.
Kıymetli yavrum,
Hasta iken içtiğimiz arı duru, tertemiz bir bardak su, nasıl bize tatsız, tuzsuz, zift gibi, zehir gibi gelirse, öfke, kin, garaz, haset, nifak, kıskançlıkla, şükürsüzlük, sabırsızlık, kanâatsizlikle dolu olduğumuzda karşımızdaki nur gibi, tertemiz, ışık dolu insanları da, baktığımız gibi görürüz. Niyazi-i Mısrî ne güzel söylemiş. Halk içre bir ayineyim herkes bakar bir an görür Her ne görür kendi özün, ger yahşi ger yaman görür Şeytan Âdeme baktı baktı da çamurdan başka bir şey görmedi. Ben ateştenim; Âdem balçıktan dedi. Asıl körlük hırstan, benlikten, nefsaniyetten doğan körlüktür. İnsana nefis, ego penceresinden bakmak öldürücü bir zehirdir. Yusuf’a kardeşleri hasetle, kıskançlıkla, hışımla baktılar da onu kurt gibi gördüler. Oysa Yusuf, gül yaprağının üstündeki yağmur tanesi gibi tertemiz, güzeller güzeli bir insandı... Mânâya ermeyen insan, er değil, surettir, bunları ekmek ve şehvet öldürmüştür. Mü’min, Allah’ın nuru ile görür. Allah’ın nûru gökleri bile delip geçer. Boşuna dolaşıp durma. Rabbani bir göz ara da, yetişmeye çalış. Allah’ın nuru ile görenler, nefsin, cehlin perdelerini yırtmışlardır. Onlar, önden de, sondan da haberdardırlar. Bütün varlıkları Hak’kın nûru ile görürler. Gördüklerini ehil olmayandan gizlerler. Çünkü Hak sırlarını açmak helâl değildir. Kim daha çok sonu görürse, o daha mesuttur. Bu dünya, mahşere hazırlanmak ve ektiğini biçmek için bir sınavlar dünyasıdır. İşin daha başından sonunu gör ki, din günü pişman olmayasın. Zarardan kurtulmak istiyorsan işin önüne bakma, sonuna bak. Kimsenin sonunu görmeden ona mutludur, başarılıdır deme.
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan
Aziz Ruhları Yüce ve Mutlu Olsun