Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Manevi terbiye ile kainatın sırları çözülebilir.
Gönderen : "Gönül Pınarı"
Tarih : 8/2/2016 1:21:21 AM


.


Merhaba sevgili gönül dostlarım.


Efendi Hz. Sabri Babam buyuruyor: “Manevî terbiyenin rolü, tıpkı bir mikroskop veya teleskopun ayarlanması gibi, insanı, kâinatı ve kendisini görebilecek bir hale getirmesidir; gerçeklerin ve ilâhi güzelliğin farkına vardırmasıdır. Şeyh Gâlip, “Hoşça bak zatına kim, zübde-i âlemsin sen” diyor. Bütün insanlar aynı Yaradan’ın kullarıdır. Bundan dolayı bütün insanlar birbirini sevmeli, birbirine yardım etmelidir. Bu aynı zamanda huzurun, mutluluğun, sağlık ve başarının da yoludur.” diye açıklıyor çok değerli Büyüğümüz. Allah razı olsun kabri nur olsun bütün yaşantımızda nelere dikkat edeceğimizi açıklıyor. Ne kadar da şükretsek azdır. Manevi terbiyenin rolü, tıpkı bir mikroskop veya teleskopun ayarlanması gibi, insanı, kainatı ve kendisini görebilecek bir hale getirebilmesidir. Buyuruyor Sabri Babamız. Demek ki biz insanlar manevi terbiye görerek kendimizi ve kainatı görebilecek hale geliyoruz. Ne kadar güzel, yazarken bile huzurlu oldum. Demek ki maneviyatımız ne kadar kuvvetli olursa kainatı ve kendimizi daha da görebilecek hale geliyoruz. Bu da ne güzel bir lütuf insan kendisini görebildi mi başkasını da daha iyi görür. Örneğin küçücük bir durum ceviz kabuğunu doldurmaz. Ama bir başka insan buna hemen kırılır. Yanlış düşünmesiyle İNSANI VE KENDİSİNİ TANIYAMADIĞI İÇİN. Ama kendini anlıyan insan bak sen yanlış anlıyorsun aslında yanış düşünüyorsun durum böyle böyle der. Eğer sen yanlış anladıysan gördüysen özür dilerim der. Ve kendini tanıdığı için hiç oralı bile olmaz. Ve hatta mutlu bile olur özür dilemesiyle. Karşıdaki insanı tanır kendisini de tanır. Ve oradaki sorunu çözer. Çok şükür bu durumdan iki tarafta memnun olur. İşte maneviyatın böyle ince sırları oluyor onu ancak yaşayarak düşünerek çözebiliyoruz... Hem kendimizi hem de bir başkasını. YİNE KENDİMİZİ DE BİR BAŞKASINI DA KENDİ AYNAMIZDA SEYREDİYORUZ.


 


“İnsan nasıl olur da maneviyata aşık olmaz... Manevi terbiye gerçeklerin ve ilahi güzelliğin farkına varmamız içindir.” diye açıklamış muhterem Büyüğümüz. İnsanın gerçekleri tanıması için sabır lazım  Sabreden insan gerçekleri yakalar. Nefsinin sesini dinlemeyerek, Rabbiyle meşgul olarak bir şeyleri fark eder yoksa gerçek hemen öyle yüzünü göstermez. Bu hayatın cilvesi olsa gerek. Sabri Babama ziyaretimde “babacığım hayat çok cilveli” demiştim. Neden dediğimi de bimiyorum. Rahmetli canım Babamız “E öyle tabi yavrum” demişti. Şimdi daha da anlıyorum. Kendimiz manevi yolda değilsek Allah korusun bazı özellikleri yaşamıyorsak. nasıl başka insanın maneviyatını tanıyacağız. Nasıl yaklaşacağız. Örneğin bir çeşmeyi açıp su içmek için çeşmeyi açmam lazım ki bardağıma su doldurayım. Aynı onun gibi biz kendimize öz varlığımıza yaklaştığımız zaman çeşme akmasa bile su ayağımıza gelir. Bir Hızır çıkar getirir darda kaldığımız zaman. İŞTE ŞÜKREDERİZ ALLAHIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ. Maneviyat yolu samimi olmak kararlı olmakla. Kararlıysak artık şek ve şüphe yok teslim olup, razı olmak gerek... Herhalde bütün yaşamımızı içine alıyor... RAZI OLAN İNSAN BU NEDEN DEMEZ BEKLER SONUNA KADAR BEKLER AYLAR GEÇER YILLAR GEÇER YİNE BEKLER. Yabancı şair Rilke çok sevdiğim sabırla beklemek der yazılarında. Bu fakire de sorsalar evet derim. Sabırla dağlar aşılıyor düze kavuşuluyor. Sabretmeyince bu manevi yolda düz yolda şaşırılıyor Allah korusun. Bu maneviyat yolunda her insanın imtihanı farklı farklı oluyor... BUNUN ANAHTARI ALLAH İLE OLMAK. Yıllar önce değerli büyüğüm. Zor bir zamanımda bu fakire bu anahtarı verdi. Bırak yavrum Allahtan uzaklaşanları yavrum sen Allah ile ol... İŞTE GÖNLÜMÜ GÖZÜMÜ GENİŞLETEN YAŞANTIMA YAŞAM KATAN SIR. Muhterem büyüğümüz bütün insanlar aynı Yaradanın kullarıdır buyuruyor. O YÜZDEN BÜTÜN İNSANLAR BİRBİRİNİ SEVMELİ BİR BİRİNE YARDIM ETMELİ diye açıklıyor Efendi Hz Sabri Babamız sanki yüreğimize dokunuyor güzel kelamları çok şükür. Aslında bir başkasına yardım ederken kendimize yardım etmiş olmuyor muyduk. ASIL MUTLU ALAN VEREN DEĞİL MİYDİ? Elbette evet bu az bu çok demeden kim olursa olsun. bir selamla bir kelamla bir merhabayla başladık mı gerisi geliyor. ÖNEMLİ OLAN BİR ADIM ATMAK. Diyeceksiniz ki biz çok adım attık elimizin tersiyle itildi. Hiç bir güzel halis temiz tohum toprağa düşer de yeşermez mi? Oradan görmez isen başka bir Allah kulundan görürsün. Senin dar zamanında Hızır gibi yetişir. Ve şükredesin şükür secdesine varırsın. Diyeceksinizki sen yaşadın mı, evet. Yaşamadığım bir şeyi Rabbim yazdırmasın. Yaşam sevmekle güzel vermekle güzel görmekle işitmekle güzel...Değerli büyüğümüz açıklıyor. Bunun aynı zamanda huzurun, mutluluğun, sağlıklı başarılı olmamızın yolu olduğunu söylüyor. Aman Allah’ım lütuf üstüne lütuf düşünebiliyorsak. Kendi adıma söylüyorum Demek ki huzurun, mutluluğun sağlıklı olmanın sırrı birbirimize yardım etmek. Gücümüzün yettiği kadar. Bu bir kelime ile olur bir cümle ile olur. Sımsıcak sevgiyle olur. Bakmakla işitmekle olur. Örneğin bir insanla konuşuyorsun sesi biraz durgun o insana dua edersin. Haberi yokken Allahım bu kardeşimin bir tıkanıklığı var ne olur onu açıver... İşte sana bir yardım hem kendimize hem de o kardeşimize. Yaşamak biraz dikkat biraz farkında olmak o kadar.


 


RABBİM GÜZEL ALLAHIM GERÇEKLERİ GÖSTERİVERSİN İDRAKIMIZI AÇIVERSİN AMİN. GÖRÜNENİ DEĞİL GÖRÜNMÜYENİDE ASLI GÖSTERİVERSİN CÜMLEMİZEDE BİZLEREDE AMİN. EFENDİ HZ. SABRİ BABAMIZA YAKINLARINA SELAM OLSUN. HİMMETLERİ HER DAİYM ÜZERİMİZE OLSUN AMİN...


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]