Sayın Abdullah İnaner,
28.3.2007 tarihli mailinizi aldım.
Efendim, mailinizi büyük bir teesürle okudum. Evet, Türkiye’de çok kirli, çok çirkin oyunlar oynanıyor. Haklısınız. Doğrudur. Ama bizler de o oyuna gelenlerden olmasak. Asırlarca nice insan Mevlana’ya sevgi duymuş, saygı duymuş, hayranlık duymuş. Onunla tertemiz, pırıl pırıl hayatlar yaşanmış. Demek asırlarca yüzbinlerce insan hata etti de bir ismini andığınız kimse doğruyu söylüyor. Yarın, Allah’ın huzuruna çıktığınız zaman Mevlana sizden davacı olunca bunun hesabını nasıl vereceksiniz, hiç düşündünüz mü? Ya o hikayeler diyeceksiniz. Bugün bile televizyonlarda, gazetelerde çıplak kadın vücudunun çukulata reklamından, otomobil lastiği reklamına kadar herşeyde kullanıldığı rezil dünyada dahi bu hikayeler tiksinti uyandırıyorken, yüzyıllarca önce insanların edep, haya ve iffet duyguları içinde yaşadığı o dönemlerde siz buna nasıl imkan görüyorsunuz? Onlar, sonradan konulmuş çirkin, adi, aşağılık, namussuzca, şerefsizce sokuşturulmuş, rezil hikayelerdir. Delil olarak Hulki Cevizoğlu’nun ortaya attığı cevabı ileri sürüyorsunuz. Şu cevabın dahi nakış iğnesinin ucunun trilyonda biri kadar aklı olan bir insanda sadece tiksinti uyandıracağını neden düşünmüyorsunuz? Üç beş tane ne idüğü belirsiz, kötü niyetli kara sürücünün ileri sürdüğü çirkin isnatlara karşı Mevlana’yı savunmak isteyenlere Hulki Cevizoğlu’nun verdiği cevap sadece kültür adına, insanlık adına, şeref, namus, haysiyet adına yüz kızartıcıdır, utandırıcıdır. Bu mudur objektif gazetecilik, bu mudur tarafsız yayıncılık. Aydın insan davranışı bu mudur. O tarihten sonra pek çok insanın Hulki Cevizoğlu’nun programlarını ebediyyen boykot ettiğini biliyor musunuz? Birileri gelecek, abuk sabuk konuşacak, en ağır isnatlarda bulunacak, en çirkin iftiraları ileri sürecek, sonra Mevlana’yı savunmak isteyenlere Hulki Cevizoğlu bütün kapıları kapatacak. Bu çok çirkin, çok bayağı bir davranış. Siz bunu nasıl kabul edebiliyorsunuz, hayret doğrusu! Birisi size gelse, en adi, en rezil, en aşşağılık isnatlarda, iftiralarda bulunsa siz de kendinizi savunmak için hakkınızı müdafaa etmek için
“Dursun bu hayasızca akın”
demek için söz isteseniz, ve size söz hakkı verilmese, Allah aşkına ne yaparsınız? Ne dersiniz? Efendim, ne yazık ki o gün bazı saf, temiz, iyiniyetli insanlar oyuna getirildiler. Sizin de sitemize bu satırları sadece iyiniyetle, temiz duyguyla, inançlarınıza halel getirmemek için yazdığınıza inanıyorum. Ama aziz kardeşim, lütfen daha dikkatli, daha uyanık olalım. Hulki Cevizoğlu’nun karşı tarafa söz hakkı vermemesi üzerinde biraz daha derin düşünürseniz bazı gerçeklere kendiliğinden ulaşacaksınız. Sizin çok asil, çok temiz, çok dürüst bir insan olduğunuza bütün kalbimle inanıyorum. Güzel kardeşim, ne olur, el ele verelim, birbirimize destek olalım, yurdumuzu koruyalım. Vatanımızı, bayrağımızı koruyalım. Ve o güzel yurdumuzun seçkin, güzel insanlarına dil uzatılmasına imkan vermeyelim. Hayat çok kısa, insanoğlu bugün var, yarın yok. Hayat sandığımızdan da çabuk geçiyor. Yarın, Allah’ın huzuruna çıktığımız zaman ne cevap vereceğiz, onu düşünelim. Birtakım şer kuvvetlerin oyununa gelmeyelim.
Yunus Emre, ne diyor, kulak verelim:
“Sana derim ey hoca
Sırat köprüsü nice
Kıllardan daha ince
Geç, derlerse ne dersin?”
Aziz dost, benim samimi görüşlerim bunlar. Siz en temiz, en nezih duygularla nasıl mailinizi yazdınızsa, benim de aynı temiz duygularla size hitap ettiğime inanın. Size sevgilerin, saygıların en içten gelenini sunuyor, iki dünyanızın da cennet olmasını yürekten diliyorum.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Kabirde sualimiz ver derlerse ne dersin? Yazan Abdullah İnaner
Cvp: Kabirde sualimiz ver derlerse ne dersin? Yazan Sabri Tandoğan