.
Eskiden düşman sınırdan içeri girerdi. Şimdi ne yazık ki düşman içimizde yaşıyor. Kahroluyorum üzüntümden, ölen yakınlarıma gıpta ile bakıyorum. Ne idüğü belirsiz bir adam çıkıyor, milletime hakaret ediyor, iftira ediyor. Böyle yaptığı için de, milletine ihanet ettiği için de Nobel armağanına layık görülüyor. Ne yazık ki Türkiye’de gazeteler onu alkışlamak, onu göklere çıkarmak için yarışa giriyorlar. Yine yazık ki adına İslamcı denen gazeteler bile (ki onlara müslüman demeğe dilim varmıyor) çarşaf gibi yazılarıyla bu çirkin şakşakçılığa öncülük ediyorlar. Bunlara televizyonlar da ekleniyor. Adı “objektif haber veriyor”a çıkan bir kanal Orhan Pamuk geliyor bayrağını kapan koşsun, onu karşılasın diyor. Yarabbi, bunları da mı duyacaktık, bunlara da mı şahit olacaktık, pek gücüme gitti. Oturdum hıçkıra, hıçkıra ağladım.
Kıymetli yavrum, hal-ü keyfiyet böyle. Ama bütün bunlara rağmen biz yine yılmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz. Bu bir bayrak yarışı, son nefesimize kadar elimizdeki bayrağı bir başkasına ulaştırmaya çalışacağız. Ölüm bahasına da olsa iyiyi, güzeli savunacağız. Objektif olacağız, iki günümüzü birbirine eşit kılmayacağız. Daha iyiye, daha güzele, daha ileri bir Türkiye’ye kavuşmak için gerekirse şehit düşeceğiz.
Allah cümlemize sabır, dayanma gücü versin. Yarın çocuklarımıza daha medeni, daha temiz, daha pırıl pırıl bir Türkiye bırakalım. Size selam, sevgi ve saygılarımı sunuyor, hayır dualarınızı bekliyorum efendim.
Sabri Tandoğan
Aziz Ruhlarına Fatihalarla