Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : "Ya sükut etmeli, ya da sükuttan daha güzel bir söz söylemeli".
Gönderen : "Gönül Dostu"
Tarih : 31.10.2018 09:37:41


.


Efendim,
Merhum eşiniz Rana Hanım, sizin çarşamba sohbetlerinizde sıra kendisine gelince çok güzel düşünceler açıklardı.
Onlardan sizlerle paylaşmak istedim.


ÇARŞAMBA SOHBETLERİNDEN


Dinlemek başlı başına bir sanat. Hayatta her şey dinlemekle başlıyor. Yeni doğan bir bebek, dinleye dinleye konuşmayı öğreniyor. Kur-an'ı Kerim, "OKU" diye başlıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hep etrafını dinlemekle meşguldüler. Sık, sık Hira mağarasına çekilir, kendilerini ve etrafta olup bitenleri dinlerlerdi. Dinleme safhası bittikten sonra, Peygamberimiz konuşmaya, İslamı yaymaya başladı. Mesnevi'de "Dinle" diye başlıyor. Onun için bizim ilk etapta, dinlemesini öğrenmemiz gerekiyor. Kainatta yalnız insan değil; hayvan, eşya, ağaç, çiçekler, dağ, taş... Her şey konuşuyor. İşte biz insanların, dinleye dinleye onların dediğini öğrenmemiz gerekiyor. Cansız birşeyin dili olur mu? Diyeceksiniz... Tabi onların da dili var. Onlar da hal dili ile konuşurlar. Mesela bir salıncak kurmuş sallanıyorsunuz. Fakat, ip incelmiş, nerdeyse kopacak... Ama ip birden kopmuyor. Kopmadan evvel, değişik sesler çıkarıyor. Yıkılmak üzere olan bir binanın sesler, çıtırtılar çıkarması gibi. İş bu çıtırtıları dinleyip, onlardan bir mana çıkarabilmekte. Daima uyanık olmamız, kulaklarımızı dört açmamız ve aldığımız her sesi değerlendirmemiz lazım. O zaman hayat çok renkleniyor. Ve insan yavaş, yavaş kainat kitabını okumaya başlıyor. Aynı zamanda, söylenen sözlere de çok dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü bizim inancımıza göre, halkın dilinden konuşan Hak'tır. O zaman belki de Allah, o sözle bize hitap ediyordur. Onun için konuşan kim olursa olsun, söylenen söze çok dikkat etmemiz gerekiyor.



Onbeş yıl önce, Sakarya Caddesinden geçerken, bir dükkandan bir tezgahtar çıktı ve Allah adını zikredelim evvela. Dedi. Bu, belki kendi kendine mırıldanıyordur. Ama bana Allah'ın ikazı gibi geldi. Bu sebepten, bana zikre devam etmem bildiriliyordu. Merkez Efendi'de, bir yerden geçerken, bir ses... "Arkana bak"... Dedi... Ben bu hitabı kendime farzettim... Ama ne demek istediğini anlayamadım. Sabri Bey'e sordum. O da bana "Aldığın yola bak demektir" dedi. Demek ki , dinlediğimiz sözleri, doğru olarakta değerlendirmemiz çok mühim. Yoksa yanlış bir yorumla, yanlış bir yola da sapılabilir. Muhakkak hepimizin de başına gelmiştir. O an , saatinizi takmamışsınızdır... Öğrenmeniz de gerekir. O ara iki kişi yanınızdan geçer. Biri, diğerine saati sorar ve siz de öğrenirsiniz. İşte Allah o şahsın dili ile, size saatin kaç olduğunu söyleyiverdi. Demek ki, büyük Allahımız hep bizimle beraber ve bizim müşkülümüzü hemen hallediveriyor. İş, bizim her an uyanık olup, en ufacık bir işareti bile değerlendirebilmek. İşte böyle insanlara, halk dilinde, "gönlü açık insan" diyorlar. Dinlediğimiz her sözü, doğru olarak değerlendirmemiz gerekir. Yani her söyleneni de doğru kabul edip hareket etmemiz doğru olmaz. İlkin o sözleri aklın süzgecinden geçirmeli ve İslami prensiplere uyup uymadığına bakmalıyız. Eğer dinlediklerimiz, İslami prensiplere uygunsa, o sözlere göre hareket etmemizde hiç bir sakınca olmadığı gibi, böyle hareket etmemiz, bizi manen tekamül ettirir. Ve sonunda ölmeden evvel Allah'a kavuşturur. Demek ki, hayat yolunda tekamül etmemiz için, dinlemesini iyi bilmemiz şart. Konuşanın diline bereket, dinleyenin bakışından gelir. Karşımızda, bir hazine gibi duran insanları tutuşturarak, onlardan istifade edebilmemiz için söylenenleri, can kulağıyla dinlemeliyiz. Gözlerimizi de böyle şahıslardan ayırmamamız gerekir.



İnsan kendi kendini de dinlemelidir. Bence dinlemenin en önemli kısmıda budur. Çünkü insanın kendini dinlemesi demek, adeta içindeki benle konuşması demektir. Nasıl insanlar, birbirleri ile konuşarak, karşısındakini tanırlarsa, insan içindeki benle konuşarak, kendini dinleyerek, içindeki beni tanımış, bu sayede kendini bilmiş... Yani Allah'ı bulmuş olur.



RANA TANDOĞAN (Aziz ruhuna Fatihalarla)




Saygılarımla... GÖNÜL DOSTU


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :
Sayın “Gönül Dostu”,


Kıymetli yavrum, merhum Rana Hanım’dan naklen bizlere anlattıkların fevkalade önemli. Keşke insanlar o sözleri ömür boyu yanlarında taşısalar, her gün okusalar. Artık günümüzde “dinleme” unutuldu gibi. İnsanlar kendi egolarıyla, nefisleriyle öyle dolular ki istiyorlar ki yalnız onlar konuşsun. Başkaları onları dinlesin. Dün, bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Onun bir gençlik arkadaşı geldi. Adamcağız gırtlağına kadar kendisiyle dolu. Acıdım. Mütemadiyen konuştu, konuştu, saçmaladı. Üzerime fenalık geldi, az daha bayılacaktım. Zavallı insan. Bu bir nevi nefsin firavunlaşması değil mi? Bir söz söyle, biz de ibretle dinleyelim. Yoksa kurulmuş bir saat gibi herkesin kafasını şişirmeye, çevreyi bayıltacak hale getirmeye kimin ne hakkı var? Eve sarhoş gibi geldim. Eskiler insanın iki kulağı, bir dili olmasını çok anlamlı bulurlardı. İki dinle, bir konuş diye yorumunu yaparlardı. Şimdiki insanlar hep sen konuş, hiç kimseyi dinleme diyorlar. Aman Yarabbi, Allah cümleyi de, o kardeşimizi de bu durumdan kurtarsın. Japonlar çok değerli bir insanı anlatırlarken o derler, dinlemesini herkesten iyi biliyor. Birgün matematik profesörü olan bir okul arkadaşım Japonya’ya gidecekti. Telefon etti, “Sabri” dedi, “sen Japonları çok seversin, ordan sana ne getireyim?” Dedim ki “Lütfen bir kitapçıya git, sor, sizde konuşma sanatı üzerine kaç kitap var, dinleme sanatı üzerine kaç kitap? Lütfen küçük bir kağıda not al, gelince bana getir”. Sonra döndü. Verdiği rakamlar beni ürküttü. Tokyo’da Ginza Caddesindeki en büyük kitabevine girer, soruyu sorar. Aldığı cevap müthiş: güzel konuşma üzerine iki kitap, dinleme sanatı üzerine yirmisekiz kitap varmış. Aman Yarabbi, ürperdim, Japonlara olan saygım daha çok arttı.


Kur’an-ı Kerim “Oku” diye başlıyor, Mesnevi, “Dinle” diye... Hiçbir kitap görmedim ki “Konuş” diye başlasın. Keşke o kardeşimiz şu sözü bir kağıda yazsa, ve günde kırk kere okusa. Bir veli zat diyor ki “Hayatta sevilmek, sayılmak istiyorsanız ya sükut edin, ya da sükuttan daha güzel bir söz söyleyin”...


Selam, sevgi ve saygı ile.



Sabri Tandoğan
Onun ve Hakk'a Göçen Ailesinin Aziz Ruhlarına Fatihalarla.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]