Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Tarihin en büyük aşkı: Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Hz. Hadice (R.A:)
Gönderen : Siteden
Tarih : 14.2.2018 02:53:37


.



TARİHE GEÇMİŞ EN BÜYÜK AŞKLAR-1
"Kâinatın gelmiş, geçmiş, gelecek en büyük aşkı: HZ. MUHAMMED (S.A.V) İLE HZ. HADİCE (R.A)’ın Aşkıdır."
Sabri Tandoğan Efendi Hz.


Yaşanmış En Güzel Aşk Hikayesi-Hz.Muhammed (s.a.v) Hz.Hatice (r.a)'in Aşkı


Ne Leyla ne Mecnun, ne Ferhat, ne Romeo ne de diğerleri….
En güzel aşk hikayesi Efendimiz s.a.v. ile Hatice Validemiz r.a'in hikayesidir..
Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da diğerleri, aşklar dillere destan olur, günümüze kadar ulaşırdı?
Hayır tabii..! Belki bir kaç sene sonra bitecekti..
Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar
Ama siz bir bakın Efendimizle, Hatice Validemiz’in aşkına ALLAH için! Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk..


Şimdi gönül penceresinden, Efendimizden sonra insanlığın en yücesi, mübarek Annemizi seyretmeye çalışalım:


Efendimiz 24 yaşında idi. Hatice annemiz ise, 39 yaşında dul, nâzenin bir hanımefendi idi. Aynı zamanda Efendimizin akrabası idi. Merhamet dolu kalbi kadar derin bir güzelliğe sahipti. Fizik çizgileri ardında bakışlarındaki mânâ dolu güzellik hemen fark edilirdi. Yüzlerce evlenme teklifini:


— Evlenmeyi kesinlikle düşünmüyorum, beyanı ile reddediyordu.


Herkes ona hayrandı.


Fakat kimse onun gönül kalesi önünde hayranlıktan öte geçemiyordu.


Efendimiz, kısa bir sürede Hatice Annemizin itimad ve takdirini kazandı.


Hatice Annemizin tüm dünya güzelliklerine kapalı olan gönlünü Efendimizin aşkı ile dolduruverdi.


Fahr-i Kâinat Efendimiz, Şam’a kervanları götürünce Hatice Annemiz dama çıkar, o gelene kadar hasret şarkıları okurdu.


Mânâ ilimlerinde Allah’ın çok sevdiği üç beste nakledilir. Bunlardan biri, Şeyma annemizin Efendimize bestelediği
Muhammed kasidesi, ikincisi Hicret’te Efendimiz beklenirken, Medineliler’in söylediği ünlü Hicret şarkısıdır.


Bu besteler, yüzyıllar sonra mânâ ehlinin zaman perdesinden yakalayıp bize naklettiği ve öğrettiği şarkılardır.


Üçüncü beste ise, Hatice Annemizin Efendimize sunduğu hasret şarkısıdır ki, Allah’ın gayp âleminde gözlenmiş, Efendimizden başkası onu dinleyip duymamıştır.


Ve bir gün Hatice Annemizin yüreği bu sevdaya dayanamadı. Efendimizi, Hz. Ebû Talib’den istemeye karar verdi. Hz. Hatice annemiz, arkadaşı Münye kızı Nefise’ye durumu açınca, Nefise:


— Aman ya Hatice, bu tarz bir evlenme teklifi ne Arap âleminde, ne de dünyada görülmüş olay değildir, elâlem bize ne der? diye mani olmak istedi.


Fakat güzeller güzeli, nazlılar nazlısı Hatice annemiz:


— Herkes ne derse desin, benim bu aşka tahammülüm kalmadı, buyurdu.


Tüm mânâ ilmine altın çivilerle bir yeni mânevi yasa böylece yazılmış oldu. Mânâ ilimlerinin temeline geçen bu kural aynen şöyle ifade edilmektedir:


«Allah ve O’nun sevgilisi Fahr-i Kâinat adına yapılacak fedakârlıklarda sınır yoktur. Hele çevrenin yargılarından çekinmek kesinlikle yasaktır.


Formül: "Elâlem ne derse desin", yasasıdır.


Allah, Hz. Hatice’nin sevgisine uygun bu davranışını öyle sevdi ki, yeryüzünün en mutlu ve muhteşem yuvasını takdir edip kurdu. Böylece Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, Hatice Annemizle evlendi.


Bu olay İslâm Dîni’nin temel dayanaklarının en önemli temelini teşkil etti. Yeryüzünün en şerefli siyasi ve sosyal hareketi olan İslâmiyet böylece bir yandan büyük bir maddi dayanağa sahip olurken, daha önemlisi Hatice Annemizin Efendimiz a.s. üzerindeki akıl almaz ihtimam ve şefkati ile güçlendi.


Hatice Annemiz Efendimize karşı öylesine sevda dolu bir duygu beslerdi ki: Fahr-i Kâinat Efendimiz dîni telkin için Mekke sokaklarına çıktığı zaman, Hatice Annemiz de:


— O güneşte dolaşırken ben gölgede oturamam, diyerek evin avlusuna çıkardı.


Efendimizin her soluduğu nefesi izleyerek âdeta o nefeste var olmak isterdi.


Eliyle hazırladığı yemeklerde büyük îtina gösterir, her şeyin en güzelini ona sunmak için çırpınır dururdu. Fakat daha önemlisi Efendimizin kalbi ile olan âhengi idi.


Hatice Annemiz,Fahr-i Kâinat Efendimizin en ufak bir üzüntüsünü anında hisseder, bir yandan onu gidermek için çaba sarf ederken, bir yandan da gönül güzelliği ile o üzüntüyü yok ederdi. ..


Yine ilk vahiy geldiğinde O’na nasıl destek olduğuna, yüreğini,malını,canını nasıl serdiğine bakın.. Ve Efendimiz’in yüreğindeki Hatice Validemizin yerini düşünün, cok hadislerde geçer Fahr-i Kâinat Efendimiz, Kur’ân’ın gelişine mukaddem günlerde Nur Mağarası’nda murakabeye çekildiği zaman;
Hatice Validemiz’e bakın; Her gün O en sevgili’ye yiyecek taşıyor!


Her gün gidiyor ve O’nunla biraz oturuyor.. sonra dönüp gidiyormuş gibi uzaklaşırdı.


Kısa bir süre sonra dönüp bir taşın ardına gizlenerek saatlerce Efendimizi beklerdi. Buradaki incelik, Efendimizi, hiç rahatsız etmeden, onun muhteşem huzurunu bozmadan Efendimizi koruma zevki idi.


Ve Yaşı 55 civarı idi


Hira Magarasını bilir misiniz siz?


Ne kadar yüksektir çıkması ne kadar zordur? Hele ki o zamanın şartlarında. Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok yorulurlar..


Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Efendimiz yaşlı bir hanımla karşılasıyor, O’nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere “Bırakın” diyor gelsin..


Sırtından abayasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup bir saat kadar sohbet ediyorlar.


Aise Validemiz merak ediyor ve sonrasında;


“Kimdi o? Neler konuştunuz?” soruyor


Cevaba bakar mısınız;


” O, Hatice’nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik”


Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş, vefayı, sevgiyi, özlemi görüyor musunuz?


Ve o hengamede. Yine bakınız ki o asil hanıma, Efendimiz’den daha yaşlı oldugu için O’na üstüne evlenmesini teklif ediyor!


Düşünebiliyor musunuz?
O’nu öylesine seviyor ki, sadece O’nu mutlu edeceğini düşündüğü için “Evlen” diyor! Ama O, reddediyor, asla O’nu incitmek istemiyor.Hanım’a bakın! Ve sevgisine..


Yine Validemiz’in vefatından çok uzun yıllar sonra kız kardeşi Hale, Efendimiz’in evine gelir ve kapıyı çalar..


Öylesine heyecanlanır ki O, kapıya koşar, eli ayağı dolaşır,


“Neden” derler..


“Hatice’nin calışı bu” buyururlar. Ve “Sanırım Hale’dir gelen”derler..


Hz. Hatice Annemizden söze başladıktan sonra satırların sınırına bağlı kalmak gerçekten çok zor. Ne çare ki, Hatice Annemizin Efendimiz üzerindeki şefkat ve ihtimamına örnekler vermemize sayfamız sınırlı kelimeler kifayetsiz kalır.
inşallah sizlerin de bu konuda araştırma yapmanıza vesile oluruz.


En güzel Aşk hikayesi budur! Yaşanmış ama eskimemis, yepyenidir..


Bizlerin muhterem Validemiz’den alacağı cok dersler var..
O’na, ve Onlar’a benzeyenlere selam olsun..


EL-FATİHA VE SELAVAT.....
http://www.canim.net/hikaye/25635-.html

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]