Merhaba hocam,
Yıllar önce sizi TV deki sohbet programlarınızdan izlerdim. Aklımdaki birkaç soruyu size sormak istiyorum. Cevaplarsanız sevinirim. Sorular biraz..... biraz ters olabilir ama sormak istiyorum. Aslında ateist insanların ileri sürdükleri sorular.
İnanmayanlar şöyle diyor: "Neden Allah Afrika'da açlıktan ölen ya da özellikle Müslüman ülkelerde çok kötü şartlarda ölen insanlara yardım etmiyor. Ya da bir insanın başına çok acı bir olay gelse başka insanlar çok mutlu olsa burada bir adaletsizlik yok mu diyorlar. Ve kendilerinin aslında daha merhametli olacaklarını söylemek istiyorlar ya. Mesela dinlediğim bir kaç ateist ve sanırım Selam Rüşdi'nin inanmama nedeni buydu.
Hz. Davud sanırım Allah'a kalbinin tatmin olması için dua etmişte Allah ona "İnanmadın mı" diye sormuş oda "Sadece kalbimin tatmin olması için istiyorum demiş ya. Ben de kalbimin tatmin olması için sormak istiyorum. Siz bu olayları İslama ve Allah inancına göre yorumlar sanız çok sevinirim.
Saygılar
Efendim, dünyaya sakat doğan ya da çok hasta gelen bebeklerin durumunu ilahi bir imtihan olarak mı açıklayabiliriz yoksa daha önceki atalarının günahlarının bir yansıması olabilir mi, Ya da daha farklı bir durum??
Umarım sizi sorularımla rahatsız etmemişimdir....Sadece doğru cevabı almak için soruyorum hocam, kendi mantığımın dışında benim yakalayamadığım doğru cevabı.
Teşekkürler ve saygılar
İyi bir gün dilerim
Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları:
----------------------------------------------------------------------------
Kıymetli yavrum,
Sorduğunuz birinci sualin cevabı:
Kur’an-ı Keriym’de bir Ayet-i Kerime var: “İnsan için kendi çalıştığından başkası yoktur ve çalıştığının karşılığı tastamam verilecektir.” (Necm Suresi, 39-41. Ayetler) Dikkat buyurun, burada Müslümanlar için denmiyor, “insanlar için” Buyruluyor. Benim Afrika’da bir sefarette görev yapan bir okul arkadaşım anlatmıştı: Sefaretin önünde bir nehir var ve bu nehirden her gün balık sürüleri geçiyor. Yani bırakın oltayı, sepeti tutsanız sepetin içi balık dolacak. Fakat o açlıktan şikayet eden insanların hiçbiri gelip bir sepet uzatmıyor. İngilizlerin bir atasözü var: “Kendine yardım etmeyene Allah da yardım etmez” diye.
Gelelim İslam ülkelerine. Önce müsaadenizle bir hikaye anlatayım: Bir gün büyük alim, büyük veli Abdülhakim Efendi Hazretleri camiden çıkmış evine gidiyormuş. Yolda birisi “Efendim, demiş, “”dua buyurun da ümmet-i Muhammed kurtulsun.” Abdulhakim Efendi Hazretleri cevap vermiş, “Evladım” demiş “sen bana Muhammed ümmetini göster, ben sana kurtulduğunu müjdeleyeyim.”
Değerli yavrum, bugün İslamı hakiki manada yaşayan, günlük hayatında uygulayan bir tek toplum gösterin. Maalesef.. ne gezer.
İkinci sorunuza gelince, acaba üzülen kişiyi bu üzüntüye götüren nedenleri düşündünüz mü? Acaba birinin kalbini mi kırdı, birinin duygularıyla mı oynadı, haram mı yedi, yoksa ilahi bir imtihandan mı geçiyor. Bunları bilmeden hemen hüküm vermek bizi yanıltmaz mı? Belki ona gülen, onunla eğlenen insanın yarın başına öyle bir felaket gelecek ki anasından doğduğuna pişman olacak. Ve nitekim er ya da geç öyle de oluyor.
Bunun gibi daha nice incelikleri bilmeden Allah’ın adalet terazisi hakkında konuşmak bizi ne dereceye kadar doğrulara götürür?
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Aziz Ruhlarına Fatihalarla.