Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Hayatta küçük, basit, önemsiz diye bir şey yoktur...
Gönderen : Sabri Babadan Mesaj
Tarih : 15.9.2020 11:23:38


.
HAYATTA KÜÇÜK, BASİT, ÖNEMSİZ DİYE BİR ŞEY YOKTUR.
Kıymetli yavrum,

Senelerce, senelerce evveldi. Sıhhiye, Cihan Sokak’ta otu­ruyorduk. Yeni bir komşu taşınmıştı. Albay Muhittin Beyler... Dört kişiydiler. Karı, koca, iki de kızları. Kısa zamanda, herkesin sevgisini, saygısını kazandılar. Gerek Muhittin Bey, gerek Hikmet Hanım tertemiz, pırıl pırıl, melek gibi insanlardı. Kısa zamanda dost olduk. İlk günden itibaren, bir akraba yakınlığı gördük. İyi günde de, kötü günde de hep sevgi, saygı ve ilgilerini esirgemediler. Allah onlardan razı olsun...

Sonra, Muhittin Bey emekli oldu. İstanbul’a yerleştiler. Ziyaretlerine gitmiştik. Hikmet Hanım, önemli bir trafik kazası geçirmişti, ama her zamanki gibi teslimiyet içinde, “Derdi veren Allah, dermanını da ihsan eder.” diyordu. Gereken bütün tıbbî önlemleri alıyor, sonra, inançla, güvenle, sonuçtan emin, bekliyordu. Kısa bir zamanda, beklenen gün geldi. İyileşti. Hikmet Hanım, Kur’an-ı Kerim’deki “Nereye bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır” hükmünü hal haline getiren, yaşayan, son derece dikkatli, uyanık, gönül gözü açık bir seçkin insandı. “Bir gün,” dedi, “yolda gidiyordum. Yerde bir dikiş iğnesi gördüm. Kağıt mendille aldım. Eve gidince birkaç kere yıkadım. Kuruduktan sonra kolonya ile güzelce sildim. Sonra iğnedanlığa taktım. Bir iğnenin yerde ayaklar altında çiğnenmesine gönlüm razı olmadı. Kı­yamadım.” Nice zamandır bu olayı düşünüyorum. Beni çok etkiledi. Düşündükçe bazı gerçekleri daha iyi kavrıyorum.

Basit, küçük, önemsiz diye burun kıvırdığımız, bakıp geçtiğimiz nice olayların, durumların arkasında nice güzelliklerin, inceliklerin, hakikatlerin gizlendiğini görüyor, seziyor, ürperiyorum. Büyük Yunus’un, “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır.” derken içinde bulunduğu ruh hâlini hissetmeye çalışıyorum. Damlayan sular bazen mermeri deler,

Mevlânâ, “Bir damla suyun denize faydası vardır.” diyor. Bazen bir damla su kayanın içine girer. Pınar, kayayı çatlatır. Bazen buhara dönüşür. Her şey küçük başlangıçlarla olur. Vehbi Koç’a sormuşlar: “Bu kadar serveti nasıl elde ettiniz?” demişler. Cevap vermiş: “İlk bir lirayı ka­zanarak.” demiş.

Dağ diye gördüğümüz birleşen atomlardır, unutmayalım. Önemli olan ilk adımdır. İyiye de, kötüye de gidiş ilk adımla başlar. Hayatta küçük, basit, önemsiz bir şey yoktur. Öyle görüyorsak kabahat bizdedir. Atılan bir yanlış veya doğru adım, sadece bizi değil, denize atılan bir taşın halkalar halinde büyümesi gibi, derece derece bütün insanları ilgilendirir. Bazen bir tebessüm bütün kâinatı dolaşır.

Selam, saygı ve sevgi ile.

Sabri Tandoğan Efendi Hz.

Aziz Ruhları Şad Olsun

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]