Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sabri Baba'dan ledünni dersler.
Gönderen : "Gönül Dostu"
Tarih : 8/17/2016 2:41:51 AM


.


SABRİ BABADAN LEDÜNNİ DERSLER

ÇARŞAMBA SOHBETLERİ



"Gerçek bir mürşid her gelen talebeyi kabul etmez. O talebenin aşı tutacak bir insan olması lazım. "


Soru: "Kul hakkı nedir?


Sabri Baba: Karı kocanın birbirine sevgi, saygı, ilgi göstermesi kul hakkıdır. Çocuğa sevgi, şefkat, ilgi göstermek de kul hakkıdır. Bazen yavru hayvanlar annelerine sokulur. Bazen sırtına çıkar... Tüm canlıların sıcacık bir yakınlığa, sevgiye, şefkate ihtiyacı var. Her insanın kendine has bir kokusu var. O kokuyu yalnız seven insanlar alır. İnsan kendi kokusunuda alamaz. Onu sevmeyen de alamaz. Bir de velilerin özel kokusu oluyor. İnsan manen ne kadar temizlenirse, kokusu da o denli güzelleşir. Manen kirlenince leş gibi kokar. "


"Merdivenleri çıkarken, inenleri selamlayınız...
Hayat merdivenlerinde, bazı insanlar basamakları çıkarlar... Bazıları 2'şer 3'er çıkar. Ama bu arada bazıları da inerler. Kimler iner? Gurura, kapılanlar, kibre saplananlar, benlik davası güdenler... Benlik davası gütmeninde çok çeşitleri var. Mesela, mana yolunda yürüyenlerin, bağlı oldukları kimselerin sözlerine çok dikkat etmeleri lazım. ve harfiyen ona uymaları lazım. Ne eksik, ne fazla... Çıkarken inenleri gördüğümüz zaman, onlara intikam duyguları beslemeden, oh olsun demeden, kin, nefret beslemeden, gördün mü, çek bakalım cezanı... demeden, onlara hayır duada bulunmak gerekir... "Allah'ım şu veya bu şekilde, kardeşimizin ayağı sürçtü. Bir hata yaptı. Ya Rabbi... Habibinin aşkına, sevdiklerinin aşkına... Sen onu tekrar bizlere döndür. Sen onun hatalarını afeyle... Eğer biz ona , oh olsun... ! Çek bakalım cezanı dersek...! Aynı fiili bize de yaptırırlar... Çıkış sırasında inenleri gördüğümüzde, sadece onlara hayır duada bulunmak, şefkat, acıma hissi duymak...


Çıkış zordur, inmek çok kolay... An meselesi... Yolda giderken, bir kız sokakta müşteri bekliyor. Onları da gördüğümüz zaman... Çek bakalım cezanı, bu soğukta, tir, tir titre... dememek gerekir. Allah'ım, bu kardeşimizin şu veya bu şekilde ayağı kaymış, buraya düşmüş. "Allah'ım sen onu kurtar, affet. Sevdiklerinin aşkına, sen ona merhamet et... Diye dua etmek gerekir.


Hayat böyle... Birileri iner, birileri çıkar... Hayatın dengesi böyle kurulur. Bizim yapacağımız iş, dua etmektir. Bizde "oh olsun" yok... Dersek ne olur...? Birilerini küçük, hor, hakir görürsek, tepeden bakarsak, Allah, Azrail Aleyhisselamı o fiili işlemeden bize göndermez. Aynı fiili bize işletir... Hem de bile bile... Allah cümlemizi esirgesin... Kimseye tepeden bakmayalım. Çünkü her tepeden bakışta, bir gurur, kibir doğuyor. Herkesi kötüleyen bir insan için de , hakikatleri görmesi için, duada, niyazda bulunalım. Onada sevgi, şefkat besleyelim. Ama ondan uzak duralım. Ondaki zehir, bize de bulaşmasın. Karıncaya bile zulüm yapmayalım. Yapılan her zulmün faturası ödeniyor. "


"Din demek, iyi ahlak demek... Peygamberimiz (SAV) "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" Buyuruyor. Ahlak'ın temeli de nefis terbiyesine dayanıyor. Bütün mesele nefsimizin azgınlıklarına engel olmaya çalışmak. Onu Peygamberin (sas) tabiriyle, Müslüman edebilmek. Önemli olan, nefse güzel yollar açabilmek. O yolla nefsi terbiye etmek, Müslüman etmek. Biz nefsimizi müslüman edemezsek, bir alandaki başarımız, başka bir alanda gölgeleniyor. Nur gelince zulmet gider. Işık gelince karanlık gider. O vehimleri, kuruntuları gidermenin tek yolu, Allah aşkına, Peygamber aşkına sımsıkı sarılmak... Kalbimiz, iç dünyamız Allah aşkıyla, Peygamber aşkıyla dolunca... zaten onlar kendiliğinden gidiyor...


Samimi olarak, aşkla, ihlasla, İlm-i Ledünnü öğrenmek isteyen öğrenir. Büyük insanlar, veliler bize ayna oluyorlar. Biz bakıyoruz... Kendi noksanlarımızı, kirlerimizi, nefsaniyetimizi onun gönül aynasında görüyoruz. Bakıyoruz... Hamız, çiğiz... Ama noksanını herkesin kendi görmesi lazım. Sen söylersen, gücenir, kırılırlar... İslamda incitmek yok... Kendi hükmünü, kendi verecek... "



SABRİ TANDOĞAN EFENDİ HZ.


Efendim hürmetle ellerinizden öper, selam, sevgi, saygıların en içten gelenini sunarım... Size ve tüm dostlara... Sağlıcakla kalın...



Gönül Dostu


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :


Sayın “Gönül Dostu”,


4.6.2008 tarihli mailinizi aldım.


Kıymetli yavrum, lütfedip gönderdiğin Çarşamba sohbetlerinden bir bölümü zevkle, heyecanla okuduk. Site Yöneticimizden rica edeceğim, bir çıktısını alsın, getirsin. Kısmet olursa yaşadığım sürece hergün okumak istiyorum. Gerçekten belki de hayatın en önemli sorununa değinilmiş. İnsanoğlu kendini kusursuz, hatasız, tam, mükemmel örnek insan gördükçe tekamül de duruyor. Böyle kimseler yarın Allah’ın huzurunda mahkeme-i kübra önünde acaba nasıl hareket edecekler? Gerçekleri gördükleri zaman kendilerine uzatılan sevgi e dostluk elini yüzlerini buruşturarak ittiklri zaman bunun anlaşılması halinde ne yapacaklar? Bizim yapacağımız birşey yok. Edeple, saygıyla başımızı öne eğip “Ne diyelim, Allah yardımcısı olsun” demekten başka ne yapabiliriz?


İnsanoğlu bazan gururun, kibirin, nefsaniyetin çarkına kendini öyle ir kaptırıyor ki o zaman söyleyecek bir söz kalmıyor. Gerçekten Allah yardımcıları osun.


Selam, sevgi ve saygı ile.


Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhları Bu Hakka Vuslat Gününde Şad Olsun
Himmetleri Üzerimize Olsun


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]