Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Din, aşktır...
Gönderen : Sabr Babadan Mesaj
Tarih : 14.2.2020 10:18:14


.


"AŞKIN, EDEBİN, HAYÂN, ZERAFETİN, SAMİMİYETİN, İNCELİĞİN YOKSA, VAR GİT MEYHANEDEN KERHANEDEN NASİBİNİ AL"
İslâm aşktır, heyecandır, estetiktir, güzelliktir, zarafettir, hayatın her noktasında edeptir, hayâdır, inceliktir. Ne zaman ki İslâm’ı iman ve estetik boyutundan ayırıp katı, hissiz, duygusuz, aşksız, heyecansız şekillere icra etmişsek, işte o zaman o mânâ güzellikleri renk gibi uçuyor, duman gibi da­ğılıyor.


Se­nelerce evvel bir gün orta yaşlı bir adam Büyük Velî Fatih Türbedarı Ahmet Amiş Efendi Hazretleri’ne gider. Selâm verir, el öper, “Bir sualim var.” der. “Müsaade ederseniz sormak is­tiyorum.” Efendi Hazretleri tebessüm eder, “Buyur yavrum” der, “Ne soracaksan sor.” “Ben,” der adam, “nice yıllardır içki âlem­lerinden, fuhuş âlemlerinden başımı alamıyorum, ne kadar mücadele etsem o malûm şeylerden çıkamıyorum. Bir arka­daşımdan sizin şöhretinizi duydum, size bağlanmak istiyorum, beni kabul eder misiniz?” Sonra susar.



Ahmet Efendi Hazretleri gönül gözüyle adama bakar, bakar ve cevap verir:


“Nene gerek evlât, mânâ âlemi kim, sen kim. Var git meyhaneden, kerhaneden, nasibini al.”


Bu cevap üzerine adam tir tir titremeye başlar, ağlayarak çıkar gider. Kısa bir süre sonra gelir, ağlayarak Efendi Hazretlerinin elini öper. “Efendim,” der, “ben kesin dönüş yaptım. Bir daha ne meyhaneye, ne fa­hişelerin yanına gitmemeye Allah’ın üzerine yemin ettim. Tövbe ettim. Pişman oldum. Lütfen beni kabul buyurun.” Ve kısa bir zaman sonra o kesin dönüş yapan, tövbekâr olan, Ahmet Amiş Efendi Hazretlerine bağlanan kimse mânâ âleminde nice yollar kat eder.


Birtakım şeklî ibadetlerimiz hayra dönmedikçe onları yapsak ne olur, yapmasak ne olur?


Adam soruyor: “Yılbaşı gecesi sabaha kadar kafayı çe­keceğim, çekeceğim, kanım rakıyla, viskiyle vıcık vıcık olacak, ondan sonra da oruca niyet edeceğim. Olur mu, olmaz mı?” Cevap veriyorlar: “Niye olmasın?”


Allah aşkınıza istirham edi­yorum, rica ediyorum, yalvarıyorum. Elinizi vicdanınıza koyu­nuz, bir kere koyunuz, on kere koyunuz, bin kere koyunuz. Böyle cevap olur mu? Böyle ibadet olur mu? Böyle rezilce ibadetin hayrı olur mu? Sevabı olur mu? Kur’an-ı Kerim’de “İçinizde öyle namaz kılanlar var ki, kıldığı namaz ona lânet eder” buyruluyor. Yine Kur’an-ı Kerim’de, “İçkili iken namaza yaklaşmayınız.” emri var. Namaz ibadet de, oruç ibadet değil mi?


Birtakım mantık oyunlarıyla, “Efendim oruç tutayım mı diye soru sorana tutma mı diyeyim?” lâfazanlıklarıyla çağı, toplumu kokutanların, çürütenlerin yaptığı gibi nabza göre şerbet vermek İslâm edebine yakışır mı, Allah aşkınıza cevap veriniz."
Sabri Tandoğan Efendi Hz.
Aziz Ruhları Şad Olsun.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]