Saygıdeğer büyüğüm, Sabri Bey.
Biz insanlar iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, hayır ile şerrin, süfli ile yücenin aynı anda içimizde barındıran Hak Tealanın kullarıyız. Bize hep doğruyu gösteren biri olarak size sonsuz minettarlığımı sunuyorum.
Güzele, iyiye örnek iki insanın öyküsüyle sözlerimi bitiriyorum.
Sevgi ve saygılarımı sunar ellerinizden öperim.
HALİL İBRAHİM BEREKETİNİN ÖYKÜSÜ
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş...
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki, abi demiş İbrahim...
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... .
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Kendi payından bir miktar atmış onunkine...
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim. Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.
O gidince, Halil düşünür bu defa:
Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...
Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.
Aksine çoğalır buğdayları.
Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı: halil ibrahim bereketidir. EVİNİZE VE HAYATINIZA HALİL İBRAHİM BEREKETİ DİLERİM
--------------------------------------------------------------------------------
Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :
Kıymetli yavrum, Allah senden razı olsun. Bir ömür boyu unutulmayacak ne güzel, ne zarif bir öykü anlatmışsın. İnsanı ruh yüceliklerine götüren ne güzel bir öykü.. Sana çok teşekkür ederim.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Himmetleri Üzerimize Olsun.