Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Kenan Rıfai Hz'nden hikmetli sözler.
Gönderen : Siteden
Tarih : 11/26/2016 11:32:39 AM


.


Kenan Rifaî Hazretleri 1867 yılında Rumeli'de doğdu.
07 Temmuz 1950 tarihinde İstanbul’da aramızdan ebediyete ayrıldı. Allahü Teâlâ (c.c.) rahmet eylesin.


Kendileri'nden hikmetli sözler:



1 – İnsanları Allah’a yaklaştırmaya bakın, uzaklaştırmaya değil. İslâm’ın mes’eleleri üstlerinde durulmasında değer bulunmayan boş ve dar düşünceler değildir.



2 – Hastalığı için : O bana bir misafirdir. Ben onu evime gelen bir misafir gibi hoşlarım. Şikâyet bize yakışır mı? Gidecekse, hoşlukla gitsin.


3 – Kibir, hakikatten habersiz olmak demektir. Buz parçasının güneşten gafil olması gibi.


4 – Kendine tarafsız bir gözle bakmaya alış... Başkalarını öz evlâdın, kendini ise, üvey çocuğun say... Eksiklerine de, fazlalıklarına da göz yumup te’vil yoluna kaçma.


5 – Şunu biliniz ki, asıl korkulacak suç, görünen hatalarınızdan ziyade, kalbî günahlarınızdır. Korkacaksanız bunlardan korkun ve çekinin. Zira derinlerde gizli kalmış bu kötülükleri temizlemezseniz, onlar bulundukları yeri tefessüh ettirip, âkıbet çürütürler.


6 – İnsanın hamuruna nur ve zulmet birlikte vaz edilmiştir. Yani beşer, ruhanî ve nefsanî kuvvetlerin karargâhıdır.


7 – Hırpalanmak yerine okşanmak ve iltifat görmekte, belki daha fazla tehlike ve korku vardır. Ola ki beğenilmek, seni gurur ve kibir gayyasına düşürür de çarpılıp kalırsın.


8 – Toprağın, başına inen kazma darbelerinden şikâyete ne hakkı var? Kuyucunun her kazma vuruşu, derinleşen bu çukurdan çıkacak suya zemin hazırlar. Mânâda vuslat olan bu nimete zahmet denir mi?


9 – Huzur ve gönül zevki, ruhun dünya dedikoduları ile kalben takıntısının kesilmesine bağlıdır.


10 – Namaza dururken : Allahü ekber... diyorsunuz. Eğer Hakk’ın herşeyden büyük olduğunu, haliniz ve fiilinizle de bilip ona göre yaşıyorsanız, evvel kendi varlığınızın büyüklüğünden kurtulmanız icab eder.


11 – Allah katında makbul olan amel, nefse muhalif olanıdır.


12 – Hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilgilerin en büyüğüdür.


13 – Zaman sermayedir. Onu israf edip heba etmiyelim.


14 – Boğuşacak düşmanı yanlış seçmeyin ! Kanı dökülecek düşman, nefsinizdir. Onu mağlup etmek, gerçeklerle aranızı açan uçurumları kaldırmak demektir.


15 – Doğruluk şiarınız olsun. Bu yüzden, isterse âlem halkı size aptal desin. Onların alayları ve dudak bükmeleri, sizi kıracak yerde, zevklendirsin. Bir gerçeği ortaya vururken alaya alınmak şereftir. Şunu bilin ki, insan ne kötülenmekle küçülür, ne de methedilmekle büyür.


16 – Sayısız günahlarımızı afveden Allah’ın bir kulu olarak, neden bir suçu bağışlamayalım?


17 – Kâinat, insan için hazırlanmış bir kitaptır. Heceleyin, okuyun. Bütün mevcudat kelimelerinden cümleler, satırlar çıkar. Hepsi de birliğin ana dilini söyler ve sizi tevhide çağırır. Aslında, bütün o perakende görünen mevcudat kelimeleri, hep vahdeti söylemek için yekpareleşmiş, tek mânâ haline gelmişlerdir.


18 – Allah’tan ecir ve mükâfat mı istiyorsun? İyilik yap ve karşılık bekleme. Zira iyiliğin hakiki bedeli, yaptığın hayrın kendisidir.


19 – Putperestlerin, putlarına tapıp etrafında döndükler gibi sen de şu nefsinin hazları ve iptilâları etrafında dolaşıp durmaktan vazgeç. Onlara değerlerinden fazla kıymet verip, zebunu olma ve ebedîlere gösterilecek aşkla bağlanma!


20 – Bir gün Hazret, pencereden bakarak : – Size bir yalan... Ayşe hanım geliyor, der. Herkes pençereye giderek bakar.


– Size bir yalan... dediğim halde, gene baktınız... İşte dünya da böyle. Yalan olduğu biline biline kanılıyor! der.


21 – İnsan, kendini silip, menfaatini adâlete feda ettiği ölçüde insan olur. Aleyhinize dahi olsa, doğruyu ve hak sözü söyleyin.


22 – Allah’ın huzuruna çıkmak için kıyâmet gününü ne beklersiniz? Her nefes o huzurdasınız. Hareketlerinizi, sözlerinizi, bilhassa niyet ve düşüncelerinizi bu anlayışa göre düzeltin.


23 – Ruhlar ezel âleminde, ben sizin rabbiniz değil miyim suâline, evet öyle, dediler. Amma, oradaki ikrara, burada iki şahit lâzımdı. Yalancı olmayan iki şahit : İlim ve amel.


24 – İlim ve irfan ne nisbette ziyade olursa, edeb ve sükût da o ölçüde artar.


25 – Madde ile ruh anlaşıp dost olmadıkça, insanoğlu için kemâl ve huzur nâsibi yok demektir.


26 – Beni aldatmak isteyene, aldanmış görünmekten zevk duyarım.


27 – Hak kendisine isteyerek ve severek kulluk ve hizmet etmeyeni, başkalarına, ister istemez hizmetkâr eyler.


28 – Allah’ın, insanı, bir muhtacın gönlünü almaya muvaffak edişi, ne büyük lütuftur. Onun için, bana uzanan ihtiyaç elini öpmek isterim!


29 – Dön geri borusu çalındığı vakit, en arkadakiler en öne geçer. Hanımlığınıza, hanımefendiliğinize güvenmeyin. Merhameti, şefkati elden bırakmayın.


30 – Allah’ı görür gibi namaz kıl... İbadetin yatıp kalkmaktan ibaret olmasın. Kur’an-ı Kerim’i de mânâsını anlıyormuşcasına oku... birgün olur, Cenab-ı Hak, sana onun mânâsını da anlatır.


Kaynaklar ve daha fazla bilgi için bkz.


* Ken'an Rifai ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık- Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol, Nezihe Araz, Sofi Huri
* Sohbetler- Ken'an Rifai
* Dost- Sâmiha Ayverdi


 

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]