Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sabri Baba ile yapılan son röpörtaj-1. bölüm.
Gönderen : Siteden
Tarih : 12.11.2017 12:34:31


.



SABRİ BABA İLE YAPILAN SON RÖPÖRTAJ-YEDİGÜN GAZETESİ (HAKKA GÖÇÜŞÜNDEN 14 GÜN ÖNCE YAPILMIŞTIR) 1. BÖLÜM
Bir ‘Gönül’ ve ‘Sohbet’ insanı Sabri Tandoğan…


03 Ağustos 2015 Pazartesi Saat 15:27



Bu haftaki röportaj konuğumuz Emekli Danıştay Hakimi Sabri Tandoğan. Kadim Ankaralı bir gönül insanı.



Bir ‘Gönül’ ve ‘Sohbet’ insanı Sabri Tandoğan…


İnsanlara mutluluk, aşk, heyecan verme peşinde


-1-


Bu haftaki röportaj konuğumuz Emekli Danıştay Hakimi Sabri Tandoğan. Kadim Ankaralı bir gönül insanı.


Tasavvufu, Türk ve dünya edebiyatını iyi bilen; “Sentez İnancı”na ulaşmayı başarmış; gazete ve dergilerde yazıları yayımlanan; pek çok televizyon kanalında büyük bir ilgiyle izlenen “Gönül Sohbetleri”yle gönüller yapan, Sabri Tandoğan; bunalım içindeki günümüz insanına huzur kapısını gösteren nadir insanlardan…


İşte sorular ve yanıtları…


POLİS 2 MEHMET'İN AŞK MEKTUPLARI...


E.G: Sabri Tandoğan, çocukluğuna dönüp baktığında gözünde canlandırdığı resim nasıldır?


S.T: Benim çocukluğum çok güzel, çok renkli geçti. Yüzlerce, binlerce resim var. Hangi birini anlatayım?


E.G: En çok hafızanızda yer edeni rica edeyim?


S.T: Polis 2 Mehmet'e gelen aşk mektupları.


E.G: O mektuplardan bir pasaj alabilir miyiz?


S.T: Ütü yaparken Müslüm teyze kocasının cebinden alırdı. Okuma-yazma bilmiyordu. Anneme getirirdi. Annem okurdu. Ben de dinlerdim. Bir pasajını söyleyeyim. ''Yaz bana. Akıl öğret siyah inci. Kendimi nasıl avutayım? Kalbim kaç defa senin asil çehrenden , çirkin hatlar bulmak amacıyla kıvrandı. Fakat, heyhat ne mümkün! Ben seni sevecek, sevdiğim için de bedbaht olacaktım'' (gülüşmeler)


3.5 YAŞINDA OKUMA-YAZMA ÖĞRENDİ


E.G: Okuma-yazmayı 3.5 yaşında öğrendiniz. Nasıl oldu bu?


S.T: Benim çocukluğumda çok güzel komşuluk ilişkileri vardı. Akrabalıktan da öte efendim. Her gün komşularımızla içiçeydik. Bir Şaziye Hanım teyze vardı. Üç kızı vardı. Üçü de ilkokul öğretmeniydi. Şöhret Abla, Münire Abla, Sebahat Abla. Ben 3.5 yaşındayken, sabahleyin, elime kağıt-kalemi alırdım. Kapılarını çalardım. ''Bana okuma-yazma öğretin'' derdim. ''Ya git çocuk. Biz giyineceğiz. Okula gideceğiz'' derlerdi. Hiç yılmazdım. Ertesi sabah bir daha. Baktılar olacak gibi değil. Bir 4-5 günlük bayram tatili vardı. Orada bana okuma-yazma öğrettiler. Öyle bir aşk vardı ki.


E.G: Evet. Ama öyle de bir zeka varmış. O günlere ait bir anekdot anlatır mısınız?


S.T: 3.5 yaşında okuma-yazma öğrendim. İlkokula başladığım zaman yüzlerce kitap okumuştum. Okula başladım. Öğretmen, tahtaya, A ve T yazdı. ''Bunu kim bilecek'' dedi. Ben gayr-ı ihtiyari gülümsemişim. ''Bu da sorulur mu'' kabilinden. Şefika Çoruh isminde hanım bir hocaydı. Çok güzel bir hanımdı. ''Gel bakalım. Boyunun ölçüsünü bir alalım. Sen gülüyorsun. Ama şimdi görürsün gününü'' dedi. Kalktım tahtaya. Çantasını açıp bir kitap çıkardı. Sheaxpeare'nin bir piyesi. ''Şuradan bir cümle oku bakalım'' dedi. Ben, aynen bir tiyatro sanatkarı gibi okumaya başladım. O şahısların da özelliklerini belirterek. Hoca biraz dinledi. ''Haklıymışssın oğlum gülümsemekle. Sen bizi bu çoluk çocuk işleriyle bırak. Arkada bir boş sıra vardı. Git sen. Oraya otur. Çantanı aç. Kitaplarını aç. İstediğini oku'' dedi.


DÖRT ÜNİVERSİTE BİTİRDİ


E.G: Dört üniversite bitirmişsiniz. Hangileridir?


S.T: Hukuk, Tıp, İlahiyat, Felsefe.


E.G: Neden bu kadar çok okuma ihtiyacı hissettiniz?


S.T: Hayat boyu, benim, ne paraya, ne mevki, makama, ne şan, şöhrete hiç bir hevesim, meylim olmadı. Bir tek ihtirasım vardı. İnsanları tanımak. İnanılır gibi değil belki. Bu dört fakülteye insanları tanımak için gittim efendim.


''SIRF BABAMIN HATIRINDAN AZICIK DA KORKUDAN HUKUK'A GİTTİM''


E.G: Bitirdiğiniz üniversitelere bakınca, kariyerinizi de Danıştay'da hakimlik yapıp, oradan emekli olarak noktaladığınızı görünce, neden hukuk alanını tercih ettiğinizi merak ettim.


S.T: Babam hakimdi. Annem edebiyat öğretmeniydi. Babam, ısrarla benim hukuk tahsili yapmamı istiyordu. Benim idealim, okumayı çok sevdiğim için edebiyat fakültesine gitmekti. Sonra orada kariyer yapıp, profesör olup, emekli olana dek ders verecektim. Babam ısrarla ''Önce hukuka git. Oku. Ondan sonra istersen on fakülteye git. Karışmam'' dedi. Sırf babamın hatırından, azıcık da korkudan hukuka gittim. Ama hayat boyu babama dua ettim. Çünkü hukuk, insana, insanlar hakkında genel bir fikir veriyor. Hukuk okurken; İktisat, istatistik, adli tıp, adli psikoloji, Borçlar Hukuku, Medeni Hukuk, Aile Hukuku, Ticaret Hukuku, boşanma okuyorsunuz. Aklınıza insanı ilgilendiren ne gelirse okuyorsunuz. Tüm bunlar, insan, hayat,yaşam hakkında genel bir fikir veriyor.


E.G: Danıştay hakimliği yaptığınız dönemden, bugüne baktığınızda, bugün ki Danıştay icraatlarına baktığınızda arada ne gibi farklar görüyorsunuz?


S.T: Gelin bu soruya cevap vermeyeyim efendim.


E.G: Heyecan yaracak çarpıcı bir cevap alabilirdim oysa.


S.T: Ben Danıştay hakimliğinden emekli oldum 1999'da. 16 yıl bir kere Danıştay'a gitmedim ve bir kere bile Danıştay'ın önünden de geçmedim.



(devam edecek...)

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]