Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Çok önemli bir konu: Dinleme Sanatı
Gönderen : Ayşe Aydın
Tarih : 29.11.2019 08:51:46


.
Merhaba Muhterem Büyüğüm,

Size ve bütün dostlara öncelikle en güzel duygularla selamlarımı sunuyorum.

Efendim, bir kimse az konuşma ve yanısıra güzel dinleme hasletini kendinde geliştirmek için neler yapabilir? Az konuşmak kadar çok iyi dinlemek de bir insanın mana yolunda ilerleyebilmesi için önemli bir şart mıdır? Herkes iyi bir dinleyici neden olamaz?

İnşallah Yüce Rabbimiz biz evlatlarınızı size layık olma yolunda sizin ardınızca ilerleyebilenlerden eylesin. Amin. Hayırlı günler...

Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :
----------------------------------------------------------------------
Sayın Ayşe Aydın,

Kıymetli yavrum, sorduğun husus çağlar boyunca insanlık kültür tarihinin en önemli birkaç meselesinden belki de en önemlisidir. İnsanın başına ne gelirse çok konuşmaktan geliyor. Bir veli zat “Çok konuşanların” diyor “göğüsleri içindeki kalpleri hastadır”. Nasıl çorba yaparken konulan tuz fazla olursa o çorba ağız tadıyla içilemezse, çaya konulan şeker aşırı miktardaysa o çay berbad olursa çok konuşma da öyle. Muhtabımızı sabır imtihanına tabi tutmaya ne hakkımız var? Yahut onun sabrını taşırıp ileri geri konuşturmak doğru olur mu? Anadolu’da bir laf vardır: “Lafın çoğunu, aptallar söyler” derler. Söz uzadıkça hata yapma ihtimalimiz, gönül kırma ihtimalimiz çoğalır. Havaya bir negatiflik hakim olur. Halbuki önemli olan bizi ziyarete gelen insanların ayrılırken memnun, mes’ut ve bahtiyar olmaları değil midir? Yunus Emre şiirlerinde çok konuşma konusu üzerinde ısrarla durur. Ve bunun bir nevi hastalık olduğunu söyler. Bizlerin de bu konuda çok dikkatli olmamız gerekir. Bir sohbeti deşarj olmak için, içimizdeki sıkıntıyı def etmek için vasıta olarak kullanmak bizim önce kendimize, sonra karşımızdaki insana saygımız olmadığını gösterir. Bu nedenle ne yapıp yapmalı, bu illetden uzak kalmaya çalışmalıdır. Roma imparatorluğunun en büyük hatibi Demosten, çok konuşmasını frenlemek için ağzına çakıl taşları alırmış. Dünyanın en ünlü hatiplerinin konuşmaları incelenecek olursa onların az ve öz konuştuğunu görürüz.

Nasıl bir güzel konuşma sanatı varsa aynı şekilde bir de gzüel dinleme sanatı vardır. Gidin kitapçıları gezin, en az onbeş yirmi tane güzel konuşma sanatı üzerine yazılmış kitaplar bulursunuz. Ama aynı kitapçılara sorun bakalım, bir de güzel dinleme sanatı kitabı var mı? Ben göremedim. Siz gördüyseniz lütfen haber verin. Hemen gidip alayım. Güzel dinleme sanatı bir edeptir, bir inceliktir, bir zarafettir. Dinlemesini bilen insanlar hangi toplumda olurlarsa olsunlar sevgi görürler, saygı görürler, iltifat görürler. Beğenilirler, el üstünde tutulurlar. Çünkü her insanın kendisini dikkatle , saygıyla, edeple dinleyecek insanlara ihtiyacı vardır. Bu insanların evlenmesinde bile önemli bir rol oynar. Yıllarca önce tanıdığım bir genç vardı. Gerçekten fizik olarak dört dörtlük bir insandı. Karşı cinsten insanlar sürekli peşinde dolaşıyorlardı. Bir gün evlendi. Eşi, hiç de parlak olmayan bir kimse idi. Bir gün kendisine sordum, peşinde o kadar kız varken, niye bu kızı seçtiğini, onu kırmayacak, incitmeyecek bir şekilde sordum. Verdiği cevap beni yıllarca düşündürdü. “Efendim” dedi, “beni o kadar güzel dinliyor ki, onun yanında kendimi mutlu hissediyorum....” Gerek iş hayatımda, gerek sosyal hayatta, gerekse aile hayatında dinlemesini bilen insanlar daima başkalarına tercih edilmişlerdir, takdir görmüşlerdir.

Japonlar insanlar konuşurken bazı duygularını, bazı düşüncelerini söylemezler, söylemek istemezler, gizlerler. Dinleme sanatını bilen bir insan karşısındaki insanın bu söyleyemediklerini de bulur, çıkarır. Japonya’da daha küçük yaştan itibaren anneler,babalar çocuklarına dinleme dersi verirler, dinlemeyi öğrenmedikçe hayatta hiç bir zaman başarılı olamayacaklarını anlatırlar. Bir insanın negatif durumları anlatılırken “Ne diyeyim” derler, “daha adam dinlemesini bile öğrenmemiş”. Öyle deyince başka soru da sorulmaz. Dinlemesini öğrenmemiş bir insan Japonların nazarında bir hiçtir. Bir sıfırdır. Hele bu devirde insanlara yapılacak en büyük iyiliklerden biri onları dikkatle, saygıyla, edeple dinlemektir.

Kıymetli yavrum, bu konuda söyleyeceklerim bu kadar. Sana güzel günler diliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sabri Tandoğan
Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]