Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Zahmet olmadan rahmet olmuyor.
Gönderen : "Bahçe"
Tarih : 12/24/2015 11:06:14 AM


..


Merhaba sevgili gönül dostlarım.


“Bizler sevginin anlamını keşfetmeli bir çiçeğin güzellik içinde yaşadığı gibi sevgiyi yaşamayı öğrenmeliyiz. Hayatın ve kainatın manasını anladığımız gün bütün varlık pırıl pırıl aydınlanmış bir mabet haline gelecektir. Dostluk mutluluğun temelidir. Kimse tek başına ne hakikatı bulabilir ne de mutlu olabilir.” Buyuruyor Efendi Hz. Sabri Babam. Yine bizleri sevgiye dostluğa davet ediyor çok şükür. Biz güzel insanların sevginin anlamını keşfetmemizi, bir çiçeğin güzellik içinde yaşadığı gibi sevgiyi yaşamamızı öğrenmemizi istiyor. Nasıl ki çiçekler sevgilerini güzelliklerini sergiliyorlar sürekli bir taraftan açmaya çalışıyorlar. Neler anlatıyorlar, yaz boyu adeta bizlerle konuşuyorlar. Ve bizlere sevgi dolu yaşamı sunuyorlar. Örneğin bahçedeki çiçeklerim bir yazdır mutluluklarını ilan ettiler. Onları yaz boyu arkadaş sevgili yaptım. Bana çok şey anlattılar, havaların soğumasıyla soldular. Ama koparmadım çünkü o halleri de çok güzel. Ve biz görevimizi yaptık bir yaz boyu sevgiyi aşkı güzelliği paylaştık. Bizlere hüzün gam yok diye söylüyorlar. Hayatın ve kainatın manasını anladığimız gün bütün varlığın pırıl pırıl aydınlanmış bir mabet haline geleceğini söylüyorlar.


Değerli Büyüğümüz yine “Dostluk, mutluluğun temelidir.” der. Kimsenin tek başına ne hakikatı bulabileceğini ne de mutlu olabileceğini söylüyor. Sabri Babam. Demek ki insan tek başına ne hakikatı bulabilir ne de mutlu olabilir. Bütün insanların birbirine ihtiyacı vardır. Yok halim vaktim yerinde kendi işimi kendim hallederim dediğimizde hakikatı da bulamıyoruz. Allah korusun çünkü her insanın birbirinden üstün yanı vardır. Her insanın yapabileceği mutlu olabileceği iş vardır. Zaten hakla hakikatla tefekkürle sevgiyle saygıyla dostlukla yaşadığımızda yaşantımız pırıl pırıl olur. Biz de hangi iş olursa olsun onun güzelliğine özüne inerek o ihtişamı güzelliği yakalarız. İşte o zaman önce kendinle baş başa kendi iç alemimizle bir bütün oluruz, diye düşündüm. Kendi özümüze inmeden kendi kendimizle dost olmadan... mutluluğun, dostluğun temeline inemeyiz. Mutlu huzurlu olabilmemiz için kendimize yaklaşacağız önce. Kendimizle özümüzle Allah’ımızla olduğumuzda o pınarı yakalarız. İşte o zaman başka bir insanla dost olmanın ve hakikatın güzelliğini yakalamış oluruz. İşte o zaman hem kendimize hem de bir başka kardeşimize faydalı oluruz. Yoksa kendine faydalı olamayan, o kemale eremeyen nasıl başkasına dost arkadaş olabilir? Çevremizde çok şükür aynı çiçekler gibi o güzelliği kendi iç aleminde yaşamış... ve bir başkasına da hakikatın dostluğun yollarını açan kardeşlerimiz var. İşte idrakı açık olan gayret eder o güzelliğe kendini yaklaştırmak için bahaneler arar. Hayatımız bahanelerle dolu o sevgiye o mutluluğa inmek için. Örneğin evimizde iş yerimizde bir dostla selamlaşırken güzel bir gönül sohbeti yaparken... çiçeklerimiz açar etrafa, bize mutluluğu kalır, onu fark ederiz. Yaşamak ta bu olsa gerek, çiçek gibi pırıl bir ömür yaşamak. Bu da özümüze biraz içimize dönerek olacak diye düşündüm.


Yaşadığım bir güzel hikayemi anlatmak istedim müsaadeniz olursa... Yıllar öncesiydi köyümüzde kuraklık olmuştu. Yağmur yağmadığından sular azaldı. Yer altından kuyudan suladığımız sularda çekildi. Büyük bir tarlamız pancar ekiliydi. Ama susuz kalınca yaprakları serildi susuzluktan. Komşularımızla beraber babamlar kuyu kazdı. Genç kızdım yardım eder babamların kazdığı toprakları kovalarla kardeşimle dökerdik, çileliydi. Komşu amcamızla beraber altı metre kuyu kazdık tarlanın alt köşesinden. Ama su çıkmadı. Bir de tarlanın üst köşesinden kazdılar sekiz metre derinlikte su birden parlayınca ellerimle alkışlamıştım. Çok sevinmiştik dört tabancalık su çıktı. Ve işte o su yaz boyu yetti tarlaya ektiğimiz bitkiler o kadar güzel oldu ki. Demek ki zahmet olmadan rahmet olmuyor. Rahmet oldu mu bereket te, mutluluk ta, dostluk ta oluyor.


Allah yardımcımız olsun. Sabri Babama yakınlarına selam olsun firdevsi alaya mirasçı olsun amin. 


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]