.
Kıymetli yavrum,
İnsanlarla ilişkilerimizi nasıl ayarlayacağımızı çoğu zaman bilemiyoruz. Ya samimiyetin dozunu kaçırıyor, tatsız olaylara sebebiyet veriyor, ya da çok uzaklaşıyor, ilişkileri koparıyoruz. Bir türlü bu konuda orta yolu bulamıyoruz. Yakınlığın sınırını çizemeyince, ister istemez ilişkiler laûbalileşiyor, uzaklaşınca da insanın en doğal ihtiyacı olan ünsiyetten mahrum kalınıyor. Tıpkı değerli şair Özdemir Asaf’ın mısralarındaki gibi,
“Bana yakın geldin dedi vurdu,
Bana uzak kaldın dedi vurdu,
Adlarını sordum, insan dediler.”
Fransız Kültür Merkezi’nde bir film seyretmiştim. Resim tahsili yapan bir genç kız ve erkek tanışıyorlar. Samimiyetleri ilerliyor. Evleniyorlar. Bir akşam, “Birbirimize yaşadığımız bütün ilişkileri anlatalım, gizli saklı hiçbir şeyimiz kalmasın.” diyorlar. Başlıyorlar anlatmaya… Önce erkek anlatıyor her şeyi, sonra kadına geliyor sıra. O da yaşadığı bütün maceraları, ayrıntılarına varana dek anlatıyor. Bu, sabaha dek sürüyor. Sonra kız kalkıyor, bütün eşyalarını topluyor, “Biz artık birbirimizin yüzüne bakamayız.” diyor. Perde iniyor. Film bitiyor.
Hayatta bu kadar samimi olmak, bir ilişkiyi sona erdirebiliyor. Her gün hayat yeniden başlamalı. Dünü unutalım. Gülten Akın bir şiirinde,
“Bu hava yalnız bu akşamüstünündür.
Bu dal bir kere böylesine çıplak,
Bir dost elinizi aynı sıcaklıkla,
Yeniden, yeniden tutmayacak.
Falan günün filan saatinde,
Bir çocuk görürsünüz resim gibi,
Görürsünüz, tutar öpersiniz,
Bir daha mümkün mü bir daha,
Bitti… Kaybettiniz…”
Kıymetli yavrum, böyle her şeyin birbirine karıştığı alt üst olduğu zamanlarda yapılacak iş, kendi gönül dünyamıza çekilmek olacak. Bütün sevgimizi, Allah'ımıza, Peygamberimize ve meleklerimize verelim. Onlar bize kâfidir.
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhlarına Fatihalarla