Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Hiçkimse bilmez bizi biz ne işin içindeyiz.
Gönderen : Şaziment
Tarih : 28.11.2019 02:19:20


.
Efendim,

Uzun zamandır kitaplarınızı okuyor, televizyondaki konuşmalarınızı takip ediyor, internetteki sitenizi devamlı okuyorum. Efendim, benim bir problemim var, kimseye açamıyorum. Size bile günlerce düşündükten sonra yazmaya karar verdim. Bazı kimselerle dost olduktan sonra benden uzaklaştıklarını görüyorum. Bir mana veremiyorum. Ben, kaba, hoyrat bir insan değilim. Saygılıyım, gelen misafirlerime ikramı severim. Bunu bir mecburiyet olarak değil de severek, isteyerek yaparım. Hani yaptığım da yenir doğrusu. Kibar, görgülü, zarif bir insanım. Kültürlü olduğuma inanıyorum. Değişik eğilimlerde kitaplar okudum. Okumayı bırakmış da değilim. Güzel giyindiğime inanıyorum. Benden uzaklaşmalarına bir izah tarzı bulamıyorum. Düşünüyorum, düşünüyorum, ortada bir neden yok. Herhalde diyorum, bunlar ya beni anlamıyor, ya da kıskanıyorlar, çekemiyorlar. Benim çapıma çıkacaklarına kolay yolu seçiyorlar. Benden uzaklaşıyorlar. Bu beni zaman zaman müteesir ediyor. Kendimi sevgiye, saygıya, ilgiye layık görüyorum. Herhalde diyorum benim gördüklerimi göremeyenler kafasız, budala, geri zekalı insanlar. Bir ikilem içinde kalıyorum. Acaba sizin açınızdan gerçek sebep nedir? Kabahat bende mi, diğer insanlarda mı? Sizin samimi cevap vereceğinize inanıyorum. Hürmetlerimle.

Şaziment Tekcan

Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :
---------------------------------------------------------------------

Sayın Şaziment Tekcan,

Efendim, mailinizi okurken aklıma her zaman olduğu gibi sevgili Yunus Emre geldi. Siz, öyle bir illete yakalanmışsınız ki bütün iyiniyetinize rağmen, bütün temiz kalbinize rağmen insanları uzaklaştırıyorsunuz. Yunus,

“Tehi görme kimesneyi

Hiç kimesne tehi değil”

diyordu. İşte mesele burada. Siz, çevrenizdeki insanlara tepeden bakıyorsunuz. Onları küçümsüyorsunuz. Ondan sonra da "Niye benden kaçıyorlar" diyorsunuz. Ya ne yapacaklar? Hayatta herkes sevgi, saygı, anlayış, dostluk bekler. Kimsenin küçük görülmeye tahammülü yoktur. İşte siz bu noktayı görememişsiniz. "Benim" diyorsunuz, "önce ben, sonra ben" diyorsunuz. Ve bu tavrınız insanları, korkutuyor. Olaylara objektif, tarafsız bir gözle bakamıyorsunuz. Evet, iyiniyetlisiniz, temiz, güzel duygularınız var. Bunda şüphe yok. Ama yetmiyor ki. Beşeri münasebetlerin bir özelliği var: Herkes karşısındaki insandan sevgi, saygı, yakınlık, ilgi, şefkat bekliyor. Bunu yalnız sizin beklentileriniz olarak ele alırsanız o zaman o ikilemin içinde sıkışır kalırsınız. Ve çıkacak bir kapı bulamazsınız. Belki yetişme yıllarınızda birileri size yanlış örnek oldu. İyiniyetle o örneği benimsediniz. Ama görüyorsunuz ki gemi kayalara vuruyor. Lütfen Yunus Emre’nin şiirini hiç unutmayın, her gün beş on kere tekrarlayın:

“Tehi görme kimesneyi

Hiç kimesne tehi değil”

Mahatma Gandhi, sabahleyin evden çıkarken kendini ayakkabısının üzerindeki tozdan daha büyük, daha yüce görse tövbe, istiğfar eder, Allah’a yaklaşmaya çalışırmış. Bir veliye soruyorlar “Efendim, çevre tarafından bu kadar beğenilmenizin, sevilmenizin, sayılmanızın sebebi nedir?” O zat cevap veriyor, “Ben” diyor, “kendimi bildim bileli sabahleyin evden çıkarken derim ki ‘bu çevrenin en kötü, en günahkar, en kusurlu, en hatalı insanı benim. Allah’ım, iyilerin yüzüsuyu hürmetine beni affet, beni bağışla’”.

Efendim, benlik ve iddia kadar insanları bizden uzaklaştıran hiçbir şey yoktur. Bu tür düşünceler dünyamızı da, ahiretimizi de berbad eder, cehenneme çevirir. İşte bu noktada pek çok insan gibi kendinizin ağına düşüyorsunuz. Lütfen itiraz etmeyin, hayatta başka hiçkimse karşınıza çıkıp bunları Allah rızası için söylemez. Lütfen bu nefsaniyetin çemberinden kurtulun. Dikkatli olun, saygılı olun. Aslında siz de, ben de, hiçbirimiz de kamil insanlar değiliz. Hepimiz bin bir hata, bin bir yanlış içinde bocalıyoruz. Bunun tek kurtuluş yolu “Var olan Hak’tır, gayrısı yoktur” deyip, tevazu kapısından edeple geçebilmektir.

Artık karar sizin. Sorduğunuz için söyledim. Allah şahittir ki amacım sizi üzmek, kırmak, incitmek değildir. Ve ben ölüm bahasına da olsa açık açık doğruları söyleyen bir insanım. Diyeceklerim bu kadar. Yeni maillerinizi bekler, selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Sabri Tandoğan
Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]