Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Ferhat Usta, Ferhat Usta, neden güzellik ağlatır insanı...
Gönderen : Ayla
Tarih : 2/7/2020 4:38:12 PM


.



Değerli Büyüğüm,


Bugün cok güzel, pırıl pırıl bir gün. Hafta sonu olması, ailece bu güzel bahar havasını icimize yudum yudum doldurma hissi uyandırdı. Ankara'da yollarda,bahcelerde, agaclarda acan cicekler yorulan bedenlerimize can, daralan ruhlarımıza nese kattı. Bugün, en cok da gördügüm laleler beni düsündürdü.


Aslında dün gece bir arkadasımın oglunun dügününde calan, günümüzün moda sarkısı "Lale devri cocuklarıyız biz, zamanımız gecmis." nakaratından basladı lale düsüncesi.


1700' lü yılların ortalarında, Osmanlı taht kentini bastan basa kaplayan bir eglence, dünyanın tadını cıkarma hevesleri yanısıra, kullanılan esyada, hatta evlerin bicimlerinde ve boyalarında ince bir zevk ve tabiat sevgisi...Lale Devri.


Lale,bicimi ile, renkleri ve boyaları ile kendisine bakan her zevk sahibi gözde, bir incelik, bir kibarlık ve nazlılık izlenimini doguran güzel cicek. Eski Istanbul lalelerine baktım kitaplardan.Ince mi ince, uzun mu uzun, cennet kusu gibi olduklarını yazan kitaplara ve resimlerine.Kalın saplı, bodur ve yapragı acılmıs lalenin o devirde kusurlu sayıldıgını ögreniyorum. Bugünki laleler gibi. Sayın Celik Gülersoy "Lale ve Istanbul" kitabında :


"Laleler bu kadar bol ve cesitli acarak costugu ve o kadar ince ve ic ezen renklerde yetistigi icin mi, giysiler,mezar tasları,mermer cesmeler,resmi daireler böylesine lale desenleriyle süslüydü; yoksa onlar öyle oldugu icin mi, bu cicegin bu kadar cesidi, akıl almaz türü ve rengi üreyip duruyorduğ Ne biri, ne öteki kendi basına olgulardı." diye belirtmis.


Nereden kaynaklanıyordu bu çicek ve lale sevgisi..ğ


Rahman Sure'sinde "Yeryüzünü canlılar icin yarattı. Orda yemisler, kapcıklı hurmalar, yapraklı taneler, kokulu cicekler de var. Rabb'inizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsinizğ" yazıyordu Yüce Kuran'ımızda.Osmanlı'nın cicek sevgisinin kaynagı yüce kitabımızla ne güzel bagdasıyordu.Ucüncü Ahmed bir fermanında:"Kudret-i ilahiyeyi nazar-ı ibret ile temasa icin" yani "Allah'ın gücünü, dersler alarak, sonuclar cıkararak izlemek, gözlemlemek icin." mistik bir görüsle acıklıyordu lale sevgisini.Istanbul'da üretilen lale tiplerinin 1108 adet oldugu yazılmakta. Bin yüz cesit ve renkte lale.


Efendim, lale hakkında beni en cok etkileyen konu da Prof.Dr.Süheyl Ünver hocanın" The Hıstory of tulıps in Turkey" kitabında yazan:


"Harflerin karsılığı olan sayılar hesabına dayanan ebced usulünde "Allah" ile lale kelimesinin aynı rakamı verdiğinin anlasılması ve bunun da Divan Edebiyat'ında kendini göstermis olduğu.



Seyhi, "Cemende yakar iken bunca sem-ü cerag


Nicün tutar gözünü nergisin humar-ı habğ" demis.


Yani,


"Cemende lale bunca ısıklı mum ve kandil yaktıgı halde


Nergis bir türlü uykudan acamıyorğ"


(Nergis:Divan Edebiyatı'nda ciceginin bicimi nedeniyle göze benzetiliyor.)


Tasavvuf büyüklerinin de lalede Allah yazdıgını ve öyle baktıklarını daha önce okumustum.


Efendim, "Bugün Kızılay'dan yeni yapılan Kuğulu Kavsağına giderken iki yanlarda görmek istedigim ve onlarda Üçüncü Ahmed gibi" Kudret-i ilahiyeyi nazar-ı ibret ile temasa icin" anlamını hissetmek istedigimiz lalelerimiz nerede, bugün gördügümüz suni kocaman cicek yapraklı laleler neredeğ" diye evimize döndüm ve bu satırları siz degerli büyügüm ve gönül sohbetleri üyeleriyle paylasmak istedim. Insaalah toplum olarak lale gibi her cicekte Allah'ı görebilmeyi, sevgiyle, inceliklerle, güzelliklerle gönlümüzü doldurmak nasip olur.


En derin saygılarımla ellerinizden öpüyorum.


Ayla.


--------------------------------------------------------------------------------


Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları


Sayın Ayla Hanım,


Kıymetli yavrum, gördüğün bir lale üzerine yazmış olduğun maili bir şiir gibi okudum. İnan bana baştan sona bir şiir olmuş. Gözümün önüne laleler geliyor. O laleler inanılmaz güzellikteki görüntüleriyle gözlere ve gönüllere bir ziyafet çekiyorlar. İnsan ister istemez Yunus’u hatırlıyor: “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir göresi” diyor. Ve Kur’an-ı Kerim’de “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır” buyruluyor. Ve siz sarsılıyorsunuz: “Allah güzeldir, güzellikleri sever” Hadisi gözlerinizin önünde beliriyor. Heyecanınız daha çok artıyor. Ve Nazım sesleniyor:


“Ferhat usta, Ferhat usta
Neden güzellik ağlatır insanı”


Allah’ım ne güzel bir dünya yaratmışsın. Dünya güzel, çok güzel, inanılmayacak kadar güzel. Gökyüzü güzel, bulutlar güzel, yıldızlar güzel. Ya yerin altı, ya denizlerin, okyanusların dibi. Allah’ım insan kardeşlerime günün hay huyundan, patırtı gürültüsünden uzaklaşıp bu güzellikleri, incelikleri görebilmelerini nasip eyle. Neşati ne güzel söylüyor:


“Mestane nukuş-u suver-i aleme baktık
Her birini bir özge temaşa ile geçtik”


Rahmetli profesör Mehmet Kaplan, “geçtik” yerine “sevdik” kelimesini koymaktan çok hoşlanırdı. O zaman mısra şöyle oluyordu: “... her birini bir özge temaşa ile sevdik”.



Ya resim dünyası. Rambrannd’tan, Matisse’e kadar uzanan, Miro’da, Kandinsky’de, hele Clee de şaheserleşen bu çıldırtıcı renkler... Yarabbi bizlere bu harikulade güzellikleri, bu çıldırtıcı renkleri görecek göz, hissedecek, idrakine varacak gönül nasip eyle. İşte o zaman “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır” Ayet-i Kerimesi tecelli etsin.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Aziz Ruhlarına Fatihalarla.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]