.
SAN'ATA VE MANEVİYATA KAPILARINI KAPARSA İNSAN...
San’attan ve mânevî yüceliklerden, güzelliklerden uzaklaşan insanlarda, ruh heyecanını, aşkını kaybeder. Onda varoluştaki çılgın heyecan, akıl almaz güzellikler karşısındaki ürperti kalmamıştır. Yabancılaşmıştır. Âhenk ve uyum yok olmuştur. Çağımız insanı bu durumdadır ne yazık ki. Kendi ruhuna karşı kâinatın pencerelerini tıkamış ve dünyasını dar sınırlar içine hapsetmiştir. Kendini Allah’a, kâinata, hayata ve güzelliklere bağlayan bağları kopmuş, diyalogu kesilmiştir. Ruhu, üstün, güzel ve yüce âlemlere kanatlanamıyor demektir. Donuk ve katı insan, inanç evrenine giden kapıları da açamaz; çünkü inanç ve san’at, varlık âleminin derinliklerinde buluştukları gibi, ruhun derinliklerinde de buluşurlar. Ulviyet duygusu, bize günlük ekmek kadar lâzımdır. İnsanların gerçek varlığı hissedemeyişleri, şüphesiz içlerindeki bu ilâhi ışığı söndürmelerinden ileri gelir.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhlarına Fatihalarla