.
Değerli Gönül Dostu Kardeşimiz,
31.10.2016 tarihli mailinizi aldık.
Bu hikaye Sabri Baba'mızın Gönül Sohbetleri kitabı 12. Cildinde yer almakta ve orada bu hikaye ile ilgili soru üzerine fikrini açıklamaktadır.
Bu cevabı bugün manen hep sevenleriyle olan Sabri Babamızın size verilmiş bir cevabı olarak paylaşıyoruz:
Gönül Dostu:
− Çok anlamlı bir hikâye değil mi efendim?
Sabri Baba:
− Evet yavrum, çok. Hayatta fırsatlar insanın karşısına bir kez çıkar. Biz her an olaylar ve insanlar hakkında çok dikkâtli olmalıyız. Meselâ Picasso bazı günler Paris metrosuna gider, orada müthiş bir süratle hareket eden metroda oturan insan yüzlerine çok büyük bir dikkâtle bakar, onları o çok kısa süre içinde hafızasına almaya çalışır, sonra atölyesine gelerek o zihninde kalan kadın veya erkek portrelerini tabloya dökermiş. Bu ne büyük bir dikkâttir... Benim de hayatımda belki 20 sn, 30 sn gördüğüm insanlar oldu. Ama onları bir ömür boyu unutamadım. Söyledikleri bir söz, yaptıkları bir hareket, bir jest beni ömür boyu düşündürdü. Böyle insanları bazen ömür boyu tanımaya gerek yok, çok küçük bir sözleri, bir hareketleri onları yıllarca hatırlamanız için yeterlidir.
Meselâ Yunus’un “Bir siz dahi sizde bulun, benim bende bulduğumu sözü.” Ben bu sözü yıllardır düşünüyorum. Yine onun “Her dem taze doğarız, bizden kim usanası” sözü... “Cümle yerde Hak nâzır, göz gerektir göresi” sözü... Bunlar ve daha niceleri, hepsi birer Âyetin ve Hadisin yorumu aslında... Bunların üzerinde yıllarca düşündüm, hâlâ da düşünüyorum, henüz derinliklerine varamadım. Bunları herkesin oturup uzun uzun düşünmesi lâzım.
Çocukluğumdan beri, rastladığım bazı insanlar ve olaylar üzerinde bazen aylarca, bazen yıllarca düşündüğüm oldu. Meselâ sohbetlerimde ta küçüklüğümde yaşadığım bazı olayları tekrar tekrar anlattığım oluyor. Bunu öylesine lâf olsun diye mi yapıyorum: Onların içinde öyle büyük hayat dersleri oluyor ki, onları ortaya koyabilmek için tabi ki. Meselâ bir örnek vereyim. Benim çocukluğumda mahallemizde oturan Hüseyin Caka adında bir adam vardı. Varlıklı da biriydi. Otel ve kahve işletirdi. Bir gün otele gelen bazı milletvekillerinin konuşmalarından o gece şekere çok fâhiş bir fiyat artışı geleceğini duyuyor. Hemen gidip ne kadar serveti varsa, tanıdıklarından borç paralar da alarak şekere yatırıyor. Hakikaten de o gece yarısı şekerin fiyatı neredeyse yirmi kat artıyor. Tabi adam sabaha büyük bir servetin sahibi olarak uyanıyor. Ama bir süre sonra Hüseyin Caka yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bir gün eve geliyor, ablasının yanına ailesinin yanında imkân bulamadığı için okumaya gelen yeğenini evde yalnız görünce sarkıntılık etmeye kalkıyor. Kız yalvarıyor, ben buraya okumaya geldim, bana kıyma dese de üzerine yürümeye devam edince, kız orada açık bulduğu bir pencereden kendisini üçüncü kattan aşağıya atıyor. Bütün kemikleri kırılıyor kızın. Ancak diyorlar, yurtdışında bir cerrah var, bu kızı o ayağa kaldırabilir. Hüseyin Caka bunun üzerine kızı alıp yurtdışına götürüyor. Doktor birer birer o kemikleri birbirine kaynatacak ameliyatlar yapıyor. Yapıyor yapmasına ama kız iyileştiği zaman ellerinde bir kuruş paraları kalmıyor. Öylece geri dönüyorlar. Ve inanır mısın yavrum, ben o mal, mülk, servet sahibi Hüseyin Caka’yı amelelik yaparken gördüm sonra. Bu olay olduğu zaman ben henüz dört veya beş yaşlarındaydım. Olaydan üç, dört gün sonra mahallede herkes unuttu gitti, hatırlamadı bile. Amaan işte sıradan bir vaka dediler. Ama ben unutmadım. O adamın derdi farz edelim ille bir kadınla beraber olmak olsa, bunu bu işi meslek edinen başka kadınlar vardı mahallede, onlara da gidebilirdi. Ama neydi o adamı böyle bir hareketi yapmaya sevk eden, niye o kadar gözü dönmüştü karşıdaki yeğeni olduğu halde, bunları hep uzun uzun düşündüm, buradaki hikmeti anlamaya çalıştım. Ve o çocuk halimle ellerimi açıp dua ettim, Allah’ım dedim, ne olur beni zengin etme!
Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Onun ve Hakka Göçen Yakınlarının Aziz Ruhlarına Fatihalarla
http://www.gonulsohbetleri.net/html/cilt_XII_oku.asp?id=132&root=132&replies=False
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Talih kuşu insanın başına bir kere konar. Yazan Sabri Babaya Danışan
Cvp: Talih kuşu insanın başına bir kere konar. Yazan Sabri Baba.