazen anlamayanlara Babacığım anlamayanlara neden böyle oluyor çok üzülüyorum dersem kısa ve öz, üzülerek yavrum odun odun diye cevap verirdi. O kelamdan çok etkilenmiştim, demek ki yumuşak olan, ruhuyla olan insan daha iyi algılıyordu. Örneğin taşın üzerinden rahmet akar gider ama ova bir tarlamız olsun, o rahmeti nasıl emer ve ne gibi bereketler, nimetler verir, bire on verir. İşte biz güzel insanlar başımız daima yerde, gönlümüz Hak'la hakikatle olursa işittiğimiz sesler kelamlar ne gibi gerçekleri ortaya çıkarır. Dilimiz gönülle, gönlümüz Hak'la olduğu zaman bu sırlar ortaya çıkar yoksa ruhla değil de nefisle beraberse kim ne yapabilir. O yüzden Sabri Babam bizleri kendi irademize bıraktı, bizi hiç sıkmadı geriden dualar etti gece gündüz. Ama yolumuzu ne tarafa çektiysek o tarafa yol aldık, sükuta sarıldıysak, sükutla yolumuzu bulduk. İşte o zaman yavrum orada kal, sükut olsun sana tevhit dedi, senin bilemediğini sana ders olarak verdi, çünkü zamanı gelmeyince gerçekleri söylemezdi. Ne zaman anladık yaşadık o zaman şükranla aşkla söylerdi. Çok şükür ve sonra "Yavrum şükürde kal" derdi. Ve seni kimsenin ezmesine müsaade etmezdi, merhametlilerin en merhametlisiydi Sabri Hocam, ondaki sevgi saygı o kadar sonsuzdu ki anlatamam.
Bir gün bulaşık yıkıyordum içime güzel düşünceler geldi, mutfağımda susmak demek sükut etmek değil, nerede susup nerede konuşmak onu öğrenmek demek, onu öğrendiğimiz zaman hayat rengarenk olacak diye düşündüm, bu sözleri en son mektup yazdığımda Sabri Babama söylemiştim. Çok şükür Sabri Babam gibi Hak aşığına, Hak sevgilisine Resulün komşusuna talebe olmak bizlerin için birçok büyük bir lütuf ve şereftir. Rabbim aldığımız ilimleri yaşamayı, insanlara faydalı olmayı, bundan sonra gücümüzün yettiği kadar inşAllah nasip eder.
ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN, MELEKLER YOLDAŞIMIZ OLSUN HOCAMIN YATTIĞI YER NURU ALA NUR OLSUN AMİN.