.
Merhaba efendim,
Bir süredir içinde bulunduğum bir durumdan dolayı sitenizde okuduğum bir maile cevabınız üzerine size danışmak fikri içime doğru. Efendim durumum şu: şu anda annem, babamın vefatı nedeniyle yanlız yaşıyor. Onu yanımıza almayı çok istiyorum, onun durumu beni üzüyor. Ama gelin görün ki eşim bu konuda kesin olarak tavır koydu, ben sana bu konuda söz vermedim, böyle birşeyden sorumlu da değilim diyor. Annem evimize geldiği zaman soğuk davranıyor, mesafeli duruyor, bazan da iğneleyici sözler sarfediyor. Ben çok mahçup oluyorum, belli etmemeye çalışıyorum. Annem de durumun farkında, ben kendi başımın çaresine bakarım diye üzülmemi istemiyor. Ama onun yalnız kalması nereye kadar sürebilir. Şu anda bazı işlerini kendi görebiliyor gerçi ama ben vicdanen çok rahatsız oluyorum ama eşime de kırıcı davranırsam onu da kaybetmekten korkuyorum, açıkcası zor bir durumdayım. Bazan bu konuda eşimle aramızda münakaşalar oluyor, çocuklar da bu duruma çok üzülüyorlar. Bana bu durumdan çıkmamı sağlayabilecek bir yol önerebilirseniz müteşekkir kalırım. Öğütlerinizi baştacı edeceğim inşallah. Hürmet ve selam ile...
--------------------------------------------------------------------------------
Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :
Sayın “Bir Güneş Doğsun”,
Kıymetli yavrum, eşinin bu önyargılı tutumu beni üzdü. Hiçbir gerekçe göstermeden sadece ben “böyle bir söz vermemiştim” diyerek annene karşı soğuk, mesafeli hatta iğneleyici bir tavır takınması eşinizin bir önyargısından başka nedir? Ben sizin yerinizde olsam eşime derim ki “Bak sevgilim, sen annemi seversin, sevmezsin, beğenirsin, beğenmezsin, o senin bileceğin iş. Ama bu kadın beni doğurdu, besledi, büyüttü, bu hale getirdi. Şimdi eşini kaybetti, yalnız kaldı. Ben onu o halde bırakamam. Ölüm bahasına da olsa onunla beraber olacağım. Ona hürmet göstereceğim. Sen de lütfen durumunu ona göre ayarla”.
Kıymetli yavrum, eş yeniden bulunabilir ama anne bulunmaz. Lütfen bu önyargılı hanıma karşı siz de gardınızı alın. Anneniz için ölüm de dahil göze alamayacağınız hiçbirşey olmasın. Bu önyargılı hanım ya durumu kabul eder, yahut da maç biter. Benim bu sözlerime itiraz eden olursa onlar da bana göre hayatı hiç tanımayan, önyargılı, alçak, namussuz, şerefsiz insanlardır.
Kıymetli yavrum, benim samimi fikirlerim bunlar. Kabul edersin, etmezsin o senin bileceğin iş. Şunu iyi bilmeni isterim, hiçbir haklı sebep olmadan önyargıyla hareket ederek bir insana düşman olan bir kimseyle ben değil evliliğimi sürdürmek, bir kafede oturup on dakika bir çay bile içmek istemem. Evlilik, insanca, efendice, medenice karşı cinsten bir insanla kurduğumuz temiz bir ilişkinin bu dünyada da mezarda da, öbür dünyada da devam etmesidir. Evlilik, çok kutsal, çok yüce bir müessesedir. Eşinin annene karşı takındığı kötü, çirkin, hain tavırla bu ilişki kirlenmiştir. Yanlış düşünüyorsam Allah affetsin. Karar sana aittir.
Yıllarca önceydi, sene 1969. babam vefat etti. Annem yalnız kaldı. Yenimahalle’de bahçe içinde bir ev ve annem yalnız. Eşime döndüm, “Rana’cım” dedim, “annem yapayalnız, çeşitli hastalıkları var. Hayatını yalnız götüremez. Gidelim kendisini evimize davet edelim”. Rana derhal cevap verdi “Haklısın Sabri’ciğim” dedi, “gidelim, davet edelim”. Ve annem yuvamıza şeref verdi. Ölünceye kadar beraber oturduk. Annemle beraber yuvamıza bolluk, bereket yağdı. İkisine de dedim ki “siz, ikiniz de bana Allah’ın emanetisiniz, biriniz annem olarak, biriniz eşim olarak ikinizin de benim üzerimde hakkınız var. Benim Allah’a karşı görevim ikinize de eşit davranmak, taraf tutmamak. Hep objektif kalmak. Sizler medeni insanlarsınız, ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Lütfen beni arada koyacak hareketlerde bulunmayın. Bu ilişki medenice, efendice başladı. Sonuna kadar öyle gidecek”.
Allah ikisinden de razı olsun, yattıkları yer nur olsun. Allah’ın rahmeti, Peygamberin şefaati üzerlerine olsun. Son ana kadar iki taraf da birbirini kırmamak, incitmemek için elinden gelen bütün çabayı harcadılar. Ve inanılmaz güzellikte ve mükemmellikte bir gelin-kayınvalide örneği sundular. Bütün cihana örnek oldular
Birgün yeni bir eve taşınmıştık. Bir dostumuz hayırlı olsuna geldi. Ve gelirken de çok güzel bir Kütahya vazosu hediye getirdi. Ve vazoyu “hayırlı olsun” diyerek Rana’ya uzattı. Rana vazoyu anneme uzattı ve “Anneciğim, bu evin büyüğü sizsiniz, nereyi uygun görürseniz oraya koyun” dedi. Annem cevap verdi: “Teşekkür ederim yavrum, bu evin sahibi sensin. Ben geçici bir misafirim. Sen nereyi uygun görürsen oraya koyalım”. Bu inanılmaz güzellikteki sözler beni öyle heyecanlandırdı ki gözlerim yaşardı.
Kıymetli yavrum, benim söyleyeceklerim bu kadar. Karar senin.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Onun ve Hakk'a Göçen Ailesinin Aziz Ruhlarına Fatihalarla.