Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Oruç, beden ve ruhu bir eden bir aşktır, bir niyazdır.
Gönderen : Sabri Babadan Mektup
Tarih : 5/1/2020 11:05:28 AM


.
ORUÇ, BEDEN VE RUHU BİR EDEN AŞK’TIR, İNSANI ALLAH’A YAKINLAŞTIRAN BİR NİYAZDIR
Kıymetli yavrum,
Orucun amacı Allah yakınlığına insanı ulaştırmaktır. Allah’ın çağrısına, yalansız, riyâsız, samimi olarak kendini “veriştir”. Oruç, nefsaniyetin karanlıklarından, ışığa, nura, pırıl pırıl aydınlıklara hicrettir. Oruç, aşktır, niyâzdır, orucun ahlâk ve irade terbiyesi bakımından değeri çok yücedir. Oruç, insana sabrı, tahammülü, beklemeyi öğretir. Orucun bozulması, sakatlanması endişesiyle, nefsin nice arzularından vazgeçilir. Senede bir ay bunun eğitimi yapılır.

Oruçla, bedenin ruh üzerindeki baskısı azalmakta, ruhun özgürlüğüne imkân sağlanmaktadır. Cihâdın en üstünü, insanın kendi nefsiyle, ihtirasları ile olan savaştır. Önemli olan Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmaktır, yani onun gibi verici, merhametli, âdil, affedici, ayıpları örtücü, sabırlı olabilmektir.

Bize kötülük edenleri hayatımızın tek sorunu haline getirmemek, onlara aldırış etmemek, yumuşak ve güzel davranmak çok önemli konulardır. İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü güzel davranışla karşıla. Böyle yaparsan, aranızda düşmanlık olan kimse, candan bir dost gibi olur. Buna ancak sabredenler kavuşturulur ve ancak büyük nasibi olan kişiler ona eriştirilir. Eğer seni şeytan dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O her şeyi işiten ve bilendir. (Fusilet 34-35) Onlar öfkelerini yenerler ve insanların kusurlarını affederler. Allah da iyilik sahiplerini sever. (Al-i İmran, 134) Yalan, gıybet, küfür, hiddet orucun mahiyetini zedeler. Akşama kadar aç durmuş olunur. Oruç, insan ruh ve maddesinin ilâhi banyosudur. Beden ve ruh tevhidi oluş-maktadır.

İnsanı maddeden mânâya, dıştan içe, zâhirden bâtına, karanlıktan aydınlığa götüren orucun, oruçlu açısından bir de edepleri vardır. Oruçlu bir insan, sabrın, sükûnetin, efendiliğin, vakarın, rahim ve şefkâtin bir sembolü olmalı, çevresinde saygı uyandırabilmelidir. Oruç ve az yemek yemenin hikmeti, mânevî âlem hazinelerinin kilidi gibidir. Gönül pınarları, açlık ve oruç bereketi ile fışkırır. Hay esmasının tecellisi olan insan, bu esmayı Er-Rezzak esması ile değil de hay ile beslerse, daima hay olur. Mevlânâ on yedi gün, gece ve gündüz ağzına bir şey koymamış ve on sekizinci gün, “öyle bir hamle yaptım, uçtum, uçtum, hayyi-lâyemuta kavuştum.” demiştir. Bu ince kavuşma yolunu, Hâlik, oruçla mü’minlere hediye ediyor.

Oruç hem dinî bir emirdir, hem de güçlüklere katlanma hususunda bir egzersiz, bir tecrübedir. Ramazan ayının mevsimden mevsime değişmesi, ferdi disipline eder. İnsan, sıcak bir yaz mevsiminde de, soğuk kış günlerinde de bir sınavın sorumluluğu içindedir. Bu devamlı değişmenin sağlık üzerinde sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. Her gün, belli zamanlarda birkaç öğünü sindirmekle görevli mide için, senelik bir tatil olmaktadır oruç.

Oruç bedensel, maddî faydalarının yanı sıra, asıl mânevî yönüyle bizlere ışık tutmakta, nur vermektedir. Sabır, tahammül, bekleme, dişini sıkabilme hassalarını güçlendirmektedir. Gerek uzvî, gerek mânevî yönüyle oruç, bizleri yetiştiren, olgunlaş¬tıran, güzelleştiren, tekâmüle götüren bir ibâdettir.

Ramazanla beraber, bir bereket yağmuru giriyor evlerimize. Nice Müslüman, kendi hanesinde bunu yaşıyor, müşahede ediyor. Yılın her ayında aynı masraf yapılan evlerde Ramazanla beraber bir bolluk, bir bereket, bir çoğalma müşahede edilir. Ve gönüllerin yumuşaması, Ramazanın en büyük mucizelerinden biri değil midir? Yunus “Taş gönülden ne biter” der. Ramazanla beraber duygular arınmakta, temizlenmekte, incelmektedir. Daha derin bir anlayış ve hoşgörü hâkim olmaktadır. Oruç ruhu diriltirken, onun bütün kuvvetlerini de diriltmektedir. Gönlü kirlerden, paslardan, tozlardan, kabalıklardan arınmış bir cilâlı ayna haline getirmektedir. Sanki bir yeniden diriliş hamlesidir bu; ki bizi öbür Ramazana kadar salimen götürmektedir. Gören gözler, hisseden kalpler için Ramazan, bizi uyaran, günlük hayatın solduran, bıktıran, öldüren etkilerinden kurtaran bir nur ve ışık çağlayanıdır. Oruçla hem ruhumuz hem bedenimiz yepyeni bir senteze, yepyeni bir dirilişe ulaşmaktadır.

Orucu gerçekten usulüyle, âdâbıyla tutabilen insanlar için, eşya, çevre ve olaylar, insanlar yepyeni bir hüviyete kavuşmaktadır. Ramazanla beraber gönüle giden yoldaki tıkanmalar, bizi mânevî güzelliklerden uzaklaştıran birikintiler, çağın ve toplumun getirdiği tortular uzaklaşmakta, geçitler açılmakta, bir nur çağlayanı, kirleri ve pasları yıkamakta, gönüller arınmakta, berraklaşmakta, aydınlanmaktadır.

Ne olur her günümüz böyle aşk, heyecan, nur ve ışık çağlayanı içinde geçebilse... İçimiz ışısa, aydınlansa, eşyanın zâhiri kadar bâtınını da görebilsek... Sevgimiz bütün insanları, hayvanları, bitkileri, bütün kâinatı içine alacak kadar büyüse... büyüse... Yerdeki bir kum tanesinden gökyüzündeki Samanyolu’na kadar bütün evreni aşkla, inançla, heyecanla kucaklayabilsek... Ve Yunus gibi “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni...” diyebilsek...

Selam, saygı ve sevgi ile.
Sabri Tandoğan
Aziz Ruhlarına Fatihalarla.
Selamlar, esenlik, huzur, sağlık ve bereket dolu Ramazanlar, hayırlı cumalar.

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]