Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : “Israra ne hacet, a bülbül”.
Gönderen : Merve Uyar
Tarih : 13.9.2018 00:14:00


.




Merhabalar Sevgili Sabri Babam,


Benim merak ettiğim bir sorum var.Size danışarak aydınlanmak istedim.Sizinle yaptığımız telefon görüşmesinde:


"Hayatta hiçbir şey için çok fazla ısrar etme." demiştiniz.


Sizden bu sözleri duyduktan sonra dediniz gibi yapmaya çabalıyorum ama nedenini de çok merak ediyorum.Beni bu konuda aydınlatırsanız çok sevineceğim.


Değerli büyüğüm ellerinizden öpüyorum.Her zaman duacınızım sevgi ve saygılarımla.


Merve UYAR


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :


Sayın Merve Uyar,


Kıymetli yavrum, olayların bir tabii akışı var. Tıpkı sinemada koltuğumuza oturup beyaz perdede olayların akışı gibi. Israrla perdedeki bir durumu geri getirmek isterseniz, tekrar görmek isterseniz bütün sinema size güler. Hayat da öyle yavrum. Bir kimse başka bir kimse tarafından sevilmiyorsa, beğenilmiyorsa, istenilmiyorsa ve bu durum şu veya bu şekilde kendisne duyurulmuşsa artık ısrarın ne anlamı var? Atalarımız, “zorla güzellik olmaz” demişler. Hayatta öyle durumlar var ki ne kadar acı, ne kadar ıstırap verici de olsa onu kabul zorundayız. Israr edersek ne olur? Kendimize karşı olan saygımızı kaybederiz. Tabi bu bir örnek. Daha bunun gibi hayatta binlercesi oluyor. Yapılacak iş nedir? Yeni realiteyi objektif olarak gözlemlemek, ve ona göre gardımızı almak. Akıllı bir insan bunu yapar. İrademizin dışında gelişen olaylar için ille ısrarlı olmak, ille benim dediğim olacak demek bize ne kazandırır? Hiçbir şey. Ama çok şey kaybettirir. Peygamberimiz İslamiyetin zuhurundan sonra kendisine gösterilen haşin ve kaba tavırlara, düşmanlıklara bir süre tahammül etti. Ama yapılanlar tahammül hudutlarını aşınca Medine’ye göç etti. Bu hicret olayında hepimizin ömür boyu alacağı büyük dersler vardır. Evet, yapılacak iş, tutulacak tavır hicret örneğiyle kendiliğinden ortaya çıkıyor.


Kıymetli yavrum, hayat da tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi. Önemli olan oradaki olayları dikkatle izlemek, gereken dersleri çıkarmak. Ve tavrımızı almak. Aşırı ısrar bana hayat kanunlarının, tabiat kanunlarının dşına çıkmak gibi geliyor. Ahmet Haşim bir şiirinde



“Israra ne hacet, a bülbül”



der. Sevgili yavrum, benim bu konudaki görüşlerimin özeti bu. Artık kabul edersin, etmezsin orası senin takdirine kalmış.


Eğer bir husus ilahi planda bizim için kararlaştırılmışsa ona edeple, saygıyla “eyvallah” demekten başka elimizden ne gelir? Aman yavrum, dikkatli olalım. Hayat yolunda yara almadan yürüyelim. Sonra işin içinden çıkamayız. Şevket Rado, bir şiirinde bunu ne güzel anlatıyor:



“Öyle uzak ki yerim


Uzakları aşıyor


Ve bütün sevdiklerim


Benden ayrı yaşıyor



Ya her şeyim, ya hiçim


Sorma, dünyam ne biçim


Bir kördüğüm ki içim


Çözdükçe dolaşıyor”



İşte yavrum bu duruma modern psikolojide “kompleks” diyorlar. Bence bu durum insan hayatında en trajik bir andır. Sorunların çözülemeyişi, üst üste binmesi ve bizim bu olaylar karşısında karar veremez bir hale gelişimiz, işte feci olan budur. Artık o insanın olaylar karşısında bir saman çöpünden farkı kalmaz, sürüklenir gider. Nereye? Belli değil, belli değil. Artık, ne demek istediğimi sanırım anlıyorsun. İşte böyle yavrum.


Sana sevgi dolu, saygı dolu, sağlık dolu nice yıllar diliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


Sabri Tandoğan


Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]