Mesele bir noktada toplanıyor. Güçlü olmak. Peki ne yapalım da hem fert, hem toplum olarak güçlü olalım? Önce şunu düşünüyorum imanlı olmak, yalnız bu dillerde kullanıla kullanıla ürpertici ve muhteşem vasfını kaybetmiş bir kelime olarak değil, bir aşk, bir heyecan ve her an yenilenen, tazelenen bir güç kaynağı, imanlı olmak. Bütün varlığıyla, bütün aşkı ve heyecanıyla Allah’a inanmak, güvenmek, dayanmak. İnananlar sonunda muhakkak üstün gelirler, galip olurlar. İnanan bir insan için hayatta bir tek korkulacak durum vardır. O da korkunun kendisidir. Tarih bize şunu göstermiştir ki, iman ile yola çıkanlar sonunda muhakkak muzaffer olarak dönerler. Yalnız burada ince bir nokta var. Bu kâinatın en muhteşem, en yüce, en ürpertici olayını lafızda, kelimelerde, şekillerde, gösterişte bırakmamak, onu kalbinin en derin köşesinde eşi görülmeyen bir aşk olarak yaşamak. İşte o zaman iman insanlara ve toplumlara mucizelerini gösterir. Bir benzeri görülmeyen ve görülemeyecek olaylar tecelli eder. Merhum Yahya Kemal ne güzel söyler:
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.”
Tarih bunun nicelerine şahit oldu. Bundan sonra da olacaktır.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhuna Fatihalarla...