Kıymetli yavrum,
Pascal, “İnsanın hayatta başına ne gelirse, işini bitirdikten sonra, bir köşeye çekilip sükûnetle hayatı, insanları, olayları tefekkür edememesinden gelir.” diyor.
Matematik profesörü olan bir arkadaşım anlattı. Tokyo’ya Dünya Matematikçiler Kongresi’ne gidiyor. Otele yerleştikten sonra görevli memura soruyor: “Burada,” diyor, “hem ucuz, hem temiz, hem kaliteli lokanta hangisidir, nerededir?” Tarif edilen yere bir arkadaşıyla gidiyor. Bin kişilik bir lokanta. Matbaa işçileri orada yemek yiyorlar. Arkadaşım yanındaki meslektaşı ile güle oynaya kapıdan giriyorlar. Ama birden donup kalıyorlar. İçeride çıt yoktur. Bin kişinin bakışları üzerlerinde toplanıyor. Mutlak bir sessizlik egemen. Şaşırıyorlar. Ne içeri girebiliyorlar, ne dışarı çıkabiliyorlar. Öyle bir mahcubiyet, eziklik içindeler ki... Şef garson halden anlıyor. Hemen geliyor, onları içeri alıp oturtuyor. Çevreye bakıyorlar. Herkes öylesine sessiz ki... Bir sipariş verileceği zaman, garsonun kulağına fısıldıyorlar, çatal kaşıklarını masaya koyarken inanılmaz bir dikkat gösteriyorlar, aman bir ses çıkmasın, aman bir gürültü olmasın diye. Arkadaşım bakıyor, bakıyor, hayran oluyor.
Yine bir Pazar sabahı arkadaşım trene biniyor. Amacı, bir Japon banliyösündeki hayatın akışını incelemek. Trende oturduğu yerin karşısında bir Japon aile var. Ana, baba ve küçük yavruları. Çocuk henüz iki yaşında. Ne hikmetse durmaksızın ağlıyor. Anne bir yandan çocuğu susturabilmek için çırpınıyor, bir yandan da arkadaşımı endişeyle süzüyor, acaba yabancıyı rahatsız ediyor muyum diye... Ama bir türlü başarılı olamıyor. Eşi, köşede sükûnetle gazetesini okumakta. Nihayet gidiyor, ondan yardım istiyor. Baba, yavaş yavaş yerinden kalkıyor, çocuğun yanına gidiyor. Yanağına çok hafif, çok yumuşak bir fiske vuruyor. Çocuk derhal susuyor. Bütün bunlar bize, sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşayabilmek için sessizliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yüksek sesle müzik dinleyenlerin bir süre sonra yavaş yavaş beyin hücrelerinin öldükleri bilimsel çalışmalarla ortaya çıkıyor. Gürültü insanı hasta ediyor, sinir sistemini tahrip ediyor, onu hayata karşı duyarsız yapıyor.
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhlarına Fatihalarla...