Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Aşk ile geldik, aşk ile gidelim.
Gönderen : Ayla
Tarih : 13.5.2018 23:45:00


.



Degerli büyügüm,





Hafta sonu tatilinde, yegenimin nisanı icin memlekete gidip, döndüm hayırlısıyla.Yol boyunca, yesilin binbir tonu, akan dereler sonsuz güzellikler icime sevinc doldurdu. Bir taraftan da,talebelik hayatımdan beri yolların ne kadar degistigini, sevincli bayram ve sömestr seyahatlerimi, bir de o yolları en sevdiklerimi son yolculuklarına ugurlamak üzere katettiklerimi düsündüm. Müsaade ederseniz efendim, bu yolculukları paylasmak istedim. Efendim,daha önce okudugum degerli meslekdasım Dr.Kemal Sayar'ın Hüzün Hastalıgı kitabını düsündüm yol boyunca. Kitabında Dr.Sayar: "İnsanların yakın bir gecmise dek, huzur icinde, kendi evlerinde ve ailelerinin yanında ölme hakkına sahip oldugunu; ölümün bir tedavi nesnesine dönüsmesiyle birlikte, ölme mekanlarının degistigini vurgulamakta. Artık insanların,hastanelerin soguk koridorlarında, son nefeslerinde yakınlarının sefkatini hissedemeden, hayatlarının biraz daha uzatılması icin bir dizi tıbbi islemden- yahut iskenceden- gecmek zorunda kaldıklarını,biz hekimlerin meslegini yaparken yogun bakım ünitelerinde karar vermekte zorlandıgımız" Beyin Olümü" kavramını sorguluyordu. "En yakınlarımın hastalıkları ve yogun bakım dönemlerinde, doktor ve evlat,kardes olma catısmasını icimde yasamanın zorlukları ve aldıgım kararları düsündüm yeniden. Saglıklarında bana sakayla takıldıkları"Nihayetinde doktor degil misiniz? Bizi morga koyarsın" acı sakaları. Son demlerinde,imzamı atarak, sorumlulugumu alarak hastaneden onları cıkarısım. Ama bunları yapabilmem hic kolay olmadı. Kendi görev yaptıgım hastanenin,yogun bakımında tek kisilik odada yatan babama bir yudum zemzemle, Kelime_i Sehadet'i tekrarlatmaya calısırken, ateist hemsirehanım sıvı gıda almaması gerekcesiyle ve kaba bir sekilde karsı cıkmakta, diger tarafta son bir kez babasını görebilsin diye yesilleri giydirdigim agabeyime de, tesettürlü hemsirehanım karsı cıkmakta. (Her ikisine göre de farklıyız cünkü, seklen) Bir de yabancı ülkeleri ve hastane koridorlarını düsünüyorum. Bekleme salonlarında, magazin dergilerinin yanısıra bütün kutsal kitapların yer aldıgı, hastaların istemi halinde din görevlilerinin cagırılabildigi... Benimse o günlerden elimde günlügüme yazdıgım: 6 Nisan 97 pazar,elimde Cevsen'den satırlar "Ey sıkıntım anında hazırlıgım Ey musibetim anında ümidim, Ey yalnızlıgım anında arkadasım Ey kederim anında ferahlatıcım Ey zor durumumda sıgınagım Ey saskınlıgım anında yol göstericim, yardım et Allah'ım" Degerli büyügüm, bunları siz ve degerli site mensuplarının üzülecegini bilerek affınıza sıgınarak yazdım. Ama,tıbbın da bittigi yer olan sonda hastalara yapılan dakika ya da saat uzatma müdahalelerini, Ilahi Kudret olan Yaradan'a ve yarattıgına saygısızlık olarak görmek dogru degil midir efendim? Bu konuda, siz degerli büyügümün görüslerinizi almak istedim? En derin saygılarımla, ellerinizden öpüyorum. Ayla.





--------------------------------------------------------------------------------





Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :





Sayın Ayla Hanım,





Kıymetli yavrum, mailinde son derece önemli bir onuya el atmışsın. Ölmek üzere olan bir hasta makinelere bağlanıyor, güya ömrü uzatılıyor. Yarabbi, bu ne biçim mantık, bu ne biçim felsefe? Bu ömrü uzatma mı, yoksa ona işkence mi? Bu ne biçim ömür uzatma ki her saniyesi ayrı bir ıstırap oluyor. Sadece nefes almak yaşamak mıdır? Bana bu çağdaş bir işkence gibi geliyor. İşkence, zulüm, kötülük...bu adamlar iş yaptıklarını mı sanıyorlar, insaf ya hu. Bırakın adam ağız tadıyla zemzemini alarak, Kelime-i Şehadet getirerek son nefesini versin. Bir dünyadan bir dünyaya göçülüyor. Bırakalım bu iş rezilce müdahalelerden uzak, ağız tadıyla, insanca, efendice, medenice olsun. Nasıl bir kimse kampana çalıp da tren yola koyulunca nasıl pencereden el ederse insanlar da son nefeslerini verirken”Ey dünya” desin, “senin ekmeğini yedim, suyunu içtim, insanlarını sevdim, onlar tarafından sevildim. Elveda ey hayat, hakkını helal et” diyebilsinler. Zaten yavrum, ben ölüme inanmıyorum. Bir dünyadan başka bir dünyaya göçüyoruz. Hayat devam ediyor. Ama bu dünyaya vedamız bıraksınlar da bir hoş, bir güzel olsun. Aşkla, şiirle dolsun. Bu veda anını insanı birtakım makinalar bağlayarak burnundan getirmeye kimin ne hakkı var? Sanki bu yaşamak mı? Bence ateist tıbbın bir canavarlığı...bir türlü kabul edemiyorum. İnşallah benim başıma böyle bir rezillik gelmez. Huzur içinde, Yüce Allah’ımın muhteşem sarayının bir odasından, başka bir odasına iman ile çene kapayarak göçerim. Ve Ömer Hayyam gibi derim ki





“Sevginle gireceğim toprağa





Sevginle çıkacağım topraktan”










Allah, cümlemize dünyada da ahirette de aşk ve iman içinde yaşamayı, aşk ve iman içinde göçmeyi nasip etsin. Mezarımız sadece sevgiyle dolsun. Bizi ziyarete gelenler oradan gönülleri sevgiyle dolu olarak ayrılsınlar.















“Duyuyor, biliyor, inanıyorum ki





Yaşamak sevgilerle güzel





El le tutuşup ilan edelim





Aşk gelicek, cümle eksikler biter...”










Şöyle de devam edebiliriz:










“Ben cihanın altın terazisine





Ağırlığımca sevgi vermişim





Ses edin uzak milletlerin gençleri





Bütün antenlerimi germişim”










Ne olur günlerimizin kadr-ü kıymetini bilelim. İç dünyamızı sadece ama sadece sevgiyle, saygıyla, edeple, hizmetle dolduralım. Kin, nefret, düşmanlık, küslük, dargınlık bizim için sadece lügatlardaki kelimeler olarak kalsın. Hep sevelim, hep sevelim. Göreceğiz ki










“Bir gün unutulmuş bir aynadan





Bütün sevgiler size dönecek”.










Unutmayalım ki sevenler sevilir. Sevgi toprağa atılan bir tohum gibidir. Muhakkak yeşerir. Yunus onun için










“Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz”










diyor.





Ne mutlu “Sevmek devam eden en güzel huyum” diyebilenlere.





Selam, sevgi ve saygı ile.





Sabri Tandoğan


Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]