.
Kıymetli yavrum,
İnsan edebinin en güzel örnekleri, söz söylemek sanatında görülür. Büyük velî Paşa Dede Hazretleri, hayatında hiç kimseyi menfiye, negatife, olumsuza örnek diye göstermemiştir. İlle bir örnek göstermek gerekirse, mübârek sultan hep kendini örnek göstermiştir. Benim gibiler şöyle yapar, böyle yapar diye kendini öne sürmüştür. Hâlâ yüz binlerce insanın kendisine bağlı olduğu Muhammed Nûrül Arabî Hazretleri, bir sohbetinde ağzından ben kelimesi çıktı diye, lavaboya gitmiş, ağzını kırk kere yıkamıştır. Konuşma, ancak egonun, benliğin, nefsaniyetin dışına çıktığı zaman, bir anlam, bir yücelik, bir güzellik kazanır. O zaman konuşmak, tadına doyum olmayan bir estetik olayı olur. Eski bir Hint masalında, bu ne güzel anlatılır. Bir delikanlı, bir genç kıza âşık olur. Aylarca yanar yakılır, bir gün cesaret eder, kızın kapısını çalar. Kız içerden “Kim o” diye seslenir. Delikanlı, “Benim” der. Kapı açılmaz. Aylar sonra aynı durum tekrarlanır. Genç o kadar üzülür ki, intihara karar verir. Bu düşüncesini bir arkadaşına açar. Arkadaşı “Benim bir velî tanıdığım var, önce ona gidelim, fikrini alalım, sonra sen istediğini yap” der. Giderler. O zat, “Evlâdım,” der. “Kapı tabi açılmaz, ben dediğin sürece, hiçbir zaman da açılmayacak. Sen diyeceksin” der. “O zaman göreceksin bütün çileler sona erecek, bütün kapılar açılacak.” Üçüncü defa giderler, kız içeriden “Kim o” diye seslenince, genç “Sensin” der. “Önce sen, sonra sen.” Derhal kapı açılır. Kız, “Hoşgeldin, sefâlar getirdin” der. Kısa süre sonra evlenirler, vuslata ererler.
Hayat bütün alanlarında olduğu gibi, söz söyleme sanatında da nefsaniyetimizi bir kenara koymayı istiyor. İnsanlar, ben, ben sözünü işitmekten nefret ediyorlar. Şunu unutmayalım ki, biz egomuzu bir yana bırakıp, nefsimizi eğitmedikçe, müslüman etmedikçe, vara yoğa kakıdıkça bizim hayatımız en yakın bildiklerimizi bile hiç mi hiç ilgilendirmez.
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhu Yüce ve Mutlu Olsun