Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.
Gönderen : "Aşk Bu İmiş"
Tarih : 8.8.2018 09:39:44


.


Kıymetli babacığım, sizi ve tüm gönül dostlarını sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Yine her zaman olduğu gibi sabah mesaime başlamadan evvel siteye girip tüm mesajları okudum. Her geçen gün site mensubu kardeşlerimizin sayısının arttığını görmek, onların deneyim ve görüşlerini okumak ve tabi nihayetinde sizin yanıtlarınızı okumak aslında Allah'ın bir lütfu. Gönderilen maillerde eğer pusuladan en ufacık bir sapma dahi olsa, hemen doğru yolu göstermeniz o kadar büyük bir nimet ki Rabbime nasıl şükredeceğimi bilemiyorum. Vermiş olduğunuz her yanıt; Kur'an, Hadis ve Sünnet-i Seniyyenin hayata uyarlanmasından ibaret. Bir süredir düzenli bir şekilde Kur'an-ı Kerim meali okuyorum. Ve okudukça, aynı paralelliği tekrar tekrar yakaladıkça bunu daha iyi anlıyorum. Site mensubu arkadaşlarımla, seneler evvel bir sohbetinizde söylemiş olduğunuz bir sözü, anladığım kadarı ile paylaşmak istiyorum. O gün, yöneltilen bir soru üzerine, sizin kitaplarınızı okuyan, sohbetinizde bulunan bizlerin değiştiğini, ancak bu değişimin yavaş yavaş, zamana yayılı bir şekilde olması nedeniyle belki farkına varmadığımızı söylemiştiniz. Gerçekten, yazılarınız, kitaplarınız, konferanslarınız ve gönül sohbetleri sitesi bir okul. Hayat okulu. Öğrenilen bilgilerin satıhta kalmadığı, hayata nasıl uyarlanacağı konusunda tekrar tekrar örneklerin verildiği, yirmi dört saat hizmet veren sonsuz bir hazine. Her gün yalnızca bir yazınızı okuyarak güne başlamak bile, yaşanmış yada yaşanacak tüm olumsuzluklara rağmen o günümüzün ışık içinde geçmesine neden oluyor. Farkına vardığımız şeyler bunlar, kimbilir bizde daha bilmediğimiz ne değişiklikler oluyor. Bu siteyi uzaktan takip eden sevgili gönül dostlarının sizi dünya gözüyle de görmelerini çok isterdim. Şu üzerinde yaşadığımız, insanların birbirini dövecekmiş gibi sokakta dolaştığı dünyada, bulunduğunuz her ortamda insanların etrafınıza nasıl toplandığını, herhangi bir mağazaya girdiğinizde tüm tezgahtar ve müşterilerin sizinle sohbet edebilmek için etrafınızı nasıl çevirdiklerini, lokantadayken garsonların size hizmet için nasıl yarıştıklarını, civar masalardan müsaade isteyip masanıza oturan insanları görmelerini isterdim. Bu doğal bir durum aslında. İlkokulda öğrenmiştik. Bitkiler bile yönlerini ışığa çeviriyorlar. Bir arkadaşımın, sizinle konuştuktan sonra, "İçim cenaze evi gibiydi, düğün evine çevirdi..." dediğini hatırlıyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Hürmetle ellerinizden öpüyorum.


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :


Sayın “Aşk bu imiş”,


17.1.2008 traihli mailinizi aldım.


Kıymetli yavrum, göstermiş olduğun sevgi ve inceliğe çok teşekkür ederim. Ben tüm yazdıklarını bir dua olarak kabul ediyorum. Ben, saydığın güzelliklerden ne kadar uzağım. Dua et, inşallah Allah’ın izniyle bu güzellikler bana da, yeryüzündeki tek istisna olmadan bütün insan kardeşlerimize de nasibolsun. Hayat sevgiden başka nedir? Kur’an-ı Kerim’de “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır” buruyluyor. Yanımız, yöremiz, bütün çevremiz hep sonsuz güzelliklerle dolu. Onların birkaçını bile özümlemeye ömür yetmiyor. Acaba bizler Yunus’u, Mevlana’yı bütün nüanslarıyla okuyup anlayabildik mi? Beethoven’i, Mozart’ı, Itri’yi, Dede Efendiyi özümleyebildik mi? Shakespeare’yi, Geothe’yi, Cehov’u, Tolstoy’u ne dereceye kadar anlayabildik? Bir gülün açılışı önünde hiç ağlayabildik mi? Yeni doğan bir çocuğun yüzünde ilahi güzelliği görebildik mi? Güzel, çok güzel, inanılmayacak kadar güzel bir dünyada yaşıyoruz. Attığımız her adımda, aldığımız her nefeste, gördüğümüz her zerrede sonsuz bir edep, saygı, huşu, ürperiş içinde kalabiliyor muyuz? Yaşamak çok ince bir sanat. Nice insan gözlerim var diye gördüklerini mi sanıyorlar? Görmek, bir aşk. Kaç insan bunun farkında? Yunus,



“Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım


Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz”



Dün, çok sevdiğim, saydığım Doktor Ayla Hanım çalıştığı hastanedeki yeni gelen bir doktor hanımı anlattı. Çalımıyla, cakasıyla, afrasıyla, tafrasıyla, Yaradana yan bakan haliyle rahmetli babannemin tabiriyle etrafına şer atıyormuş. Çevreden soruşturmuş, bu hanımın özelliği nedir demiş. Onun demişler “x5’i var, hastaneye onunla gelip gidiyor.“ Bu söz üzerine sabaha kadar düşündüm. Çok acıdım o doktor hanıma. Zavallı. Araba dediğin nedir ki. Benim üniversite yıllarımda bir kaymakama cip verilmişti. Bunu kendisine hakaret saydı. İstifa etti. Şimdi bir doktor hanım x5’e biniyorum diye etrafına hava basıyor, yanına yaklaşılmıyor. Zavallı insan. Senin araba dediğin bir motorla, boyalı bir tenekeden başka nedir? İşte insan maneviyattan uzaklaşınca bu kadar küçülüyor, basitleşiyor. Zavallı. Allah ıslah etsin. Hayatın zahirinden, maldan mülkten, paradan puldan, mevki makamdan, boyalı tenekelerden uzaklaşıp da iyiye, güzele, büyük ve yüce olana gönül verenlere ne mutlu.


Selam, sevgi ve saygı ile.


Sabri Tandoğan
Onun ve Hakk'a Göçen Ailesinin Aziz Ruhlarına Fatihalarla

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]