Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Yuvayı dişi kuş yapar.
Gönderen : Emine
Tarih : 6.7.2018 23:44:38


.


Sayın Sabri Tandoğan BEY,


Sitede kendi mailimi ve cevabınızı görünce çok heyecanlandığımı itiraf etmek istiyorum.



Umarım yadırgamazsınız yazdıklarımı. Benim aslında ne zamandır evliliğimle ilgili konuşacak güvenilir birine çok ihtiyacım vardı siz bizim babamız büyüğümüz olarak en güvenilir kişisiniz bizler için. Televizyon programlarınızı izliyorum, Allah’ım diyorum ne muhteşem bir insan, şu erkekler, belkide kadınlar bile bazı incelikleri sizden öğrensek evliliklerimizde belki daha mutlu oluruz. Sayın hocam, bakıyorum toplumumuza EVLİLİK denen dünyanın en güzel kurumu ayaklar altında, karşılıklı özveriden uzak. Oysa hepimiz nikah masasında ömür boyu bir yastığa baş koymak için sözler veriyoruz. İki taraf çaba göstermezse bu birliktelik yürür mü söyleyin. Erkekler kadınlarda bir televizyon budalalığı var ben çok üzülüyorum, ben muhabbet etmeyi, karşılıklı bir çay içmeyi özlüyorum, eşime kedi gibi sokulup onun sıcaklığında dinlenmek istiyorum ama nerde, bende el işimi alıp küstüğümü belli ediyorum ama tavşan dağa küsmüş tabi dağın haberi bile yok. Eşim televizyonla evli sanki. Maçlar, yabancı tv, yarışmalar, casuslu filmler artık gece kanal kanal dolaşılıyor, bende artık yoruldum evliliğim için harcıyacak enerjiyi kendimde bulamıyorum, içim küstü, söylemeye inanın çekiniyorum, öyle çok uğraştımki yuvamız cennetten bir köşe olsun diye. Hayat zaten meşakketlerle dolu insanın evi dünyanın en güzel yeri niye olmasın, niye insanlar birbirinin gözlerine bile bakmayı unutuyor, niye birbirlerine sarılmayı unutuyor, neden güzel bir sözü esirgiyor eşinden? Sonra İKİ YABANCI ev arkadaşın olsa vallahi daha çok konuşursun belki.



Ben merak ediyorum insan böyle bir eşin karşısında nasıl tavır almalı, ben işin içinden çıkamadım, siz büyüğüm olarak bize neler tavsiye edersiniz? Bu evlilikten hayır gelirmi, ümit varmı sizce, ben hayatımı böyle devam mı ettireyim ne yapayım,



Hocam çok çekiniyorum ama sormak zorundayım, evliliğimizin ilk yıllarında eşimin ceplerinden kondonlardan bulmuştum onu nerede kullandığını hiç öğrenemedim, şimdide şu haplar yokmu ........... onlardan buluyorum cebinde ikide bir, sormaya çekiniyorum.............



Sayın büyüğümüz, artık sizin büyük olarak tavsiyelerinizi bekliyorum. Benim gibi sorun yaşıyanalara da umarım derman olur yazdıklarınız. Cevabınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim, şimdiden teşekkür ediyorum, hürmetle ellerinizden öpüyorum.


Emine



--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :


Sayın Emine Hanım,


Kıymetli yavrum, bu konu daha önce bir çok defalar işlendi. En ince ayrıntılarına varıncaya kadar işlendi. Ama pek çok kimse gibi siz de bu sitenin farkında değilsiniz. Bugün değil Türkiye’de, bütün kainatta böyle ikinci bir site yok. Ama bazı insanlar öylesine bir çokbilmişlik içinde burun kıvırıyorlar, boşver diyorlar ve gerçek bir üniversite olan bu siteyi günü gününe takip etmiyorlar.


Değerli yavrum, kısaca özetleyeyim: Senin yaptığın ne? Küsüp, köşene büzülmek. Kocanı büsbütün yalnız bırakmak. O zavallı da ne yapsın, kendini televizyonun saçmalıklarıyla oyalamaya çalışıyor. Bak yavrum, ben kadın olsam senin gibi hareket etmem. Ona öyle enteresan hayat programları çizerim ki onun salaklaştırırım, sersemleştiririm. Ben kadın olacağım, kocam başkalarına bakacak, bu imkansız bir şey. O anda kıyamet kopabilir ama ben kadınsam kocam başkasına bakamaz. Onun önüne öyle değişik ruh halleriyle, öyle değişik kıyafetlerle, öyle değişik numaralarla çıkarım ki o her gün biraz daha salaklaşır. Ben, erkeğimi parmağımda fırıl fırıl çeviririm, topaca döndürürüm. Bunun en ince nüanslarını daha önceki cevaplarda anlatmıştım. Lütfen onları ara, bul ve o numaraları öğren.


Değerli yavrum, erkeklerin çoğu aptaldır, salaktır, eşektir. Bizim Hukuk Fakültesinde okurken Vasfi Raşit Sevik isminde bir hocamız vardı. Bir gün konferans verdi. Gittik. Hoca geldi. Ayağa kalktık, “Oturun,” dedi. Gözlerini sabit bir noktaya dikti, bekliyoruz. Onun böyle artistik numaraları vardı. Birden bütün kuvvetiyle masaya bir yumruk attı. Sonra haykırdı: “Her erkek hayvandııır, velev ki bir kadın tarafından terbiye edilmiş olmaya.” Sonra konuşmasına başladı. Kırk yıl bu cümleyi düşündüm ve doğruluğuna kanaat getirdim. Rahmetli annem Sabiha Hanım ve rahmetli eşim Rana Hanım olmasaydı ben de pek çok erkek gibi eşeğin biri olurdum.


Değerli yavrum, bir erkek karşısında takınılacak en kötü tavır kedi gibi küsüp, bir köşeye çekilmektir. Bu, aptallığın, sersemliğin dikalası olur. Kocanın karşısına her gün ayrı bir saç modeli, ayrı bir makyaj, ayrı bir kıyafetle çık. Ne yap yap, onu çıldırt. Bazan onun karşısına en soğuk bir kış gününde bikini mayo ile çık. Her an ona yenilikler getir. Bir gün “Haydi şekerim,” de, “ben harçlığımla para biriktirdim, dışarıda yemek yiyelim”. Bir gün “Tiyatroya bilet aldım,” de. Bir gün “Sinemaya gidelim” de. Bir akşam “Senin akraban filan hanımlara gidelim” de. Bir gün “Bir macera romanı aldım, beraber okuyalım” de. Bir gün “Beraber çiğ köfte yapalım” de. Bu misaller sabaha kadar çoğaltılabilir. Ama hep eşinin önüne yenilikler, fanteziler, değişiklikler, farklı nüanslar getir. Yaa, yavrum, haydi bunları yap da adam hayır desin.


Bir gün İstanbul’dan bir hanım bana telefon etti. “Kocam,” dedi, “İstanbul’un en zengin kuyumcularından birisi. Saray gibi bir evde oturuyorum. Kapımın önünde bir mersedes özel şoförüyle her an emrime hazır. Ama ben ayrılmayı düşünüyorum. Çünkü kocamın çapkınlıklarına dayanamıyorum.” Ona dedim ki: “Sakın ayrılma. Bir gece çok dekolte bir gecelik giyin. Tahrik edici kokular sürün. Kocana sokul, ‘sevgilim seni çok özledim,’ de. Bu, o gece içinde üç, dört kere tekerrür etsin. Adamın pestilini çıkar. Feryad edecek hale gelsin. Ondan sonra bak bakalım o şerefsiz bir daha o fahişeye gidecek mi?” On beş gün sonra kadın tekrar telefon etti, “Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Kocam, her akşam işinden çıktığı gibi tıpış tıpış evine geliyor...”


Değerli yavrum, daha fazla yazarsam sonra savcılık takibata geçebilir. Ermenek’te bir söz vardır: “Bal ile bişi, anlayıver işi” derler. Artık gerisi senin ustalığına ve zekana kalmış. Unutma ki yuvayı dişi kuş yapar...



Selam, sevgi ve saygı ile.



Sabri Tandoğan


Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]