Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Kadınlık Sanatı.
Gönderen : Nezahat Uzgören
Tarih : 3/11/2018 10:48:19 PM


.




Çok Değerli Sabri Bey,


Efendim, birçok konuda aydınlanmamıza vesile oluyorsunuz. İnternet siteniz de bu konuda oldukça yararlı. Televizyon sohbetlerinizi de kaçırmamaya çalışıyoruz, hanım arkadaşlar olarak birbirimize tavsiye ediyoruz, bazan birlikte kitaplarınızdan okuduğumuz oluyor.


Sayın büyüğüm, benim de sizin çok değerli görüşlerinize ihtiyacım olan bir sorum var. Şöyle ki eşim, eve benden daha geç bir saatte geliyor, ben de çalışan bir hanımım. Eşim gelene kadar yemek hazırlıklarını tamamlamış oluyorum ve o gelince yemeğe geçiyoruz. Ancak eşim çok yorgun gelmesine rağmen yemekten sonra bir süre televizyon başında oturuyor, biraz dinleniyor ve daha sonra bir dernekte arkadaşlarıyla sohbet etmek için çıkıyor ve eve tekrar geri gelmesi geç saatleri buluyor. Ben bu sürede hep yalnız kalıyorum, onu beklemeden uyuyamıyorum. Birçok kez bu durumun beni memnun etmediğini anlatıysam da bunun etkisi bir veya iki gün sürüyor, eşim yine alışkanlıklarına geri dönüyor.


Efendim, bu noktada kendimi de eleştirdiğim oluyor ancak bu soruna tam bir çözüm de bulamadım şimdiye kadar. Sizin bu konuda bana önereceğiniz bir yol olabilir mi acaba?


Herşey için tekrar teşekkürler ediyorum. Size sağlıklı, uzun ömürler dilerim. İyi günler...


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :


Sayın Nezahat Uzgören,


Kıymetli yavrum, mailinde çok hassas, çok ince bir konuya değinmişsin. Bu durum senin gibi daha pek çok evli hanımın ana sorunlarından biri. Genellikle Türk erkekleri daha baştan ailesi tarafından özellikle anne tarafından yanlış yetiştiriliyor. Erkek çocuk doğar, bayram yapılır. Şenlik günlerce sürer. Kız çocuk doğar çehreler asılır. Eşi kız doğurdu diye avukat tutup boşanma davası açanlar bile oluyor. Ve erkek çocuk ilk günden itibaren farklı yetiştiriliyor. Birçok evde bunun müşahade etmek mümkün. Mesela akşam yemeği yenecek, ekmek kalmamış. Anne haydi kızım diyor, git bir ekmek al. Oğlu bomboş otururken ona seslenmiyor, çünkü kıyamıyor. Bu sayacak olursak sabahı bulur. Pek çok konuda böyle. Haydi kızım, sen git. Haydi kızım sen yap, haydi kızım sen götür. Ne kadar yanlış, ne kadar sakat bir tutum. Yarın son gününde ona bir yudum suyu verecek olan oğlu mudur, yoksa kızı mıdır? Bunu bilemeyiz ki. Peki o halde bu ayrım niye? Erkek çocuklar evde bir prens gibi yetiştiriliyor. Erkek çocuk çapkınlık yaptığı zaman annenin ağzı kulaklarına varıyor. Benim oğlum diyor bildiğiniz gibi değil, pek çapkındır. Kız çocuk bu konuda en ufak bir davranışta bulunsa iş töre cinayetlerine kadar varıyor. Ne yazık ki toplumun dokusu böyle. Bu durumda kadının zekasını kullanması gerekiyor. Yıllarca önceydi. Bir kitap okumuştum. Kalın bir kitaptı. Bir Amerikalı yazar tarafından kaleme alınmıştı. “Kadınlık Sanatı”. Ne hikmetse elli yıldır o kitap bir daha basılmadı. Orada kadınların evlilik hayatında çok ince taktiklerle kocalarının yaşantısını nasıl değiştirecekleri bir bölümde anlatılıyordu. Mesela gelelim size. Kocanızın yaşantısını değiştirmek için onu bir gece daha önceden bilet alıp tiyatroya götürebilirsiniz. Bir gece sinemaya, bir gece bir dost, bir arkadaş ziyaretine gidebilir, bir gece özel bir sofra hazırlayıp “senin için yeni bir kitap aldım, yemekten sonra beraber okuyalım” diyebilirsiniz. Bir gece mevsimine göre “haydi kalkalım yemekten sonra bir yürüyüş yapalım, falan yerde çok güzel tavuk göğsü varmış, sana ısmarlamak istiyorum” diyebilirsiniz. Bu misaller daha çoğaltılabilir. Bütün mesele insiyatifi ele almak. Neden bütün insiyatif erkeğin elinde olsun? Hürrem sultan saraya bir cariye olarak gelmişti. Zekasıyla, ince taktikleriyle sarayın başkadın efendiliğine kadar yükseldi. Kanuni’yi kendisine aşık etti. Kanuni ona aşk şiirleri yazdı. Bir şiirinde



“Cihana hükümdar olmaktansa, senin kapında paspas olmak daha iyidir”



diyordu. Saraya cariye olarak ilk geldiği zaman Hürrem Sultan garip, kimsesiz, yapayalnız, beşparasız, hiçbir hamisi olmayan bir kızdı. Ama zekasıyla yükseldi, yükseldi, yükseldi, Kanuni’yi avucunun içine aldı. Ona her dediğini yaptırdı. Sadece Hürrem Sultan kadınlık sanatını bilmesiyle bu başarıya ulaştı. Siz de zekanızı kullanın, insiyatifi ele alın, kocanızı avucunuzun içine almak başarısını gösterin. Göreceksiniz erkeğiniz bundan memnun olacak, o da size aşk şiirleri yazacak.


Sevgili yavrum, durumunuz bana göre hiç de vahim değil. Ama yeter ki aklınızı kullanın. Yeni maillerinizi bekler, selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.


Sabri Tandoğan
Aziz Ruhlarına Fatihalarla.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]