Sayın Çiğdem Seçkin Gürel,
2.3.2007 tarihli mailinizi aldım.
Kıymetli yavrum, son gönderdiğin mailde fevkalade önemli bir konuya değinmişsin. İnsan, konu ve mahiyeti. İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesi olan yüce duygularla yaratılmış en muhteşem varlık. Yalnız bu sözleri söylerken tabi biz insan-ı kamili kastediyoruz. O Kudsi Hadis ne kadar anlamlı. İnsan her gün düşünse yine işin içinden çıkamaz. Kimbilir belki hayatın da güzelliği burada. Daha ortaokuldayken Yahya Kemal’in bir şiirini okumuş, ve hayretler içinde kalmıştım. Şöyle diyordu:
“İnsanlar anlaşıldı, cihanın da sırrı yok”
Bu mısraı bir türlü kabullenemedim, içime sindiremedim. Hep, o günlerde Yahya Kemal göklere çıkarılırdı. Ama ben hayata bu kadar sığ bakan, bu kadar önyargılı bir kimsenin nasıl olup da şiir yazabildiğine hayret ettim. İnsan, kainatın en muhtevalı varlığı, en sırlı yaratılmışı. Nasıl böyle anlatabiliriz? Alexi Carel, “İnsan bu meçhul” diyor. Atila İlhan,
“Anladım imkansız şey
Bir insanın bir başka insanı anlaması”
diyor. Yapılacak iş nedir? Onu her gün biraz daha anlamaya çalışmak. Belki de insanoğlunun o muhteşem yolculuktaki almış olduğu tavra bu durum yakışıyor. Yunus Emre,
“Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır”
diyor. Keşke Yahya Kemal de Yunus’un duyduğu o büyük ürpertiyi hissedebilseydi. Sevgili Yahya Kemal, insanlar anlaşıldı diyorsun, sen, hayatında birbirini anlayan kaç karı koca gördün? Birbiriyle dialog kurabilen kaç kardeş, arkadaş, komşu, mesai arkadaşı, akraba gördün? Bırakalım başkalarını biz kendimiz acaba en yakın dediğimiz insanları anlayabildik mi, onların kalplerinden, kafalarından geçenleri sezebildik mi? Ve herşeyden mühimi biz kendi kendimizi anlayabildik mi? Ah, sevgili şair Park Otelin lobisinde çayını yudumlarken, garsonlar ve hayranların etrafında fırıl fırıl dönerlerken sen hayatı ve insanları anladığını mı sanıyordun? Cihanın da sırrı yok diyorsun. Biz bırakalım gökteki yıldızları, bırakalım denizlerin altındaki korkunç güzel alemi, bir kum tanesinin sırrını çözebildik mi?
Necip Fazıl bir şiirinde
“Evet, herşey bende bir gizli düğüm”
diyor. Hangi düğümü çözebildik ki biz hayatımızda. Bırakalım insanları, bir kediyi, bir köpeği, bir kuşu, bir böceği anlayabildik mi? Hümeyra’nın meşhur şarkısını bilirsin yavrum. Şöyle bitiyor:
“Ya herşeyim, ya hiçim
Sorma dünyam ne biçim
Bir kördüğüm ki içim
Çözdükçe dolaşıyor”
Belki de yavrum, hayatın o çıldırtıcı güzelliği, esrarı bu meçhullerden, bu çözülemeyen, bu bilinemeyen, bu anlaşılamayan sırlardan geliyor. Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir şiirinde
“Geceler, geceler içindesin
Anlaşılmaz gecelerin teki
Kimi aşk diyor, kimi ölüm
Bu ne ki?..”
der. Hayat, bana kalırsa bunun için bu kadar güzel. Yaşamak bunun için aklın, hafsalanın alamayacağı kadar muhteşem bir olay. Bize düşen var gücümüzle bu sırları çözmeye doğru bir adım atabilmek. Bu aşkı, bu heyecanı ta içimizde duyabilmek. Hayata hergün yeni baştan, sıfır kilometreden başlamak. Ne olur bizler, bu çağın duygudan mahrum, heyecandan mahrum, aşktan uzak insanları, Yunus’un şiirindeki o ilahi mesajı duyabilsek, hissedebilsek:
“Her dem taze doğarız
Bizden kim usanası”
Rana Hanım’la kırkdört yıl evli kaldık. Ona kırkdört yıl hergün ayrı bir gözle baktım. Onda hergün yeni güzellikler keşfettim. Ve kırkdört yıl sonra güzelliğine doyamadan ondan ayrıldım. İnşallah Yüce Mevlamız manevi hayatta bizi yine biraraya getirir. Önemli olan her an yeniden doğabilmek, hayata yeniden başlayabilmek. İnsanlarla yeniden dost, arkadaş, sevgili olabilmek. Adnan Ardağı, elli yıl önce yazdığı bir şiirinde
“Yeniden başlasak, yeniden aşka
Hiçbirşey olmamış gibi yeniden”
diyordu. Ne olur biz de öyle yapabilsek. “Sevmek devam eden en güzel huyum” diyebilsek. “Aşk gelicek cümle eksikler biter” diyebilsek. Ve son nefesimizi verirken
“Sevginle gireceğim toprağa
Sevginle çıkacağım topraktan”
diyebilsek.
Sevgili yavrum, yeni maillerini bekliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Sevmek devam eden en güzel huyum Yazan Çiğdem Seçkin Gürel
Cvp: Sevmek devam eden en güzel huyum Yazan Sabri Tandoğan