.
Hayat bütün alanlarıyla bir bütündür, bir kompozisyondur. Hayatımızın bir ânını diğer anlardan soyutlayamayız. Buna gücümüz yetmez. Benim gücüm yeter diyenler, hayatı ve insanları hiç tanımamış, ezbere konuşan kimselerdir. İftar sofrasındaki çorbasını, saygıyla, edeple, şükürle içemeyen bir kimse, namazda da konsantre olamaz.
Yıllar önce, bir Japon estetikçisinin bir tablo nasıl seyredilir diye bir yazısını okumuştum. O zat, önce diyor, gidin güzelce yıkanın. Öyle dikkatle, öyle hassasiyetle yıkanın ki, sadece vücudunuz değil, kafanızın içi de arınsın, temizlensin, güzelleşsin. Giyindikten sonra dualarla evden çıkın. O tabloyu görmeye gidene kadar mümkünse kimseyle konuşmayın. Serginin kapısından yine dualarla girin. Ve tablonun önünde, sonsuz bir dikkat, edep, saygı ile, zamanın en büyük hükümdarının önünde durur gibi durun. Sâde gözlerinizle değil, vücudunuzun bütün hücreleriyle o tablodaki güzelliği algılamaya çalışın. Uzun uzun bakıp, o ihtişamı özümledikten sonra, oradan edeple, saygıyla, huşû ile ayrılın. Bırakın o yaşadığınız güzellik, beyninizin, gönlünüzün, bütün hücrelerine nüfuz etsin. Artık o günden sonra, o güzellik sizden bir parça olsun. Sizinle beraber mezara kadar gitsin.
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhları Şad Olsun